Kendinize Zarar Verdiğiniz Adaptasyon Süreçleri

22 Kasım, 2020
Kendine zarar verecek şekildeki bir adaptasyon süreci, acıyı normalleştirdiğinizde gerçekleşir. İçinde bulunduğunuz durumdan bir çıkışın olmadığına ikna olmuş olabilirsiniz. Ancak, pasif bir tutum sadece ruhunuza zarar verir ve yıkıcı olur.

Genellikle bir parmağa diken batması size acı veren bir durum, değil mi? Peki bu dikeni çekip çıkarmazsanız ne olur? Orada olduğunu biliyor olursunuz ama sahip olduğunuz bu acı şimdi daha farklı bir boyutta olacaktır. Öyle ki, nihayet onu çıkarmaya karar verene kadar onu bir süre orada tutabiliyorsunuz. İnsan ilişkilerinde, kendinize zarar verdiğiniz adaptasyon şekli tam olarak işte budur.

İnsanlar, acıyı çarpıcı ve beklenmedik bir şekillerde normalleştirebilirler. Dahası, çoğu insan doğuştan gelen adaptasyon yeteneklerinin ne dereceye kadar gittiğini aslında pek de bilmiyor. Bunun yanında, bu özelliği çalışma ortamlarında rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Örneğin, insanlar haklarının çiğnendiği bir ortamda veya pozisyonda onlarca yıl geçirdiklerinden haberdar olsalar da rahatsız olmazlar. Hatta, belki de, tacize katlanmaları gereken bir yerde çalışsalar bile.

Peki sizce insanlar maaş için mi böyle bir muameleye tahammül ediyor? Olabilir, değil mi? Bununla birlikte, kendi kendinize zarar verdiğiniz adaptasyonun bu şekli genellikle finansman kaygılarının ötesine geçmekte. İnsanlar çoğu zaman bu aşağılayıcı konumda kalıyorlar, çünkü herkesin algısında üç aşağı beş yukarı “olan budur”. Sonuçta, insanlar, çalıştıkları alan için şu şakayı bile yapıyorlar: “çalışmak o kadar dayanılmaz birşey ki, bunu yapmanız için size para bile ödüyorlar”. Böylelikle kişi, bu tür sözlü ifadeler ve mazeretler yoluyla ortaya çıkan psikolojik kırılmanın ağırlığını hissetmeden bulunduğu ortama uyum sağlıyor.

Kendinize zarar verdiğiniz bu adaptasyon tipi, mazoşizmin de ötesine geçen bir durum ve aslında bilinmeye oldukça değer bir dizi gerçekliğin de bir parçası.

“Harabelerin ardındaki sırları bulmak için artık kendimi parçalamayacağım ve yok etmeyeceğim.”

– Hermann Hesse, Siddhartha

Kendinize zarar vermek istiyorsanız, acıyı normal bir şeymiş gibi kabul edin.

Kendi kendinize zarar vereceğiniz bir adaptasyon tarzı – sizi inciten şeyi normalleştirmek

Psikoloji bilim dalı, artık yeni bir fenomen haline gelmiş bu durumu yıllardır inceliyor. Dışarıdan birinin bakış açısıyla olaya yaklaştığımızda, bu, son derece çarpıcı ve aslında açıklanamaz bir durum. Kendi kendine zarar veren ve düzenlenmemiş davranışlar yalnızca tek bir bakış açısından anlaşılabilir: bir kişinin, bu acının karşılığında bir şey aldığı.

Örneğin, alkol veya uyuşturucu kullanımı gibi tüm bağımlılık tabanlı davranışlar zararlıdır. Ancak, kişi, bu alışkanlıkların karşılığında zevk alır ve bu da kendine zarar veren bir bağımlılığa dönüşür. Aynı şey kendine zarar verme gibi uygulamalar için de geçerli. Bu durumda, fiziksel acı, duygusal acı için bir çıkış yolu görevi görür.

Öyleyse, mutsuz bir ilişki içinde kalmaya devam eden bir kişinin davranışlarının arkasındaki gizemin açıklaması nedir? Eşlerinin sürekli olarak onları kandırmasına veya üzmesine rağmen neden hala bu ilişkinin içerisinde kalıyorlar? Nefret ettiği bir işte çalışmaya devam eden bir insanın bu iş yerine faydası ne kadar olacaktır?

