Karakteriniz Kolay Olanı Değil, Doğru Olanı Yapmayı Teşvik Eder

06 Ocak, 2018

Bir insanın karakteri, sahip olabileceği tüm erdemler arasında en önemlisidir. Bununla birlikte, karakterli olmak, cesaret, dürüstlük ve kendine sadık olmayı gerektirir. Yalnızca güçlü bir karakter ile, başkalarının beklentilerine göre hareket etmekten daha ziyade, gece başımızı yastığımıza temiz bir vicdanla koyabilir ve her zaman doğru olanı yapabiliriz. Böylece, karakter dediğimiz kavram, olağanüstü bir zihinsel tutum ve kişiliğimizin özüdür.

İnsanların sık ​​sık ve bazen de dikkatsiz bir şekilde dile getirdikleri bir durum, filanca insanın ya karaktersiz oluşu ya da bir başkasının kendi karakterine çok bağlı olduğudur. Kimileri ise, karakterin, basit bir fiziksel görünüşten daha ziyade, bir kişiyi gerçekten daha çekici kılan bir özellik olduğunu ifade etmektedir. Bu görüşler, hepimizi, insan olmanın ne anlama geldiği ile çok alakalı bir alana bakmaya yönlendiriyor. Çünkü hepimiz, başka insanları sınıflandırmak için belirli faktörleri kullanıyoruz.

“Bilgi size güç verir, ancak karakter size saygı getirir.”

– Bruce Lee

İnsanlar genel olarak karakter ile kişilik kavramlarının aynı şey olduklarını düşünür. Bu tam olarak doğru değildir. Psikolojiye göre karakter, mizaç ve yeteneklerle birlikte, kişilik temelinin bir parçasını oluşturur. Aslında kişiliğimizin bu ilginç bölümünü incelemeye kendini adamış birçok psikolog, karakterin, psikolojinin geriye kalan alanlarını büyük ölçüde etkilediğini dile getirmektedir.

Başka bir deyişle, karakter, varlığımızın beşinci özüdür.

Karakter eğitilmiş irademizdir

Her birimizin karakterinin güçlü yönleri vardır. En çok ihtiyacımız olduğunda, içimizdeki değerler ayakta kalmamızı sağlar. Peki bu ‘içimizdeki değerler’ nereden geliyorlar? Bu büyüleyici psikolojik zanaat nasıl oluşuyor? Bunun, genlerimizin, çevremizin ve edindiğimiz tecrübe bir araya gelerek oraya çıkartıkları sonucun bir göstergesi olduğunu söylenebilir. Birçok insan bu durumu, bu şekilde açıklayabilir. Bununla birlikte, bahsettiğimiz konu içerisinde daha ilham verici ve mutluluk veren başka bir şey daha vardır.

Bireyin karakteri bir gecede oluşmaz. Belli bir istek olması lazım, bireyin yaşaması gereken bir aydınlanma, er ya da geç, okulda kendisine aşılanan katı düşüncelerin ve sınırlayıcı öğretilerin farkına varma ya da toplumun bize aşılamaya çalıştığı görünmez ‘barkodlardan’ arınmak gerekir.

Karakter dediğimiz kavram, aynı zamanda kişisel bir tercihtir de, en nihayetinde, harekete geçmemize olanak sağlayan birikmiş bir güçtür. Özümüze ve bireyselliğimize değer vermemize yardımcı olur. Her bir geçen saniyede, doğru işi, doğru şekilde yapıp yapmadığımız konusunda bize rehberlik eder. Aristo’nun kendisi de, karakteri, ahlaki görev ve kişisel eğilimlerin bir araya geldiği bir kavram olarak tanımlamıştır. Bu ögeler bir araya geldikten sonra, yalnızca bir amaçları olmalı: doğru olana bağlı kalarak, asil bir şekilde davranmak. Ancak o zaman kendi onurumuzu, dürüstlüğümüzü ve toplumsal refahın kendisini hayata geçirebiliriz.

“Karakter ve kişisel güç, her şeye değer olan tek yatırımdır.”

– Walt Whitman

kızıl saçlı kadının kafasında aslan ve kız çocuğu var

Karakterin üç şartı

Şimdiye kadar anlayabildiğimiz bir şey (ve gözden kaçırmamamız gerekir), her birimizin, kendi karakterinden sorumlu olduğudur. Konuyla ilgili yazarlardan ve uzmanlardan Renne Le Senne veya Gaston Berger, karakterimizin, çocukluk ya da ergenlik döneminde kesin olarak oluşmadığını dile getirmektedir. Aslında, değerlerimizi, duygularımızı ve tutumlarımızı şekillendiren bu karmaşık sentez, zamanla meydana gelir.

