Sosyal Ahlak Şiddeti Nasıl Normalleştiriyor

· Ocak 16, 2019

Sosyal ahlak, bireylerin toplumsal olarak oluşturulmuş ahlak değerlerine gösterdiği uygunluk derecesidir. Ahlak, bireylerin uyması gereken değerler ve normlar bütünü olarak tanımlanır. Bir diğer deyişle, günlük hayatlarımızda diğer insanlarla birlikte geçinebilmek için kabul etmemiz gereken çeşitli kurallardır.

Peki ya şiddet açısından sosyal ahlak? Bu, şiddetten kaçınmak için uyulması gereken toplumsal normlar bütünüdür. Şiddet içeren eylemler için hangi tarafı suçlamaya eğilimli olduğumuzu gözlemlemeye başladığımız takdirde ahlaki düşüncelerin görece isabetli bir resminden bahsedebiliriz.

Adil dünya teorisi

Adil dünya teorisi, şiddet açısından sosyal ahlak düzeyini anlamak için başarılı bir belirleyicidir. Kısaca insanların adil bir dünyada yaşamak istedikleri düşüncesine dayanır, yani gönül rahatlığımız için her şeyin bir sebebi olduğuna inanmamız gerekir.

Eğer işlenen belirli suçları yalnızca şansa veya talihsizliğe bağlayacak olursak, bu herhangi birimizin kurban olabileceği anlamına gelir ve bu rahatsızlık verici bir düşünce olur. Bunun yanı sıra, eğer bu suçları bireylere atfedersek (örn. birisi soyuldu çünkü tehlikeli bir mahalleden geçiyordu), bu düşünce bizi kurban olmaya daha uzak hissettirir (tehlikeli yerlerde gezmediğimiz sürece başımıza kötü bir şey gelmez).

şemsiyeli kadın

Bu bakış açısı bilişsel çarpıtmadan kaynaklanmaktadır. Sosyal kavramları sembolik olarak yeniden oluşturma sürecine girer ve aşağıdaki değerlendirmelere sebep olur:

  • Kurban hatalıdır (aptal veya dikkatsiz): Kurbanı yetersiz görmek ve kötülemek. Kişi hakkında ve genel olarak kişiliği hakkında çeşitli çıkarımlar yaparız. Bir diğer deyişle kişinin başına gelen olayı kişinin özelliklerine bağlarız.
  • Kurbanın davranışını kötülemek: Kurbanı belirli bir davranışı için suçlamak. Örneğin, birinin cüzdanı çalındığında bu kişiye “Şehirde daha dikkatli olmalısın” gibi söylemlerde bulunulması gibi.
kızgın adam aynada

Gerekçelendirme yöntemleri

Daha önce de bahsettiğimiz gibi toplumda kabul edilmiş değerler bulunur fakat aynı zamanda “yeraltı” değerleri olarak tanımlayabileceğimiz başka değerler de bulunur. Neden bunu bu şekilde ifade ederiz? Çünkü bu değerler birçok kişinin kabul ettiği değerlerdir fakat toplum kurallarıyla çeliştikleri için dışa vurulmaz.

Sykes ve Matza, bu fikre tarafsızlaşma teorilerinde yer verirler. Çoğunlukla suçlular bu teknikleri kendileri uygular ve bunu işledikleri suçu hafifletmek için kullanırlar.

Ayrıca, bu teknikleri elindeki gerçekler hakkında fikirlerini söylemek için kullanan kişiler, suçlu kişiyi savunmak ya da haklı çıkarmak için kullanırlar.

Bu teknikler:

  • Suçun reddedilmesi: Bu para miktarı hırsızlık denemeyecek kadar az.. Bu saatte otobanda kimse yoktur hız yapabilirim.
  • Kurbanların yok sayılması: Hiç kimseye zarar vermiyorum
  • Suçlayanları suçlama: Politikacılar vatandaşlardan daha çok çalıyorlar.
  • Suçu daha derin bir sebebe bağlama: Bu suçu işledim çünkü..
  • Eylemi zorunlu kılma: Başka yol yoktu..
  • Bir değerin savunulması: O zaten güvenilmez biriydi..
  • Adaleti reddetme: Her zaman kaybeden biri olmalı..
  • Eylemi genelleme: Herkes yapıyor..
  • Hak iddia etme: Beni buna ittiler.. Onu öldürdüm çünkü o bana aitti.

Sosyal ahlakın derecelendirilmesi

Bu bahsedilen teknikleri insanların kurbanı suçlarken nasıl kullandığını birçok gerçek hayat örneğinde görebilirsiniz. İşte bu yüzden potansiyel kurbanlarının kullanması için cinsel taciz önleme planı gibi uygulamalar bulunur. Bunlar tacizi dolaylı yoldan taciz kurbanın yaşam tarzları ve seçimlerine bağlar.

Bazı insanlar şiddeti ve antisosyal eylemleri kurbanın davranışına ya da elbisesine bağlar. Yani ahlaki açıdan kurbanın davranışını bir suç olarak görürler. Eğer kurban toplumun onaylamadığı şekilde hareket ederse, failin davranışı normalleşmiş olur. Ahlaki açıdan hiç de doğru olmamasına rağmen mantıklı bir sonuçmuş görünümü verilir.

Ahlaklılık toplumda iyi davranışlar olarak karşılığını bulur: davranış kalıplarına ve kurallarına herkesin uyması beklenir. Bireyler, toplumun uygunsuz olarak algılayacağı ya da yerleşik normlar dışında kalan davranışlar sergiledikleri takdirde, davranışları suçun kaynağı olarak görülür. Hatta bazı durumlarda bu suçlar kaçınılmaz olarak değerlendirilir.