Kohlberg’in Ahlak Gelişimi Teorisi

· Ekim 21, 2018

Hepimiz kendi devredilemez ahlakımızı geliştirdik. Soyut dünyada sadece “kötülük” den ayrılmayı değil, davranışlarımızı, algılarımızı ve düşüncelerimizi de etkileyen değerlere sahibiz. Hatta bazen bu değerler öyle içselleştirilmiştir ki duygularımızı etkileyebilir. Ahlakımızın gelişimini açıklamaya çalışan en önemli ve etkili modellerden biri, Kohlberg’in ahlak gelişimi teorisidir.

Öte yandan hepimizin kendi ahlak pusulası vardır. Bu nedenle, evrensel bir ahlak pusulası oluşturmak her zaman zor olmuştur. Bu, birçok filozof ve düşünürü meşgul eden bir konu. Birçok bakış açısı var. Kant felsefesini merkeze alan ahlak anlayışı, grup yararına dayanır. Ayrıca bireysel refahtan ilham alan faydacı bakış açısı da vardır.

Psikolog Lawrence Kohlberg ahlakın içeriğinden bir adım uzaklaşmak ve bunun yerine ahlak gelişimini araştırmak istedi. Doğru ya da yanlış kavramlarını umursamıyordu. Sadece insanların doğru ya da yanlış fikrine nasıl ulaştıklarını önemsiyordu. Çok sayıda mülakat ve çalışma sayesinde, çocukların yaşları ilerledikçe ahlak anlayışlarını geliştirdiklerini gördü. Tıpkı dil veya mantık benzeri diğer becerilerde olduğu gibi.

Kohlberg’in ahlaki gelişim teorisinde ahlaki gelişme üç seviyeden geçer: geleneksel öncesi, geleneksel ve geleneksel sonrası. Bu seviyelerin her biri iki aşamaya ayrılmıştır. Tüm aşamalardan geçmediğimizi anlamak önemlidir. Ayrıca son gelişim seviyesine de hepimiz ulaşmıyoruz. Aşağıda bu aşamalardan her birini ayrıntılı olarak açıklayacağız.

ahlak gelişimi

Kohlberg’in ahlak gelişimi teorisi

Ceza ve itaat merkezdedir

Kohlberg’in ahlak gelişimi teorisinin bu aşaması, geleneksel öncesi seviyenin bir parçasıdır. Burada, kişinin tüm ahlaki sorumluluğu bir otoriteye teslim ettiğini görürüz. Otorite figürü tarafından verilen ödül veya cezalar, neyin doğru ve neyin yanlış olduğu konusundaki kriterleri gösterir. Örneğin, bir çocuk ödevini yapmamanın yanlış olduğunu düşünebilir, çünkü eğer ödevini yapmazsa ebeveynleri onu cezalandıracaktır.

Bu düşünce tarzı, ahlaki ikilemlerin varlığını kabul etme yeteneğini engeller. İkilemler, ahlaki olarak açık bir cevabı olmayan ifadelerdir. Çünkü otoritenin bakış açısı her şeyi formüle eder ve kişi bunu meşrulaştırır. Bu, ahlaki gelişimin en basit seviyesidir. İlgi ya da davranış niyetlerini göz önüne almaz. Bu aşamada ilgili tek faktör sonuçlardır: ödüller veya cezalar.

Bireycilik ya da hedonizm merkezdedir

Kohlberg’in ahlak gelişimi teorisinin bu ikinci aşamasında yeni bir fikir ortaya çıkıyor. Buna göre, ilgi alanları bir bireyden diğerine değişmektedir. Bir şeyin doğru ya da yanlış olup olmadığına karar verme kriterleri hala eylemlerin sonuçlarına bağlı olsa da, artık başkaları tarafından işaretlenmemektedir. Artık birey, kendisine faydası olan her şeyin doğru olduğunu düşünecektir. Aynı anlamda, kayba ya da rahatsızlığa dönüşen her şey yanlıştır.

Kohlberg’in ahlak gelişimi teorisinin bu aşamasında işaret edilen egoist perspektife rağmen, birey zaman zaman başka insanların ihtiyaçlarını karşılamanın uygun olduğunu düşünür. Ancak bu sadece, pragmatik bir karşılıklılık veya garanti söz konusu olduğunda gerçekleşir. Bu, başka bir kişi için bir şey yaparsam, o kişinin benim için de bir şeyler yapması gerektiğini düşünmek anlamına gelir. Bu aşama bir öncekinden biraz daha karmaşıktır çünkü birey artık ahlak inşası görevini bir otoriteye vermemektedir. Ancak akıl yürütme basit ve bencil olmaya devam etmektedir.

Kişilerarası ilişkiler merkezdedir

Ahlak gelişiminin geleneksel aşaması bu evrede başlar. Birey, giderek karmaşıklaşan ilişkilere sahip olmaya başladığı için bir önceki evrenin karakteristik bencilliğini terk etmelidir. Artık önemli olan bir gruba kabul edilmektir. Buna karşılık, ahlak bu nokta etrafında dönecektir.

