Dünyaya Kötümser, Yanımdaki İnsanlara İyimser Bakıyorum

· Haziran 21, 2018

Bazı iyimser duyguları ve hisleri, yalnızca aileniz ve en yakın arkadaşlarınızla olan kişisel ilişkileriniz uyandırabilir. Duygusal destek, sevgi, güven ve korumacı olma gibi hisler, ufukta karmaşık problemler görünse bile etrafımızdaki insanlara daha çok umutla bakmamızı sağlar. Dünya çok çirkin bir yer olabilir, ancak sevdiğimiz insanların bize verdiği huzur sayesinde dünyayı daha samimi ve yaşamaya uygun bir yer olarak görürüz (en azından bir noktaya kadar).

Dünyaya bakınca bazen kötü durumlar ve gerçekler sizde korkunç duygular uyandırabilir. Bazı durumları anlamakta güçlük çeker, bunlarla yüzleşince savunmasız ve küçük hissedersiniz. Bazen dünyayı tehlikeli bir yer olarak bile görürsünüz. Ancak size en yakın çevrenize baktığınız zaman cesaret ve güveni burada bulursunuz. Bunun birçok sebebi olabilir, ancak özellikle de kişisel ilişkilerinize zaman ayırdıkça bunu hissedersiniz.

Etrafınızda size güven hissi veren ve bazı şeyleri anlamlandırmanızı sağlayan insanlar varsa iyimser olursunuz. Yani her şeyi daha pozitif bir yerden gördüğünüz ve yorumladığınız için iyimser bir bakış açısı edinmiş olursunuz. Sosyal ilişkilerinizi nasıl idare edeceğinizi bilmemenin zararlı sonuçları olabilir. Hareketsiz bir yaşam, alkolik olmak ya da günde bir paket sigara içmek gibi.

“Olduğumuz ve olabileceğimiz kişi hakkındaki inançlarımız olacağımız kişiyi kesin olarak belirler.”

– Anthony Robbins

Dünyaya bakışımız neden kötümserlikle dolu?

İstatistik gerçeklere göre, dünyamız eski zamanlarla karşılaştırdığımızda bugün hiç olmadığı kadar iyi bir durumda. Yine de beynin koruyucu eğilimi tehditlere karşı daha dikkatli olmamıza sebep olduğu için devamlı tetikte oluruz.

kuş ve kadın

İnsan tarihinin en az şiddet içeren döneminde yaşıyoruz. Yoksulluk da belli bir ölçüde azaldı. Küresel nüfusun ömrü sürekli uzuyor ve dünya genel anlamda daha demokratik bir hale geldi. Bütün bunlara rağmen, dünyanın gitgide kötüye gittiğinden bahseden sözleri çok sık duyuyoruz. “Eskisi gibi değil” ya da “Benim zamanımda her şey çok daha iyiydi.” Ancak, biraz önce de söylediğimiz gibi, istatistikler farklı bir şey söylüyor.

Peki, dünyanın mevcut durumu ile gezenenimizin evrimi hakkındaki küresel kötümserlik durumunun bu kadar uyuşmamasına sebep olan nedir? Harvard Üniversitesi’nde profesör olan Steven Pinker bunu sentezliyor ve nedenini açıklıyor. Bu çarpıtmanın altında yatan esas sebep kötümserliğin bu kadar güçlü ve ısrarcı bir his olması.

İnsan beyni, en başta dünyanın tehlikelerini tespit edip bilincin süzgecinden geçirmeye programlıdır. Bu yüzden ufak bir kötü haber bile yaşam kalitesini kolayca tehdit altına alabilir. Buna karşın iyi haber bir tehdit olarak görülmez. Bu sebeple negatif haberler daha çok göze çarpar. Ayrıca bu, genel olarak kötü haberlerin hafızamızda daha derin bir iz bırakmasını da açıklıyor.

“Kötümserlik çok kolaydır. Bu şekilde asla kaybetmez, her zaman kazanırsınız. Sizi hayal kırıklığına uğratmayacak tek bakış açısı budur.”

– Thomas Hardy

Etrafımızdaki insanlara bakınca neden daha iyimser oluruz?

Hayatta iyimser bir bakış açısının sırrı, yanımızda en kişisel deneyimlerimizi gönüllü olarak paylaşmayı seçtiğimiz insanlara baktığımız zaman onlara ne kadar minnet duyduğumuzda yatar. Aslında gayet sıradan şeyler de olsa, yanımızdaki insanların bizim için yaptığı her şey için minnettar olmakta yatar. İnsanlar bazen bunların değerini pek bilmez.

Günlük hayatımızda kaç tane insanın katkısı olduğunu hiç düşünüyor muyuz? İlişkilerimizin bize kazandırdığı duyguların önemini biliyor muyuz?

gri insanlar arasında ışık saçan adam

Hayatımızı güzelleştiren ya da sadece anın tadını çıkarmamızı mümkün kılan bir sürü insana bir teşekkür borçlu olduğumuzu kimse inkar edemez. Bunu da ifade edebilmek için etrafımızdaki iyi ve pozitif şeylerin farkında olmalıyız.

“Ben iyimser biriyim. Başka türlüsü pek bir işime yaramayacak.”

– Winston S. Churchill