Kim Olduğumuzu Biliyoruz ama Ne Olabileceğimizi Bilmiyoruz

· Haziran 21, 2018

Etrafıma bakıyorum ve hayalleri ve umutları olmayan insanları, onları mutlu etmeyen yaşam koşullarını görüyorum…

Vazgeçmiş, sadece bugünü yaşamaya bakıp, aslında ne olabileceklerini hiç düşünmeyen insanların hayatlarını görüyorum. Sonuç olarak, hayatlarının farklı olabileceği ihtimalini bile hiç düşünmeyen insanlar ile beraber yaşıyoruz.

Bunlar, geleceklerini tanımlamak için hala yeterli bir güce sahip olduklarını kabul etmek için hiçbir amaç ya da cesareti olmayan ve hevesi kaçmış olan insanlardır. Çalışmaları, yaptıkları işleri, medeni halleri veya kişisel durumları ile tanımlanıp, yeteneklerine veya değerlerine dikkat edilmez.

Bu insanların hayatları geçmişte yaptıkları işlerden oluşup, şu an üzerinde çalıştıkları herhangi bir şeye bağlı olmaz. Geleneksel bir hayattan yana tercih kullanarak, hayal kurmalarına olanak sağlayan her şeyi terk ettiler. Şimdi, sadece yapmaları gereken işleri yapıyorlar.

Neden hayatın dizginleri almasına izin veren çok insan var? Her şeyin zaten yazılmış olduğu düşüncesiyle ilgisizliğini haklı çıkarmaya çalışırlar.

Neden hayallerinden vazgeçiyorlar? Sadece biraz daha fazla çaba göstererek, daha büyük bir hedefe ulaşabilecekleri umudundan nasıl vazgeçmeye karar verirler? Şimdi biraz daha derine inelim…

“Hayatlarımız bizi yaşarken, biz neden hayatlarımızı yaşadığımızı düşünüyoruz ki?”

– Son Cato (2001) ve Cato’nun Dönüşü (2015) – Matilde Asensi

Yaşanacak çok hayat var

İçinde bulunduğunuz durumu inkar edemezsiniz. Kendinizin içinde bulduğunuz durum, kararlarınızın, deneyimlerinizin ve değerlendirdiğiniz fırsatların bir sonucudur. Belki de tam olarak beklediğiniz ya da hak ettiğiniz gibi olmasa da, işte şu an tam buradasınız.

Geçmişte kim olduğumuz ve şimdi kim olduğumuz arasındaki zıtlık, gelişimimiz hakkında bize ipuçları verir.

kumdaki ayak izleri

Şu an, en iyi arkadaşınız ya da en kötü düşmanınız olabilir. Sizi zincirleyen demirler ya da yeni zirvelere ulaşmanıza izin veren veya hayallerinizi gerçekleştiren trambolin olabilir.

Her şey, içinde bulunduğunuz durumu nasıl gördüğünüze bağlı. Geleceği göremez veya karşılaşacağınız engelleri ya da tanışacağınız insanları tahmin edemezsiniz. Bununla birlikte, ne olursa olsun, tutumunuzun ne olacağına karar verebilirsiniz.

Kendinizi olduğunuz gibi bilmek önemlidir. Ayrıca hayatınızı ve yolunuzu nasıl odaklamak istediğinizi seçmek de önemli – ve mümkündür.

Eğer yapmazsanız, o zaman bir kukla olacaksınız. Karakterinizi kucaklamalı, zayıf noktalarınızı kabul etmeli, sınırları kabul etmeli ve ilerleyebileceğinize inanmalısınız. Bu şekilde, gelişip ve büyüyebilirsiniz.

Bir sınırlama, kim olduğunuzu veya ne olabileceğinizi tanımlamaz

Zayıf noktalarınız, sınırlamalarınız ve hatalarınızdan çok daha fazlasına sahipsiniz. Sizi tanımlamaz ve ne yapmak istediğinize engel olmazlar.

Onları bir sıçrama noktası olarak kabul edin. Kendinizi tanıdığınızda, zorlukların üstesinden nasıl geleceğinizi bilir ve bu sayede onlardan ders alarak büyüyebilirsiniz.

Hatalarınız ve sınırlarınız, potansiyelinizi tanımlayan kıstaslar değildir. İster sizin seçiminiz olsun ister olmasın, koşullara uyum sağlama yeteneğinizdir.

Günün sonunda, hayatınızı yönlendirmeniz gerekmez. Kendinizi yönlendirmeniz yeterli olur. Bu şekilde, hayatın size kattığı şey her ne olursa olsun, kararlarınızdan sorumlu olacaksınız.

Eğer bunu yaparsanız, potansiyeliniz kendinize bağlı olur. Ne olabileceğiniz, şu anki duruma meydan okumak için gerekli olan cesarete ve ne yapmak istediğinize bağlıdır.

Dünyadaki yeriniz herhangi bir  yerde yazılı değildir, nerede olmak istediğinizi seçme gücünüz vardır. Soru şu: Kendi hikayenizin kahramanı olmak istiyor musunuz yoksa istemiyor musunuz?

Ya da hayatın sizi ele geçirmesini mi istiyorsunuz? Mağdur olmanın rahatlığını ya da oyuncu olmanın rahatsızlığını mı tercih ediyorsunuz? İzleyen mi yoksa harekete geçen mi olmak istersiniz?

“Ne olduğumuzu biliyoruz, ama ne olabileceğimizi bilemiyoruz.”- William Shakespeare

Daha ileriye gidebilmek için kendinizi bırakmalısınız

Şimdi, ilerlemek istiyorsanız, sizi köleleştiren şeyleri geride bırakmak zorundasınız. Bunlar, insanlar, duygular, nesneler veya eylemler olabilir. Kendinizi zehirli atışmalardan kurtarın.

kadın sahilde koşuyor

Sıklıkla, “şunu yapabilirdim/yapmalıydım/yapacaktım” zihniyeti içine sıkışır kalırız. Hatalar ve eksiklikler için kendinizi paralarsınız. Bir çözüm aramak yerine, kendi beklentilerinizin tuzağına düşersiniz. Kontrol edilemeyenleri kontrol etmeye çalıştığınız için kaç kez takılıp düştünüz, hatırlıyor musunuz?

Bizi geride tutan her şeyden vazgeçmeyi öğrenmeliyiz. Özellikle de her şeyi kontrol etme isteğimizden.

Gelecek öngörülemez ve belirsizlikler ile doludur. Bu bazılarımızı korkutuyorken, kişiliğe bağlı olarak başkalarını heyecanlandırıyor. Aynı zamanda, bizi etkileme ve eylemlerimizi ve kararlarımızı değiştirmemizi sağlayacak güce sahiptir. Anahtar, kendimizi olasılığa açmaktır.

Bu yüzden kendimizi serbest bırakmamız gerekiyor. Nihai sonucu belirleyen tek şey olmasa da, harekete geçmeyi öğrenmemiz gerekiyor.

İleriye giden yol affetmek ve öfkeden kurtulmaktır. Aksi halde büyümek ve değişime ayak uydurmak imkansız olduğu için, kim olduğumuzu kabul etmeyi öğrenin. Hayatımızın sorumluluğunu almanın ilk adımı budur.