Doğal Seçilim Nedir?

16 Şubat, 2019

Hepimiz Darwin’in Evrim Teorisi hakkında bir çalışmada bulunmuş ya da en azından bunu duymuşuzdur. Ama aslında evrimin ne anlama geldiğini biliyor muyuz? Eğer insanlara evrimle ilgili sorular sorarsak çoğunlukla alacağımız cevaplar arasında “Bu, insanların maymunlardan geldiğini söyleyen teori değil mi?”, “İyi olan hayatta kalır.”, “Doğal seçilim hayvanlar için geçerlidir, teknoloji bizim bundan kaçmamızı sağladı.” ya da “Evrim, türlerin artarak adapte olması ve gelişmesidir.” gibi cümleler yer alacaktır.

Yukarıdaki hatalarla dolu ifadeler bize göstermektedir ki aslında çok az insan doğal seçilimi derinlemesine bilmekte. Darvinizm’in temel fikri, çevreye adapte olabilen türlerin hayatta kalabildiği adapte olamayanların ise kaybolduğu üzerinedir. Ama “adapte olmak” ne demektir? Belli bir ekosistemdeki türlerin üreme ve soyunun devamlılığını garanti altına alabilme becerisini anlatır.

Bu temel fikrin etrafında birçok efsane ve hatalı bilgi de oluşmuştur. Bu yazımızda en yaygın olan hataların üzerinden geçeceğiz. Size bunları anlatacak ve karşılaştıracağız: (a) doğrusal bir süreç olarak doğal seçilim, (b) türlerin değişken adaptasyonları ve (c) her şeyle bir savaş olarak doğal seçilim.

charles darwin ve doğal seçilim

Doğrusal bir süreç olarak doğal seçilim

Darvinizm hakkında en çok karşılaşılan yanlış anlaşılma türleri sanki jenerasyondan jenerasyona değişyormuş gibi doğrusal bir süreç olarak görmektir. Evrim bu şekilde işlemez. Bu yanlış anlaşılma, insan ırkının farklı türlerden geldiğinin söylenmesinden kaynaklanmaktadır.

Doğal seçilimi anlamak için aslında elek örneği daha iyi olacaktır. Bir eleğe birçok taş ve toz konur. Daha sonra sadece doğru şekilde ve boyutta olan taşlar seçilir. Geri kalanlar ise atılır. Sonrasında, bu taşlar ve başka yeni taşlar yeniden seçilmek üzere eleğe konulur. Bu sayede, sürekli olarak daha uzun süre var olabilen taşlar elde etmiş oluruz ve diğerleri ise elenir.

İnsanlar diğer canlı varlıklarla birlikte bu seçilen taşlar gibidir. Bu şekilde değişen ortamlara ayak uyduramayan canlılar kaybolacaktır ya da başka bir çevrede yaşamaya başlayacaktır. Tabi ki bu süreçte türlerde mutasyona uğrar ve değişim gösterir. Burada önemli olan bir nokta süreçlerin de zamandan zamana farklılık gösterdiğidir. Geçmişte belli bir çevreye uyum sağlayan bir canlı şu anda içinde bulunduğu çevreye uyum sağlayamıyor olabilir.

Türlerin değişken adaptasyonları

En yaygın ve yanlış düşüncelerden biri de şudur: “İnsan, doğaya en iyi uyum sağlamış canlıdır.” ve “Biz evrimsel piramidin en üstünde yer alırız. Eğer adaptasyonun tanımına bakarsak, bunun hayatta kalmak ve hayatta kalacak nesiller bırakabilmek olduğunu görürüz. Kısacası, uyum sağlamak, türlerin devamlılığını da sağlayabilmektir. Buna ek olarak, şu anda var olan türlerin hepsinin uyum sağladığı sonucunu çıkarabiliriz. Çünkü ya var olursunuz ya da olamazsınız.

Bununla birlikte, birçok insan, insanlığın yüksek zekasıyla başardığı şeylerin onları diğer insanlardan ayırdığını savunacaktır. Tıpkı kedilerin patilerini hayatta kalmak için kullandığı gibi, insanlar da zekasını hayatta kalmak için kullanmıştır. Her türün kendine ait öne çıkan ve onun hayatta kalmasını sağlayan başka özellikleri vardır.

Bakteriler sadece dayanıklı ve çabuk çoğalabilen canlılarken insanların bugün geldikleri yerde olabilmek için karmaşık toplumlar inşa ettiği doğrudur. Öte yandan, insanları bu diğer türler arasında sınava çalışan ve dersi geçmeye çalışan bir öğrenci gibi düşünebiliriz. Sonuçta ikisi de aynı sonuç için verilen uğraşlardır.

dişlilerden oluşan baş

Hepimize karşı bir savaş olarak doğal seçilim

Son olarak, doğal seçilimi bize karşı doğanın açtığı bir savaş ya da en güçlü olanın hayatta kalması olarak görmek hakkında konuşacağız. Hayatta kalanların güçlü olanlar değil, çevrelerine en iyi uyum sağlayanlar olduğunu unutmayın. Eğer içinde bulunulan çevre bazı canlılar için daha uygunsa tabi ki onlar yaşayacaktır.

Hobbes “İnsan insanın kurdudur.” demiştir. O, insanların acımasız ve doğası gereği bencil olduğunu ve diğerleriyle her zaman yarış halinde olduğunu savunmuştur. Bununla birlikte, bunun doğru olmadığını görmek için doğayı ve doğal seçilimi gözlemlemek yeterlidir. İnsanlar, ortaklaşa yaşam ve destek sayesinde en uzun yaşayabilen tür olmuştur.

İşbirliği içinde yaşayabilmek ya da gruplar halinde yaşamak, çevresel zorluklarla savaşmanın en iyi yoludur. Öte yandan, bu şiddetin ve rekabetin var olmadığı anlamına gelmez. Birçok durumda, bu davranışlar da adaptasyona yönelik davranışlar olarak nitelenmiştir. Ama, savaşın doğal seçilimin önde gelen özelliklerinden olmadığını unutmamalıyız. Basitçe, hem savaş hem de ortaklaşa yaşamak canlıların çevresel zorluklarla daha iyi başa çıkmasını sağlamaktadır.

Stephens, C. (2007). Natural selection. In Philosophy of Biology. https://doi.org/10.1016/B978-044451543-8/50008-3