Kaç Farklı Feminizm Türü Vardır?

· Haziran 14, 2018

Nihai amacı kadınların özgürleştirilmesi olan çeşitli akımları feminizm başlığı altında gruplandırabiliriz. Yine de feminist gruplar arasındaki tüm farkları ayırt edebilmek için fazla derinlere inmenize gerek yok.

Feminizmi oluşturan çeşitli akımlar tüm dünya çapında farklı şekillerde biçimlenmiştir. Bunlar hem prensipleri hem de kendini ifade etme şekilleri açısından farklılıklar gösterir. Hangi akımdan bahsettiğimize göre farklı feminizm türleri ortaya çıkar. Aynı zamanda bu akımları farklı politik, kültürel, ekonomik ya da sosyal bakış açılarıyla yorumlayabiliriz.

Akımlar arasındaki farklılıklardan dolayı bazı feminizm türleri daha çok tartışmaya yol açabilir. Bu akımları liberal, materyalist, radikal, ayrılıkçı, ekofeminist gibi gruplara ayırabiliriz. Ancak, bu yazımızda başka feminizm türlerine odaklanacağız: kültürel bakış açısına göre ayrılmış olanlara. Bunları “Batılı Feminizm”, “Siyah Feminizm”, “İslami Feminizm” ve “Yerli Feminizm” şeklinde gruplandırabiliriz.

“Özgür bir kadın olmak yıkım yaratma tutkusuna sahip olmak demektir. Baskıcı gücü en temelden yıkmak ve tarihin karanlığını aydınlatmak için yanıp tutuşmaktır. Bir sesiniz, bedeniniz ve hayatınız olduğunu haykırmaktır… Bir kadın kendini bir deprem, yakıp kül eden bir alev, ısıran bir çiçek olarak görmelidir.”

– Vanessa Rivera de la Fuente

Feminist doğmak

Günümüz toplumunda kadın olmak devamlı savunmasız bir halde ve risk altında yaşamak demektir. Bir kız çocuğu doğduğu andan itibaren çeşitli şiddet türlerine maruz kalmaya açık olur. Hayatı boyunca yaşayacağı şiddet fiziksel ya da duygusal, sembolik ya da maddi, uluslararası ya da bünyesel olabilir.

Kadınlar bu şiddet karşısında bir öznellik devrimi ilan etmiştir. Bazı kadınlar kendilerinin de insan olduğunu beyan ederek baş kaldırmış, çeşitli alanlarda (örneğin din gibi) adım adım özgürlükleri için mücadele etmiştir. Erkeklerin üstün kabul edildiği bu ataerkil topluma karşı verdikleri mücadeleyi hayatlarının her alanında vermek zorunda kalmışlardır. 

Diğer yandan, kadınların baskı altında tutulduğu yerler de dünya çapında farklılıklar gösterir. Bu yüzden de kadınların kendilerini farklı konularda özgürleştirme ihtiyaçlarıyla paralel olarak farklı feminizm akımları ortaya çıkmıştır.

Batılı feminizm

Batılı ya da beyaz feminizmin en oturmuş ya da gelişmiş feminizm türü olmadığı bir gerçek. Ancak, hakkında en çok yazı yazılan türü olduğu kesin. Tarihi o kadar geniş kapsamlıdır ki birçok farklı akımın yolunu açmıştır.

Tarihin en unutulmaz anlarından biri kürtaj yaptıran 343 kadının suçlu bulunduğu 343 “kaltağın” manifestosu idi. Bu davranışları sayesinde görünürlük kazandılar. Hatta öyle ki Charlie Hebdo dergisi bile, “Kürtaj manifestonun 343 kaltağını kim hamile bıraktı?” şeklindeki alaycı başlığıyla bir sayısının kapağını onlara ayırmıştı.

Feminizm Batılı bir prensip olarak kabul edilse de, birçok yerden farklı feminizm türlerinin de önünü açan çeşitli sesler yükseliyordu. Bunlar yeni çıkan akımlar olmasa da henüz tam olarak anlaşılmamışlardı. Kadınlar, orta sınıfa ait beyaz kadınların deneyimlerinin bu davalarını iyi temsil etmediğini fark etmeye başladı. Bu sebeple, birazdan göreceğimiz üzere başka feminizm akımları önem kazandı…

“Baskıcı güç, baskı kurduğu kesim arasında da suç ortakları olmasaydı bu kadar güçlü olmazdı”

– Simone de Beauvoir

“Siyah” feminizm

Bu akım, cinsiyetçiliğe ek olarak, sınıf baskısı ve ırkçılığın da kadınları etkilediğini savunur. Bu üç baskı şekli bir araya gelince yoksulluk çeken siyahi kadınlar, beyaz ve varlıklı kadınlardan çok daha fazla problemle yüzleşiyor demekti. “Beyaz feminizm”, “siyah feminizm” kavramından türeyen bir terimdir. Bu, siyahi nüfusun maruz kaldığı fakat beyazların etkilenmediği ırkçılık ve eşitsizlik problemlerine dikkat çekmek için ortaya çıkan bir akımdı.

