Kaçınmacı Irkçılık Nedir?

Ağustos 13, 2021
Toplumsal evrim ve imajın gelişmesiyle birlikte tanımlanması kolay olan belirgin ırkçılık, yeni bir ırkçılık türüne yol açmıştır. Bu yazıda kökeni ve zaman içinde onu ayakta tutan faktörler hakkında konuşuyoruz.

Irkçılık ve özellikle de kaçınmacı ırkçılık, bu iki kavram mutlaka aynı anlama gelmese de, genellikle ırk ayrımcılığı ile özdeşleştirilir.

Irkçılık, belirli bir ırka, genellikle kendi ırkına karşı övgü ve üstünlük duygusu gibi olumlu hisler içeren bir ırksal önyargıdır. Ancak ırk ayrımcılığı, bir veya daha fazla farklı ırka karşı marjinalleştirme veya aşağılama gibi olumsuz bir önyargının ifadesidir.

Yabancı düşmanlığı veya ırkçılık, bir şekilde toplumun doğasında var olan tutumlardır. Peki bunun nedeni nedir? Şimdi, ırkçılığın ve özellikle günümüz toplumunda mevcut olan kaçınmacı ırkçılık kavramını ve sosyal etkilerini inceleyeceğiz.

birbirlerine destek olan iki farklı renkli el

Irkçılık neden var?

Irkçılığı açıklayan en yaygın nedenlerden biri, farklı olandan korkma eyleminde bulunabilir. Bu konudaki cehalet veya bilgi eksikliği nedeniyle, bize yakın olmayanı reddetme ve küçümseme eğilimindeyiz.

Öte yandan, kişinin kendi kişiliğinin oluşumu baskındır. Kişinin aldığı eğitim ve kendine yakın görüşlerin sabit etkisi, yabancı olanı anlama ve algılama şeklini büyük ölçüde etkiler.

İnsanlar genelleme yoluyla öğrenirler. Küçüklüğümüzden beri dünyayı ve ögelerini sınıflandırırız. Bu şekilde, eğer milliyet veya din gibi göstergeler insanları ilişkilendirmek için kullanılırsa, sonunda belirli bireyler etrafında daha sonra bu bireylerin dahil olduğu grupların tamamına genellenecek klişeler ve önyargılar yaratırlar.

Sonunda insanları ait oldukları gruba göre ayırmayı öğrenirsiniz. Ve bireye, neredeyse kendi kişiliğini iptal eden, kolektifiyle ilişkili özellikler verilir. Bu şekilde, doğrulama yanlılığına dayalı kendini gerçekleştiren kehanet gibi etkiler üretilir.

Kaçınmacı ırkçılık

İkinci Dünya Savaşı sırasında dünya, sözde “Aryan ırkının” ırkçılığına, diğer etnik gruplara karşı ırk ayrımcılığına ve bunların feci sonuçlarına tanık oldu. Bir başka örnek de Apartheid döneminde yaşananlardır. Bu tür açık ırkçılığın 21. yüzyılda azaldığı doğrudur. Ancak bu artık yaygın olmadığı anlamına gelmiyor.

1986’da sosyologlar Samuel Gaertner ve John F. Dovidio, tarihimizden kaynaklanan bir tür ırkçılığın varlığını açıkladılar: Kaçınmacı ırkçılık.

Kaçınmacı ırkçılık, bugün özellikle beyaz ırkta yaygın olan iki eğilimi ifade ediyor. Birincisi, farklı etnik azınlıklara karşı birçok önyargının hala varlığını sürdürmesidir. Toplumları etkileme kapasitesine sahip kurumlar ve kişiler tarafından incelikli bir şekilde ve birçok durumda kasıtsız olarak aktarılan önyargılardır bunlar.

İkinci eğilim, beyazların, “öğrendikleri ve evrimleştikleri” için ırkçı olmadıklarına inanmaları olacaktır. Başka bir deyişle, beyazlar bilinçsizce önyargılara sahip olma eğilimindedir.

Ancak bu durumda herhangi bir tür genetik baskınlığa veya açık nefrete atıfta bulunmazlar, bunun yerine kültür veya etik gibi diğer boyutlarda bir üstünlük inancını sürdürürler. Aslında, kaçınmacı bir ırkçı, tüm ırkların eşitliğini ve adaleti hararetle savunma eğilimindedir.

farklı olanlardan birini engellemek

Kaçınmacı ırkçılık toplumda kendini nasıl gösterir?

Bu tutumla ilgili sorun, onu geliştiren kişinin bunu yaşadığının gerçekten farkında olmamasıdır. Bunun temel nedeni, kaçınmacı ırkçılığın yalnızca kişinin diğer etnik grup veya grupların üyeleriyle etkileşime girdiği durumlarda kendini göstermesidir.

Irklar arası temas bu insanlarda biraz rahatsızlık yaratır. Örneğin, kaçınmacı ırkçı bir kişi geceleri sokakta bir çingeneyle yolu kesiştiğinde, “kendisi gibi” biriyle karşılaştığpındaki aynı duyguları yaşamaz. Bu rahatsızlık sadece aşılanan olumsuz önyargılardan değil, aynı zamanda bu kişinin “ırkçı olmayan biri” şeklinde görünme ihtiyacından da kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle, bu durumlarda diğer ırklardan insanlara yapılan muamele bazen abartıya kaçacak kadar çok dikkatli olma eğilimindedir. Ve sonuçta bu da bir tür ayrımcılıktır. Irk, din veya milliyet bir kez daha kişinin kendi kişiliğine üstün gelir.

Böyle durumlarda, “boş sayfa çok hızlı dolmaya başlar.” Irkçı olarak doğmadık ama ırkçı olmayı öğreniyoruz. Çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren kendilerine yakın olan ve olmayanları ayırt ederler. Diğer her şey bu ilk ayrılığın sonucu olarak gelişir.

Bu nedenle, çocukların anlamaya başladığı andan itibaren çeşitlilik ve kapsayıcılık üzerinde çalışmak esastır. Bir insan her tür aileyi, ırkı, dini normalleştiren ve kucaklayan bir ortamda doğar, büyür ve kişiliğini oluşturursa bu tür ırkçı önyargıların gelişmesi zor olacaktır.

  •  Percepción de prejuicio, identidad nacional y bienestar subjetivo en colombianos emigrantes; Javier Alonso Murillo Muñoz, http://e-spacio.uned.es/fez/eserv/tesisuned:Psicologia-Jamurillo/Documento.pdf
  • Psicología social, editorial Sanz y Torres.