Bu aşamadaki birey için yapılacak en doğru şey, başkalarını memnun eden veya onlara yardım eden şey tarafından belirlenir. Burada önemli olan şey, davranışların ardındaki iyi niyetler ve başkaları tarafından ne ölçüde onaylandıklarıdır. Ahlakın tanımı, “iyi bir insan” olmaya dayanır. Yani sadık, saygın, işbirliği yapabilen ve nazik olmaktır.

ahlak gelişimi teorisi

Çocukların bu aşamaya ulaşıp ulaşmadığını tespit eden çok ilginç bir test var. Bu testte iki video izlenmesi gerekiyor:

  • Bir video, birine eşek şakası yapan bir çocuk vardır (çocuk küçük ama kasten yanlış bir şey yapmaktadır.)
  • Diğerinde, farklı bir çocuk daha büyük hasara neden olur, ancak bu sefer istemeden bunu yapmıştır (örneğin, giysilerini kirletmiş ya da yanlışlıkla camı kırmıştır).

Niyet unsuruna, ahlaki yargılarında bir modelleme değişkeni olarak yer vermiş çocuklar, zarar çok küçük olsa dahi kötü davranan çocuğun birinci videodaki olduğunu söyleyecektir çünkü kasten böyle davranmıştır. Diğer yandan, hâlâ Kohlberg’in ahlak gelişimi teorisinin erken dönemlerinde yer alan çocuklar, en kötü çocuğun en çok zarara yol açmış olan olduğunu söyleyecek ve bu zarara istemeden neden olduğunu dikkate almayacaktır.

Otorite ve sosyal düzenin korunması merkezdedir

Birey, gruplara dayalı ahlakı izlemeyi bırakır. Bunun yerine, onu topluma dayalı olarak görmeye başlar. Artık grupların ya da etrafındaki insanların hoşuna giden şeylerin önemi kalmaz. İyi ya da kötü olanın ölçütleri, belirli davranışların sosyal düzenin korunmasına yardımcı olup olmadığına ya da engellenmesine dayanır. Bu aşamada önemli olan, toplumun istikrarıdır ve kaos yaşanmamasıdır.

Burada yasalara ve yetkililere büyük saygı duyulan bir birey buluyoruz. Yasa ve otorite, bireysel özgürlüğü toplumsal düzen ya da ortak esenlik lehine kısıtladıkları için önem kazanırlar. Ahlak kişisel bağların ötesine geçer ve güncel mevzuata bağlıdır. Sosyal düzeni korumak için bu yasalara uymak zorundadırlar.

Sosyal sözleşme merkezdedir

Bu aşamada, ahlak gelişiminin son seviyesine giriyoruz. Çok az kişinin hayatları boyunca ulaştığı bir aşama bu. Burada ahlak, esnek ve değişken bir madde olarak anlaşılmaya başlar. İyi ya da kötü, birey içindir çünkü toplum aklak kriterlerini kuran bir sözleşme yaratmıştır.

Bu aşamadaki insanlar, yasaların ardındaki akıl yürütmeyi anlar ve buna dayanarak, onları eleştirirler ya da savunurlar. Ayrıca onlar için bu yasalar sonsuz değildir ve gelişebilir. Bu aşamadaki insanlar veya çocuklar için ahlak, kabul edilen bir sosyal sisteme gönüllü katılım anlamına gelir. Herkes için bir sosyal sözleşmenin olması daha iyidir.

ahlak

Evrensel etik ilke merkezdedir

Kohlberg’in kuramının bu son aşaması, tüm gelişim sürecinin en karmaşık aşamasıdır. Artık birey kendi etik ilkelerini yaratır. Bunlar kapsamlı, rasyonel ve evrensel olarak uygulanabilir. Bu ilkeler, açıklanması zor olan soyut ahlaki kavramlardır ve mevcut yasaların ötesine geçer. Kişi kendi ahlakını, toplumun empoze ettiği kurallara göre değil toplumun nasıl olması gerektiği konusundaki kendi inancına göre oluşturur.

Bu aşamanın önemli bir yönü evrensel uygulamasıdır. Birey kendisi için geçerli olan kriterleri başkalarına da uygular. Ve başkalarına kendisine davranılmasını istediği gibi davranır. Ya da en azından böyle davranmaya çalışır. Böyle olmasaydı, çok daha basit bir düzeyde olurduk. Bireysellik aşamasına benzeyen bir seviyede olurduk.

Bununla birlikte, Kohlberg’in ahlak gelişimi teorisine göre insanlarda ahlakın nasıl geliştiğini artık biliyoruz. Öyleyse, kişisel olarak düşünme fırsatımız var. Kendinizi bu ahlak gelişimi evrelerinin hangisinde görüyorsunuz?