Güney Afrika’daki kadınların seslerini duyurmak için bir araya gelip yazdığı Wathint’Abafazi Wathint’imbokodo (“Bir kadına vurduğunda bir taşa vurmuş olursun ve senin elin kırılır”) adlı protesto şarkısını siyah feminizmin sembolik bir örneği olarak gösterebiliriz.

“Kendi algımızı ve kendimize karşı bakış açımızı değiştirmeliyiz. Kadınlar olarak insiyatif alıp ilk adımı atmalıyız.”

– Beyoncé

“İslami” feminizm

İslami feminizm, İslam kültüründeki kadınların haklarını korumak üzere ortaya çıkan bir akımdır. Bu kültürel yapı içerisinde cinsiyet ayrımı olmaksızın her alanda eşitlik olması gerektiğini savunurlar. Kadınların manevi anlamda serbestleştirilmesi gerektiğini savunan bu akım eğitim haklarını temel alır. Bu kültürün hakim olduğu birçok bölgede kadınlar ciddi bir baskı altında tutuluyor. Bu kadınlar, dinin erkeklerce yorumlanmış halini ve erkekler tarafından kendileri için belirlenmiş rolü kabul etmek zorunda kalmışlar.

Feminizmin dine uygun olabileceğini inkar eden aşırı uç görüşlü akımlar olsa da bu akım birçok ülkede benimsenmiş durumda. Bunun cevabı Müslümanların kutsal kitabı Kur’an’a dayanır. Kur’an birden fazla şekilde yorumlanabildiği için feminist bakış açısına da izin verir. Faima Mernissi, Politik Harem: Peygamber ve Kadınlar adlı kitabında bu görüşü savunuyor.

“Kadını kamusal alanın dışında bırakıp kendine daha fazla alan açarak hakimiyet kurmuş Müslüman erkeklerin aksine Batılılar zamanı ve ışığı manipüle eder. Yani kadın sadece 14 yaşındaymış gibi göründüğü sürece güzeldir algısı yaratarak kadınlara hükmeder.”

– Fátima Mernissi

kelt feminist kadın

“Yerli” feminizm

Güney Amerika’da ise feminizmi etkileyen farklı özgürlük akımları doğdu. Bunlar kurtuluş teolojisi, özgürlük felsefesi ya da ezilenlerin eğitimi gibi akımları kapsıyor. Che Guevara ve Frida Kahlo gibi figürlerin mirası da oldukça gerçek. Bu akımlar gösteriyor ki, yerli kadınlar yıllar boyunca zamanla kendi feminizmlerine doğru evrilmiş. Yerli feminizm, tümleyici akımlara karşı olan feminizm türlerinden biridir ve sömürgecilik sonrasının fikirleri çerçevesinde şekillenmiştir.

Gördüğünüz gibi feminizmin birçok farklı türü bulunuyor. Bu farklılıklar kadınları özgürlük mücadelesinden dışlamak yerine onları birbirilerine daha çok yaklaştırır.

Farklı akımlar ortak bir nihai amaçta buluşur, buna diğer akımların kapsamadığı eşitsizlikler de dahildir. Zapatista “komutanları”nın da dediği gibi:

Kadınlar “kadın olmayı bırakmak” istemiyorlar. Kadın olarak doğmuş olmaya lanet etmiyorlar; ama bir kadının günah ya da namus lekesi olarak yaftalanmasına ve kaderinin en baştan bir kurban olmak üzere belirlenmesine son vermek istiyorlar. Zapatistalarda tipik etiketler yoktur: uzun, kısa, şişman, zayıf, sarışın, esmer, kumral, genç, yaşlı. Sizi olduğunuz gibi sevdiği için ve aynı zamanda da daha iyi bir insan, daha iyi bir kadın olmanızı istediği için size saygı duyan bir akımdır.

[featured-post url=”https://aklinizikesfedin.com/kadinlarin-iyilesmesini-engelleyen-3-ataerkil-inanis/”]