Güvensizlik ve Düşük Özsaygı: Diken Üstünde Hayat

13 Kasım, 2020
Benlik saygısı statik bir olgu değil. Örneğin, kötü bir ilişkiden sonra, kendi imajınız, öz sevginiz ve güvenlik duygunuzla birlikte, özsaygınız da size yüz çevirebilir. Bugünkü makalemizde, bu tür durumlarda neler yapabileceğimizden bahsedeceğiz.

Güvensizlik ve düşük özsaygı halleri, birbirleri ile doğrudan ilişkili durumlar. Pek çok insan bir tür diken üstünde hayat yaşıyor, yolunda oldukça dikkatli yürüyor, hata yapmaktan, düşmekten ve hor görülmekten korkuyor. İnsan, kendini hayatta başarısız hissettiğinde, aradığı mutluluğa ulaşması tam anlamıyla imkansız aslında.

Kanadalı bir psikoterapist olan ve The Six Pillars of Self-Esteem (Benlik Saygısının Altı Dayanağı) kitabının yazarı Nathaniel Branden, size güven veren ve kendinizi gerçekten sevmenize yardımcı olan içinizdeki güvenlik duygusundan yoksunsanız, hayattaki en temel zorluklarla yüzleşmenin imkansız olduğunu söylüyor. Sosyal ilişkiler, iş, hedeflerinize ulaşma yeteneği, kişisel gelişim ve hatta aşk bile bu durumda imkansız hale geliyor.

Güvenin ve öz saygının sağlam temellerinden yoksun olduğunuzda, hayatınızın tüm bu yönleri sarsılıyor. Ayrıca, göz önünde bulundurulması gereken inkar edilemez başka bir gerçek daha var: Dünya bu şekilde hisseden insanlara karşı çok da iyi ya da pek kibar değil. Güvensiz bir çocuk genellikle okulda zorbalığın ve istismarın kurbanı oluyor. Kendilerini savunamayan yetişkinler, özsaygılarını büyük oranda fazlasını etkileyen, birbirine bağımlı ilişkilere girme riskini taşıyorlar.

Siz de güvensizlik ve düşük özsaygı durumu ile mi mücadele ediyorsunuz? Size, bu durumla başa çıkmak için faydalanabileceğiniz bazı stratejileri sunalım.

Benlik saygısı düşüklüğü sıkınt yaratabilecek bir durum

Güvensizlik ve düşük özsaygı: diken üzerinde yaşamak

Düşük bir özgüven seviyesine sahip olmanın her zaman için bir bedeli var. Duygusal dengeniz, sağlığınızın en önemli değişkenlerinden biri olan psikolojik kondisyon seviyenize bağlı aslı. Psikiyatrist Luis Rojas-Marcos Öz Saygı (Self-Esteem) adlı kitabında, bunu açıklayan faktörlerden birinin insanların birbirleriyle konuşma şekli olduğunu söylüyor.

Güvensizlik ve düşük özsaygı arasındaki bağlantının arkasında olma eğiliminde olan faktörlerin ötesinde, kendi iç dünyanızdaki diyalogların bu konu ile ne kadar da alakalı olduğunu unutmak oldukça kolay. Bu dünyada, kendi iç dünyanızda yürüttüğünüz monologlar, her zaman için nazik ve şefkatli olmalı ve olumluya odaklanmalı. Aksi takdirde, kendi kendinize yaptığınız konuşmalar, zihinsel sağlığınızı yavaş yavaş tüketecektir.

Aslında düşük benlik saygısı, anksiyete ve depresyon gibi birçok psikolojik rahatsızlığa da yol açabiliyor.

Güvensizlik ve düşük özsaygı durumuna girmenize neler sebep olur?

Kendinizle konuşma şeklinizin özgüveninizi etkileyebileceğini biliyorsunuz, öyleyse bunu neden yapıyorsunuz? Değerimizi ve yeteneklerimizi sorgulayarak neden çoğu zaman en büyük düşmanımız kendimiz oluyoruz? Unutulmaması gereken ilk şey, benlik saygısının statik bir yapı olmadığı. Özsaygı, sıklıkla dalgalanır ve deneyimlerimizden büyük oranda etkilenir.

  • Düşük benlik saygısının temel nedeni genellikle çocukluğunuzda ve yetiştirilme şeklinizde yatar. Güvensiz bağlarınız ve yetersiz duygusal desteğiniz varsa veya aşırı talepkar ebeveynleriniz varsa, veya daha kötüsü taciz gibi travmatik şeylere uğradıysanız, güvensiz bir yetişkin olabilirsiniz.
  • Travmatik olaylar da özgüveninizi etkileyebilir. Örneğin, sevilen birinin ölümü, bir kaza veya zorbalığa uğramanın, kendinizi görme şekliniz üzerinde büyük bir etkisi olabilir.
  • Toksik ilişkiler de suçlunun aranması gereken bir başka nokta. Eleştiriye, aşağılamaya, duygusal şantaja ve kıskançlığa dayalı bir ilişki, özgüveninizi ve özsaygınızı yok edebilir.