Bu nedenle, kaba yönlerimizi yontmak ya da kendimiz ve çevremiz ile daha uyumlu bir şekilde hareket etmek adına belirli özelliklerimizi ‘parlatmak’ için her dair zamanımız vardır.

“Bilgiyle bezenmiş bir karakter oluşturmak, eğitimin gerçek amacıdır.”

Martin Luther King

Aynı yazarlar, karakterimizi oluştururken, kendimizi üç somut faktör temelinde, nasıl yorumladığımıza, nasıl yaklaştığımıza ya da nasıl hazırlandığımıza bağlı olduğuna dikkat çekmektedir. Şimdi bu üç ögeye yakından bir bakalım.

kadının başında kuş yuvası var

Duygusallık

Duygusallık, belirli uyarıcıları aldığımız zaman, belirli duygular üretme kabiliyetimiz anlamına gelir. Aynı zamanda, duyarlılığımızı ve başkalarının duygularına nasıl tepki vereceğimizi de şekillendirir. Bu faktörün özelliği, aynı şeylere, aynı şekilde tepki göstermememizden kaynaklanmaktadır. Bu farklılık, bu nüans da karakterimizi şekillendirir.

Bazı insanlar mizacı gereği soğuk bir karaktere sahiptir ve başkalarının acısına herhangi bir tepki göstermezler. Buna karşılık, daha hassas olan ve başkalarına yardım etmek için, kendi hayatlarını riske atarak, bu konuda iki kez bile düşünmeyecek olan insanlar da vardır.

Aktivite

Her birimiz, içselleştirdiğimiz ve bize ait olarak bellediğimiz değerlere ve ilkelere göre hareket ederiz. Bununla birlikte, burada karakter konusunun en ilginç yönlerinden birinden bahsediyoruz; hepimiz adaletsizliğini gördüğümüz veya değer sistemimize karşı olan durumlara ya da olaylara karşı tepki gösterebilecek durumda değiliz.

Örneğin, çok fazla yiyeceğin yenmeden bırakıldığı bir restoranda çalışıyorsam, bu besinlerin çöpe gitmemesini sağlarım. Onları, bu yemeklere ihtiyacı olan kişilere gönderirim. Bununla birlikte, her zaman hareketsizliği seçenler de olacaktır. Etraflarına bakıp, dikkati kendi üzerilerinden başka yönlere aktarmaya çalışırlar. Doğru olmadığını bilseler bile, herkesin yaptıklarını yaparak kendilerini sınırlandırırlar.

Tepki

Bir karakterlerin nasıl oluştuğunu anlamak için baz almamız gereken son temel faktör ise tepkidir. Bu kavram, belirli şeyleri gördüğümüzde ya da deneyimlediğimiz de, tepki göstermemiz için gerekli olan süreyi ifade eder. Mesela, bize zarar veren, mutsuz bir ilişkiden yeni çıktık. Birkaç ay sonra, eski sevgilimiz ile neredeyse aynı karaktere sahip biri ile tanıştım.

Önceki tecrübelerinden yola çıkarak, bir yorumda bulunamayacak ve buna tepki veremeyecek insanlar vardır. Yani geçmişlerinden ders almazlar. Böylece, tekrar tekrar aynı hataları yaparlar. Rüzgar nereden eserse oraya savrulup, daha onurlu, daha sağlam ve daha sağlıklı bir karakter oluşturmak için herhangi bir çaba içerisine girmezler.

kadının ellerinde güller var

Sonuç olarak, tıpkı yazının başında da söylediğimiz gibi, karakter en değerli erdemimizdir. Karakterimiz sayesinde, sıkıntılarımızı dengeleyebiliriz. Her geçen gün daha güçlü, daha cesur ve daha doğru olduğunu düşündüğümüz şeyleri yapmak için, kendimizi daha hazır hissetmemizi ve yatağımızdan bunun bilinci ile kalkmamıza yardımcı olan yine karakterimizdir.

Tüm enerjimizi, karakterlerimizi inşa etmek için kullanmalıyız ki böylece daha özgür olup ve her şeyden önce mutlu olabilelim.