Bir Kişinin Duygularını Gözlerinden Okumak

· Haziran 1, 2018

Bir kişinin duygularını gözlerinden okumak hepimizin yapabileceği bir şeydir. Günün sonunda, bakış, insanın en çok iletişim kurduğu yoldur. En fazla duyguyu ileten ve yoğun olarak bağlantı kurduğumuz şeydir. Başkalarının gözünde bu sözel olmayan ipuçlarını anlamak yalan, içtenlik ya da cazibe gibi şeylerin büyüsünü görmemizi sağlayacaktır.

Becquer, gözleriyle konuşabilen herkesin gözleriyle öpüşebileceğini söylemiştir. Bu büyüleyici organın manyetizması öyle güçlü ki, bazen gizledikleri tüm sırların tam olarak farkında değiliz. Bu nedenle, iletişim uzmanlarının iyi bildiği bir şey, davranışlarımızın, eylemlerimizin ve sözcüklerimizin birçoğunun sosyal koşullandırma ve bizim isteğimiz tarafından filtrelenebilmesine rağmen, bakışlarımızın her zaman kontrol edemeyeceğimiz bir dil türünü ifade etmesidir.

“Göz, bedenin ve ruhun buluştuğu noktadır.”

– Friedrich Hebbel

Hoşlandığımız birini gördüğümüzde, göz bebeklerimiz büyür. Ayrıca şaşırdığımızda da gözlerimiz genişler. Bir şeyi hatırlamaya çalıştığımızda gözlerimiz belirli bir noktaya odaklanır. Bir iç gözlem durumunda ise gözlerimizi yere indiririz. Gözlerimizin davranışını karakterize eden pek çok ince nüans var. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek oldukça ilginç bir deneyimdir. Başkalarının zihnine derinlemesine girmemize veya duygularını etkili bir şekilde okumanıza izin verir.

delici bakışlı animasyon resim

Başka birinin bakışlarında duyguları okumak

Zamanımızın büyük bir bölümünü başkalarıya iletişim kurmaya ayırırız. Bunu yüz yüze yaparız, diğeriyle göz teması kurmaya çalışırız. Ne var ki sözlü mesajlara, sözlere, diyaloğun kalitesine daha fazla dikkat ediyoruz.

Son yıllarda, yeni teknolojilerin ve anlık mesajlaşma sistemlerinin gelişiyle, iletişim tarzımızın değiştiği de unutulmamalıdır. Artık bir şeyleri birine anlatmak için o kişinin karşımızda olmasına ihtiyacımız yok. Sevinç, sevgi ya da öfkemizi bir duygu ile iletebiliriz. Bütün bunlar ne iyi ne de kötüdür, sadece farklı ve her şeyden önce, daha hızlıdır.

Ancak bununla birlikte başkalarının duygularını kendi gözlerinde okuma gücümüzü kaybediyoruz. Kendimizi bu zevkten mahrum ediyoruz. Küçük gizemlere ve büyülü nüanslara, ilişkilerimizin niteliğine ya da karmaşıklığına dayanan bu gizemden. Şimdi bu okumayı ve analizi nasıl gerçekleştirebileceğimizi görelim.

Göz kırpma

Gözlerin dilinden söz ettiğimizde, sadece gözbebeğine başvurmuyoruz. Bakışlarımızın büyük ifade gücü, her şeyden önce, kaşların, göz kapaklarının, şakakların vb. hareketlerine müdahale eden karmaşık bir sinir ve kas ağı tarafından düzenlenir.

  • Bütün bunlar her anın duygusal aktivasyonunu yansıtır, burada göz kırpma ve çırpınan kirpikler de önemli bir rol oynar. Örneğin, şaşırıdğımızda, bizi kızdıran veya rahatsız eden bir şey olduğunda, çok daha fazla göz kırptığımızı biliyoruz.
  • Aynı şekilde, sevdiğimiz biriyle kişilerle etkileşime geçtiğimizde ya da aynı anda birçok şeyi düşündüğümüzde kçok fazla göz kırpmak da yaygındır.

Bu hepimiz için çelişkili görünebilir. Ancak bu eylemin, yani her zamankinden daha yoğun bir şekilde göz kırpmanın, gergin olduğumuzda beyinde başlayan bir mekanizma olduğunu bilmek güzeldir. Bu nedenle, birisinin gözlerinden duygularını okurken, aynı zamanda devam eden bağlam veya konuşmaya odaklanmak önemlidir.

Göz bebeklerinin dili

Göz bebeklerimiz uyarıcı bir şey gördüğümüzde ya da az ışıklı bir yerdeysek genişlerler. Eğer bizi cezbeden bir şey görürsek, göz bebeklerimiz duyguyla dolup aydınlanarak tıpkı bir dolunay hâlini alacaktır. Bununla birlikte, üzüldüğümüzde, öfkeye kapıldığımızda ya da bizimle çelişen bir şey gördüğümüzde, göz bebeklerimiz küçülür.

Görsel senkron

Sevdiğimiz insanların duygularını okumak hepimizin ustalaşmak istediği bir şeydir. Bununla birlikte, belli bir anda, bir arkadaşla, bizim sevgimizin nesnesiyle, hatta bir aile üyesiyle kurabileceğimiz bir uyumu algılamak için bazen sözel olmayan bir dilde uzman olmanız gerekmez.

Bu konuyla ilgili merak edilen bir gerçek şu ki, iki kişi “bağlandığında” görsel bir senkronizasyon da kurulmaktadır. Yani görsel hareketler taklit edilmiş ve mikro ifadeler paylaşılmıştır.

İki yana bakmak- ürkeklik ya da yalan söylemek

Bir çocuk veya çok güvensiz bir kişiyle konuştuğumuzda, bunu hepimiz deneyimlemişizdir. Doğrudan görsel teması sürdürmek yerine, iki yana bakarak bakışlarını kaçırırlar. Bunlar, karşımızdakinin yüzümüzü göremeyip sadece kenar boşuklarından yakalayabildikleri, aşırı utangaçlığımıza sığındığımız alanlardır.

Yalan söyleyenlerin de gözlerini kaçırıdklarını bilmek önemlidir. Bu, utangaç bir insanla ya da sosyal kaygısı olan birinde olduğu kadar açık değildir. Bu nedenle, yalan söyleyen birinin duygularını ve niyetlerini okurken azami dikkat göstermeliyiz.

Aldatmayı kullanan kişi genellikle bakışını uzun süre karşısındaki kişide tutmaz. Er ya da geç yan taraflara doğru bakar. Bir şeyi hatırlamanız gerekiyorsa sağa, bir şey uydurmanız gerekiyorsa sola bakarsınız.

mutlu bakışmalar

Sonuç olarak gözler ve bakışlar çok önemli sosyal ve duygusal bilgiler sunar. Bazen duyguları bu şekilde okumayı ihmal ederiz ama bakışı yakalayabilirsek yorum yapmak çok kolaydır. Ayrıca Reginald B. Adams’ın “Effects of Direct and Averted Gaze on the Perception of Facially Communicated Emotion” (Yüzle İletilen Duyguların Algılanması üzerinde Doğrudan ve Dolaylı Bakışın Etkileri) ve Hisashi Kobayashi’nin “Morphology and Psychology of the Human Eye” (İnsan Gözü’nün Morfoloji ve Psikolojisi) gibi kitaplar, bu konuyu daha ayrıntılı olarak öğrnememize yardımcı olabilir.

Bunu yapmaya değer.