Benlik saygısı düşük olan insanların özellikleri

Çoğu insan, düşük benlik saygısı olan bireylerin kararsız, uysal ve utangaç olduğuna inanır. Bu bazen doğru olsa da, düşük benlik saygısı saldırgan ve hatta narsist kişiliklere de yol açabiliyor. Kişi kusurlarının ve zayıflıklarının farkına vardığında, bazen kendisini korumak için savunma mekanizmaları geliştirir ve bu boşlukları saldırganlıkla da doldurmaya çalışır. Bu anlamda, düşük benlik saygısına sahip kişilere ilişkin şunları söyleyebiliriz:

  • Psikolojik hayal kırıklığı veya kaygı yaşamak istemezler ve bunun yerine kendilerini agresif bir şekilde ifade ederler.
  • Bunun tersi de olabilir. Saldırgan olmak yerine, bu tür davranışların alıcı tarafını oluştururlar. Kendini nasıl savunacağını bilmeyen kurban durumunda olurlar.
  • Düşük benlik saygısı, bu kişilerin potansiyelini, fırsatları değerlendirme şeklini ve dolayısıyla da yaşam standardını etkileyebilir. Özgüven eksikliği, bu kişiler için, hiçbir tehlikenin olmadığı rahatlık alanı bölgelerinde kalmalarını sağlar.
  • Son olarak, güvensizlik ve düşük benlik saygısı, birçok zihinsel ve fiziksel sağlık problemiyle ilişkili olacaktır.

Örneğin, araştırmalar, düşük benlik saygısı ile yeme bozuklukları arasında yakın bir bağlantı olduğunu gösteriyor. İspanya Madrid’deki Infanta Leonor Üniversite Hastanesi, düşük benlik saygısının bu ciddi bozukluklardan birini geliştirmek için bir risk faktörü olduğunu gösteren ilginç bir çalışma yaptı.

Güvensizlik duygusu ve düşük özsaygı durumu size ince bir ip üstünde yürüyormuşsunuz gibi hissettirir.

Kendi en büyük düşmanım olmayı nasıl bırakabilirim?

Öz saygınızı bir gecede “düzeltemezsiniz”, özellikle de travmatik bir çocukluğun yükünü taşıyorsanız, yıllarca işyerinde mobbingin kurbanı olduysanız veya birbirine bağımlı bir ilişkinin sonuçlarını yaşıyorsanız. Ancak, kendinizi daha iyi hissetmek adına oldukça faydalı bazı adımlar atabileceğiniz için, bu konudaki umudunuzu hiçbir zaman kaybetmeyin.

  • Psikoterapi, bu güvensizliklerin temel nedenleri üzerinde çalışmak için en iyi yöntem. Bu tetikleyicilerle başa çıkmak ve iç diyaloğunuzu geliştirmek için araçlar edinmek uygulayabileceğiniz en iyi strateji olacaktır.
  • Günlük tutmak da yararlı bir araç olabilir. Düşüncelerinizi ve duygularınızı yazmak, sağlıksız düşünce kalıplarını, olumsuzlukları ve mantıksız düşünceleri tanımlamayı kolaylaştırır. Ayrıca, bu tarz bir aktivite, kendi kendine konuşma şeklinize dair daha fazla farkındalık sahibi olmanıza ve kendinizi her zamanki iç diyaloglarda yaptığınız gibi kırıp dökmek yerine daha cesaret verici olmaya odaklanmanıza yardımcı olabilir.
  • Her yeni gün için küçük, basit hedefler belirlemek de ilginç bir strateji olabilir. Bu küçük kazançlar, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

Uzmanlar ayrıca yeni projeler başlatmanızı tavsiye ediyorlar, çünkü bu, kendinize ait ve içinizde olduğunu bilmediğiniz yeni yönlerinizi keşfetmenize yardımcı olabilir. Hayattan heyecan duyan ve kendine inanan içinizdeki kişiyi tanımanın zamanı geldi yani. Mutluluğun ve psikolojik anlamdaki esenliğin anahtar noktası bu.

  • Abbate-Daga, G., Gramaglia, C., Federico, A., Marzola, E. y Secondo, F. (2010). La inseguridad del apego, la personalidad y la insatisfacción corporal en los trastornos alimentarios. El Diario de Enfermedades Nerviosas y Mentales, 198 (7), 520-524. doi: 10.1097 / NMD.0b013e3181e4c6f7
  • Mora, F., Fernandez Rojo, S., Banzo, C., & Quintero, J. (2017). The impact of self-esteem on eating disorders. European Psychiatry41(S1), S558–S558. https://doi.org/10.1016/j.eurpsy.2017.01.802
  • Yuan, W., & Wang, L. (2016). Optimism and attributional style impact on the relationship between general insecurity and mental health. Personality and Individual Differences, 101312-317. doi:10.1016/j.paid.2016.06.005