Duyguların Fonksiyonları Biliniyor mu?

· Mart 2, 2019

Johnmarshall Reeve son yıllarda motivasyon ve duygularla ilgili yapılan çalışmalara katkıda bulunan bir yazardır. Reeve duyguların fonksiyonları olarak üç ana fonksiyon olduğuna inanmaktadır: uyarlanabilen, sosyal ve motivasyonel. Şimdi onların her birinin neyi nasıl içerdiğine bir göz atalım. Bazen duygusal bir tepkiyi engellemek de faydalı olabilir.

Gurur, korku, neşe, öfke ya da utanç insanların üzerinde üç etki uyandıran duygulardır. Bir yandan bizim sık sık duyguların veya duygusal durumların şekliyle ifade ettiğimiz öznel sonuçlara sebep olurken, diğer yandan onların psikolojik etkileri de vardır. Bunlar yaşadığımız duyguların hücrelerimizde, dokularımızda, organlarımızda ve genel olarak tüm vücudumuzda oluşturduğu değişikliklerle ilgilidir. Son olarak da duygular davranışlarımızı motive eder.

Uyarlanabilen fonksiyonu

Duyguların fonksiyonları içinde en önemli olanlarından biri vücudu harekete geçmeye hazırlamasıdır. Bu bağlamda olumlu ya da olumsuz çağrışımlara bakmaksızın, her bir duygu kendi şekliyle yararlıdır.

duyguların fonksiyonları

Duyguların fonksiyonları arasında neyse ki uyarlanabilen fonksiyonu var ve gerektiğinde bir davranışa etkili bir şekilde geçebiliyoruz. Duygular harekete geçmemizde ve bir işi tamamlamak için ihtiyaç olduğunda yeterli enerjiyi sağlamamızda bize yardımcı olur. Örneğin, yanımızda ağlayan birini gördüğümüzde doğal bir tepkiyle o kişiye yaklaşırız ve niçin onun üzgün olduğuyla ilgileniriz.

Charles Darwin duygularla ilgili olarak onların uyarlanabilen mekanizmasına işaret etmiştir. Darwin duyguları uygun davranışı kolaylaştırıcı şeyler olarak düşünmüştür. Duyguların fonksiyonları arasındaki uyarlanabilen fonksiyonlarını daha yakından incelemeniz için başlıca her bir duygunun fonksiyonu aşağıda verilmiştir (P.Ekman):

Ana Duygu Uyarlanabilen Fonksiyonu (kullanımı)
Mutluluk Başkalarına kendini daha yakın hissetme
Nefret Reddetme
Öfke Kendini savunma
Korku Korunma
Hayret Keşfetme
Üzüntü Yeniden bütünleşme

Sosyal fonksiyonu

“Utanıyorum.” “Çok sevinçli hissediyorum.” “Bu beni sinirlendiriyor.” Bütün bu ifadeler duygusal durumlarla ilgilidir. Duygular bizim beynimizdeki duygusal durumla iletişime geçerler ve içeride ne olduğunu ifade ederler. Buna ek olarak bizim sosyal etkileşime geçmemizi de kolaylaştırırlar. Duygular çevremizdeki insanların bizim davranışlarımızı yorumlamasına ve bizim de onların davranışlarını yorumlamamıza yardım eder. Onların bu işlevlerinden dolayı kişiler arası ilişkilerde duygular çok yararlı ve gereklidir.

Bazen duyguları sözlü olarak açıklamak için çabalarız. Duygularımızı sadece sözlü olarak ifade etmediğimizi aklımızdan çıkarmamak önemlidir. Birine nasıl hissettiğini sormanın yanı sıra bunu gözlemleyebileceğimiz yollar da vardır. Çünkü nasıl hissettiğini ifade etmek bir insan için zor olabilir. Vücudun tavırlarını veya yüz ifadelerini gözlemleyerek birinin duygularını ona sormak yerine görebiliriz. Çoğunlukla kesin bir tavır veya ifade “Ben üzgünüm” sözünden daha bilgilendirici olabilir.

“Hemen hemen herkes tanımlamaya çalışıncaya kadar bir duygunun ne olduğunu bildiğini düşünür. Böyle zamanlarda pratik olarak hiç kimse onu sözlü ifade edemez.”

– Wenger, Jones & Jones

üzgün genç

Bunun yanı sıra duygularla iletişime geçmemek ve kendimizi belirli bazı duygularla ifade etmeyi engellemek zaman zaman sosyal bir rol oynayabilir. Bu özellikle bir duyguyu sakladığımız veya gerçekte nasıl hissettiğimizi göstermediğimiz zaman arkadaşlıklarımızın hala canlı kalmasını sağladığı için geçerlidir. Bu gibi durumlara “kaş yapayım derken göz çıkarmak” denir. Bazen hissettiklerimizi alıkoyup dışarıya belli etmemek daha iyidir, böylece bir başkasını incitmemiş ve üzmemiş oluruz.

Genellikle, duyguları saklamak yanlış anlamalara ve belli bir psikolojik sıkıntıya sebep olabilir. Böyle tamamen kaçınmak çok zarar verici de olabilir. Öte yandan duyguları ifade etmek ve onları sağlıklı ve kontrol edilir bir şekilde göstermek faydalıdır. Duygularımızı ifade etmek bizim sosyal destek ağımızı da güçlendirir.

Sosyal bulaşma

Sosyal bulaşma kavramının nedenlerinden biri belki pozitif insanların negatif olanlara göre daha çok ilgimizi çekmesidir. Sosyal bulaşma fikri duyguların kişiden kişiye bulaşabildiği fikriyle bağlantılıdır. İnsanlar genetik olarak sosyal bulaşmaya eğilimlidirler. Bizler başkalarının duygularının bizi etkilemesine izin veririz. Bununla birlikte başkalarının duygularını hem ileten hem de ele geçiren insanlar vardır.

Motivasyonel fonksiyonu

Duyguların motivasyonel fonksiyonu da vardır. Motivasyon ve duygular arasındaki ilişki çift yönlüdür. Duygular ve motivasyon arasında sabit ya da tam tersi bir geri bildirim vardır.

Diğer yandan bütün motive edici davranışlar duygusal bir reaksiyona sebep olur. Ayrıca duygular motivasyonun yakıtıdırlar. Motivasyon bizim duygularımızı nasıl ve ne şiddette göstereceğimizi ve davranışlarımızı nasıl yönlendireceğimizi etkiler.

Örneğin, kendimizi mutlu hissediyorsak ve bir fincan kahveyi başka biriyle zevkle yudumluyorsak, tekrar aynı kişiyle zaman geçirmek için kendimizi daha motiveli hissederiz. Tam aksine biriyle yaşanan kötü bir deneyim negatif bir duygusal reaksiyona sebep olacaktır. Bu da bizim o kişiyle tekrar görüşme konusunda iki kez düşünmemize yol açacaktır.

Duygular insan davranışında motive edici birincil sistemlerdir. Motive olmuş, istekli davranışlar sergilemede katalizördürler. Bu aynı zamanda bir davranışı algılamada, muhakeme etmede ve motive etmede geçerlidir.

motivasyon

Artık duyguların fonksiyonları hakkında bilgi sahibi olduk. Bir kez onlardan haberdar olduğunuzda gün içinde yaşadığımız psikolojik değişikliklerin daha çok farkında oluruz. 24 saat içinde kaç tane duygunuzun farkında oluyorsunuz? Sadece duygularımızın bir sonucu olarak günlük bedenlerimizde meydana gelen değişikliklerin sayısını hayal edin!