Kendi kendinize zarar vereceğiniz kişilik yapısı

Kendi kendine zarar veren adaptasyon tarzına aracılık eden bazı nedenleri anlamak için, bu işin temellerine geri dönüp bakmalısınız. Başka bir deyişle, insanoğlunun kişilik yapısına en baştan bir bakın. Bu zararlı uygulamaları normalleştirme noktasına getiren bir profille karşılaşmanız tabii ki de sizi şaşırtabilir. Kişilik araştırmaları alanında öncü bir psikolog olan Theodore Millon, bu anlamda bir yapıdan bahseden ilk kişiydi:

  • Kendine zarar veren kişilik yapısına sahip insanlar, aynı türden zarar verici ilişkileri defalarca arar ve bulurlar.
  • Onları aldatan ve hayal kırıklığına uğratan insanlara,  neredeyse gönüllü olarak yönelirler.
  • İstismarı normalleştirirler, çünkü ilişkilerini mutlak bir bağımlılık içinde yönlendirirler.

Theodore Millon’a göre, kendine zarar veren bu adaptasyon tipi, genellikle sınırda kişilik bozukluğu ismiyle tanınan rahatsızlığın özelliklerinden biri.

Mazoşist kişilik yapısı

Kendine zarar veren kişilik yapısının ötesinde başka bir tür davranış kalıbı daha var: mazoşist kişilik yapısı. Bu durum, halihazırda da belirli bir klinik kategorinin parçası: kendine zarar veren veya mazoşist kişilik bozukluğu.

Dr. Otto Kernberg tarafından yapılan bir çalışmada, bu yapının bazı özelliklerini tanımlanmış:

  • Birincisi, kendilerini sürekli olarak değersizleştirirler.
  • Nadiren kendi ihtiyaçlarını düşünürler.
  • Kendilerini mutlu edecek aktivitelere dahil olmak istemezler.
  • Ayrıca, başkalarına yardım etmek adına, aşırı derecede fedakarlık yaparlar.
  • Acı ve ıstırap deneyimlerini normalleştirme (ve hatta arama) eğilimindedirler.
  • Sonunda da yardımı reddederler. Hatta, kendilerine saygılı davranan herkesten uzak durma eğilimindedirler.

Acı bildiğiniz tek şey olduğunda

Bu şekilde birinin acı ile ilgili beklenmedik sınırlara kadar nasıl tahammül ettiğini görmek, etrafındakilerin çoğunu üzmeyecektir bile. Ancak, onlarla ilgili herhangi bir yargıya varmadan önce, bu insanların yapılarını da anlamalısınız.

Örneğin, çocukluğunda fiziksel ve psikolojik olarak istismara uğrayan birini hayal edin. Bu, daha erken yaştayken, sevgiye aşağılanmanın eşlik ettiğini öğrenerek büyüyen bir kişi olacaktır. Bu kişiler, onları seven herkesin onlara zarar verebileceğini düşünürler.

Bunun gibi bir tespit, şüphesiz, birçok insanın neden acıya tahammül ettiğini ve acıdan çekinmediğini açıklıyor.

Kendi kendine yıkım yaşayan bir adam.

Kendinize zarar verdiğiniz adaptasyon türü ve değişim korkusu

“Bu ilişkiden ayrılırsam beni kim sevecek?” “İşimden ayrılırsam ne yapacağım? Ortada benim için uygun hiç bir fırsat yok.” İnsanlarda değişime karşı direnç, aslında çoğu insanın üzerinde çok az durup düşündüğü ve dikkat ettiği bir faktör. Bu anlayışın, patolojik olarak kökleşmiş olduğu zamanlar var ve bu durumun hayatınızda yer alması potansiyelinizi gerçekleştirmenizi engeller ve sağlığınızı bozar.

Bu durumlarda, değişim, korkusunu yaşıyor olabileceğiniz diğer her şeyden daha korkunç olacaktır. Kendinize zarar verdiğiniz bu uyum ve adaptasyon şekli, acıyı ve aşağılanmayı normalleştirme eğiliminde olmanıza sebep olur ve sizin için uygulanabilir başka bir yaşam tarzı olmayacaktır. Bu durumlarda, her zaman iyi bir destek ağına sahip olmak son derece önemli.

Kendinize zarar verdiğiniz bu uyum ve adaptasyon zincirini kırmak, sağlıklı bir özgüven seviyesi gerektiriyor. Ayrıca, dışarıdan neler olduğunu görebileceğiniz bir mesafe anlayışı da belirlemelisiniz. Size yardımcı olabilecek birine sahip olmak, bu noktada son derece önemli. Ancak, tabii ki, yapacaklarınızın hepsi de yine kendinize bağlı. Alacağınız sizin kararınız ve hak etmediğiniz halde tahammül edilemez olana tahammül etmek durumuna bir son vermek de sizin kararınız olmalı.

  • Millon, T. (1995) Disorders of personality: DSM-IV and beyond. Nueva York: Wiley.
  • Ghent, E. (1990) Masochism, submission, surrender – Masochism as a perversion of surrender. Contemporary Psychoanalysis; 26: 108-136