Dugusal Anlamda Kelime Dağarcığımızı Güçlendirmek

Temmuz 8, 2019
Dugularınızı ifade ederken kullandığınız kelime dağarcığınızı güçlendirirseniz bunun olumlu etkilerini başkalarıyla olan ilişkilerinizde de görebilirsiniz. Sadece kendinizi düzgünce savunma yetisine sahip olmakla kalmayacak, aynı zamanda ihtiyaçlarınızı da etkili bir şekilde ifade ederken başkalarıyla daha çok empati kurabileceksiniz. 

Duygusal anlamda kelime dağarcığımızı güçlendirmek ilişkilerimizin kalitesini arttırmaya yardımcı olur. Bütün mesele kendinden emin bir şekilde kendinizi ifade etmeyi bilmekte. Böylece, kendi ihtiyaçlarımızın farkında olduğumuz sürece başkalarınınkine karşı da aynı empatiyi gösterebilme yetisi ediniriz. Bununla birlikte, duyguları kelimelerin dilinde tercüme edebilmek başkalarının duygularıyla saygı çerçevesinde köprüler kurmayı sağlar.

Karakterimizi bu boyutta değerlendirirken aklımıza hemen çocuklarımızın gelmesi normal. Şu anda hem aileler hem de öğretmenler çocuklara bu beceriyi öğretmenin önemini anlamış durumda. Duygusal ifadenin ve dilimizle olan ilişkisinin öğrenilmesiyle enteresan sonuçlar ortaya çıkıyor.

Bu bağlamda, Minnesota Üniversitesinden Luna Beck ve Irina Kumschick gibi psikologların yaptığı bir araştırma çocuklarda dili kullanma yetisini geliştirebileceğimizi gösteriyor.

Bu becerinin çocuklar açısından önemini biliyoruz, peki ya yetişkinler? Korkularını, ihtiyaçlarını ve üzüntülerini ifade etmekte güçlük çekenlere ne oluyor?

Erken yaşta sosyal-duygusal olarak gelişebilme şansına herkes erişemez. Bu yüzden, duyguları kelimelere dökebilmek için gereken düzenleyici mekanizmalar ve akıcı konuşma yetisi herkeste mevcut olmuyor.

duygusal anlamda kelime dağarcığımızı güçlendirmek

Duygusal anlamda kelime dağarcığımızı güçlendirmek nasıl mümkün

Duygusal anlamda kelime dağarcığımızı güçlendirmek genel anlamda savunmasızlık hissini de azaltır. Bunun sebebi, duygularımızı kelimelere döktüğümüzde kendimizi görünür kılabilmemiz. Kendi duygularımızı etrafımızdekilerce geçerli hale getirmiş oluruz. Hissettiklerimizi bir biçime sokarak dış dünyaya gösterebilmeyi başarmış oluruz. Dahası, kendi içimizdeki düğümleri çözmenin, kaosu düzene sokmanın ve basit kelimelerle aktarabilmenin yolu buradan geçer.

Hepimiz dildeki zorluklardan dolayı başkalarına nasıl aktaracağımızı bilmediğimiz birtakım deneyimler yaşarız. Filipinler’de kullanılan Tagalogca dilindeki “kilig” kelimesi, hoşlandığımız biriyle konuşurken hissettiğimiz neşeyi ifade eder.

Flemenkçe’deki “uitwaaien” kelimesi de rüzgarın uyandırdığı histen duyulan keyfi ifade etmek için kullanılır. Bu tarz deneyimleri yeterli bir şekilde karşılayacak kelimelerle bütünleştirebilmek muazzam, hatta katartik bir olgudur.

Ne yazık ki çoğumuz hissettiklerimizi anlatacak doğru kelimeyi bulamayız. Birçok durumda ne hissettiğimizi bile tam olarak bilmeyiz. Duygusal ifadeyi sağlayan kelime dağarcığımızın eksikliği yüzünden duygularımızı bastırmayı seçeriz, çünkü ne hissettiğimizi kendimiz bile anlayamayız.

Duygusal anlamda kelime dağarcığımızı güçlendirmek için kilit noktalar

bir çocuğun faklı yüz ifadeleri

Duygusal farkındalık ve yüz tanıma

Charles Darwin de duygusal ifadeyi ele almıştı ve bu olguyu, hisseden ve kendini bu şekilde ifade eden içsel durum olarak tanımlamıştı. Yani bu anlamda ilk adım farkındalık; yani duygularımızın ilk tesirini gösterdiği yer olan bedensel durumumuzu dinlemek. Bu durum korkular, üzüntü, öfke, hayal kırıklığı gibi bir sürü duyguda ortaya çıkar.

Her duygunun kabullenmemiz, vermek istediği mesajı anlamamız ve tanımlamamız gereken psikolojik bir karşılığı vardır. Örneğin, hissettiğiniz duygunun öfke mi, kıskançlık mı yoksa başka bir duygu mu olduğunu ayırt edebilmelisiniz.

Diğer yandan, duygusal anlamda kelime dağarcığımızı güçlendirebilmek için diğer insanların ihtiyaçlarını da anlayabilmemiz önemlidir. Başkalarının duygularına karşı duyarlı, kavrayıcı ve anlayışlı olmalıyız ki onlarla daha iyi iletişim kurabilelim.

Duygusal ifade için gereken kelime dağarcığının akıcı bi şekilde kullanımı

Uzmanlar, duygularımızı açıklamada son derece etkili olan fiilleri nasıl kullanacağımızı öğrenmeyi tavsiye ediyor. Örneğin; hissediyorum, istiyorum, heyecanlandım, korktum, içimden geliyor, rahatsız hissediyorum, kıskanıyorum…

Dahası, yukarıda bahsettiğimiz stratejiyi kullanırken kendinizi sözlü olarak akıcı bir şekilde ifade etmek üzerine de çalışmalısınız. Bazıları iletişim kurmada ve konuşmada çok başarılı iken, sanılanın aksine, duygular konusunda gereken kelime dağarcığı yetersiz kalabiliyor. Bu nasıl mümkün?

En basit şekilde, duygu ve ihtiyaçlarından nasıl bahsedeceklerini bilmiyorlar, kişisel ve duygusal konularda konuşabilmede yetkin değiller. Bu akıcılığa ulaşmak için kişinin duygusal anlamda kelime dağarcığını güçlendirmesi gerekiyor.

üzgün kadın

Duygusal anlatım

Hepimizin kendine has bir anlatım şekli vardır. Hayatta edindiğimiz deneyimleri içselleştirirken kendimize hikayeler anlatırız. Bunları düzgün bir şekilde aktarmak kendimize olan saygımızın, ihtiyaçlarımıza göstermemiz gereken özenin ve kendi değerimizin farkına varmamızı sağlar.

Bunu başarmanın bir yolu da duygusal zekadır. Kendimizi tanımak, ihtiyaçlarımızı karşılamak, kendimize karşı anlayışlı olmak ve empati kurabilmek anlatımı güçlendirir, netleştirir. Bütün bunlar olumlu bir benlik kavramı oluşturacağı için başkalarıyla kurduğumuz iletişim de kuvvetlenir. 

Hepimiz aklını kullanan duygusal varlıklarız. İçsel dünyamızı düzene sokmak hayatımızı da kolaylaştırır. Duygusal anlamda kelime dağarcığımızı güçlendirmek işte bu yüzden çok önemlidir.

  • Beck, L., Kumschick, IR, Eid, M., y Klann-Delius, G. (2012). Relación entre competencia lingüística y competencia emocional en la infancia media. Emoción , 12 (3), 503–514. https://doi.org/10.1037/a0026320