Aykırı Düşünme Nedir ve Nasıl Geliştirilir?

· Kasım 6, 2018

Aykırı düşünme ya da lateral düşünme, aynı soruna birden fazla yaratıcı çözüm üretmek ile ilgili bir kavramdır. Merak etmenin ve kalıplarının dışına çıkmanın vücut bulduğu, spontane gelişen, akışkan ve lineer olmayan bir yaklaşım tarzıdır. Aslında, aynı zamanda, neşe, hayal gücü ve yeni tür bir bakış açısı olarak, akıl yürütmede daha özgür hareket edebilen çocuklarda oldukça sık görülen bir düşünce türüdür.

Aykırı düşünme, günümüzün modern dünyasında önemli bir yer tutmaktır. Benzer becerileri taklit etmeye alışkın bir toplumda, büyük şirketlerin diğer becerilere değer vermeye başladığı bir zaman elbet olur. Projelerine yaratıcılık ve canlılık katan diğer boyutlar sayesinde, yenilik ve farklılık sunabilecek bir kişi, tercih edilebilir bir aday olabilir.

Bununla birlikte, okullarımız ve üniversitelerimiz de görülen derslerde, birbirine çok yakın düşünce tiplerine öncelik verilmektedir. 1960’ta J.P. Guilford, aykırı ve  yakınsak ve yakınsamalı düşünce tarzlarını birbirinden ayıran bir tanımlama yapmıştır.

“Yaratıcılık, eğlenmekte olan zekadır.”

– Albert Einstein

Her ne kadar Guilford, aykırı düşünce yapısı için, çocuk yetiştirmenin önemini vurgulasa da, eğitim kurumları, bu yaklaşıma pek ilgi göstermemiştir. Genel olarak, öğrencinin bir “doğru” çözüme ulaşması için doğrusal düşünme, kurallar ve yapılandırılmış süreçleri kullanması gereken bir tür yansıma (ya da daha ziyade) önceliklerini belirlemiştir.

Pek çok durumda, bu yaklaşım tarzı, yararlı ve gerekli olsa da, gerçek hayatın karmaşık, dinamik ve sorunların tek bir çözüme sahip olduğu inancı ile hareket etmenin, gerçekçi olamayacağı kadar kesin olmadığının da altını çizmeliyiz. Bu nedenle, aykırı düşünme tarzını nasıl kullanacağımızı gerçekten öğrenmeliyiz.

Birçok eğitim merkezi, öğrencilerini doğru cevabı bulmaktan daha fazlasını yapmaya teşvik eder. Bu çerçevede, amaç yeni sorular oluşturabilmektir.

rengarenk kadın

Aykırı düşünce ve psikolojik süreçler

Yazıya devam etmeden önce, şu fikri açıklığa kavuşturmak iyi olur. Hiçbir düşünce biçimi, diğerinden daha iyi değildir. Yakınsamalı düşünme biçimi de, birçok durumda yararlı ve gereklidir. Ancak asıl sorun, sadece bu şekilde düşünmek için “eğitilmiş” olduğumuzdan kaynaklanır. Kendiliğinden, zekayı ve özgürlüğü ortaya çıkarmayı maalesef hep ihmal ettik.

Aykırı düşünme tarzını hedefleyen birçok derste, öğrencilere aşağıdaki gibi benzer sorular sorulur:

  • Bir tuğla ve bir kalemle ne tür şeyler yapılabilir? Size bir diş fırçası ve bir adet kürdan versek, ne tür bir kullanım tarzı ortaya çıkabilir?

Bu tür sorular için ilk başta tek bir fikir bile bulmak zor olabilir. Bununla birlikte, bazı insanlar, Edward de Bono’nun “lateral düşünme” olarak adlandırdığı düşünce yapısında iyi oldukları için, çok sayıda mantıklı ve ustaca fikir üretebilirler. Bunun nasıl daha iyi çalıştığını anlamak için, ne tür psikolojik süreçlerin devreye girdiğine bir bakalım şimdi.

el ile fotoğraf karesi yapmak

Anlamsal ağlar veya bağlantı kuramı

Aykırı düşünme tarzı, ilk bakışta, benzerlikten yoksun olan fikirler, kavramlar ve süreçler arasındaki ilişkiyi bulma kapasitesi olarak adlandırılabilir. Yaratıcılık konusunda uzman psikologlar, insanların farklı zihinsel ilişki ağlarına sahip olduklarını ifade etmektedir:

  • “Dik” semantik ağları olan insanlar, mantık ve doğrusal düşünme tarzına daha yatkındır.
  • “Düz” semantik ağları olan insanlar, çok daha bağlantılı olan zihinsel ağlara sahiptir. Yani, bazen birbirleri ile ilgili olmayan iki kavram, diğer ağların da katkıda bulunması ile, ustaca bir fikir olarak ortaya çıkabilir.

Sağ ve sol beyin

Hepimiz beynin sağ yarım küresinin yaratıcı, sol tarafında ise mantıksal olduğunu duymuşuzdur. Bu nedenle, bu teoriye göre, daha aykırı veya lateral düşünce tarzını kullanan kişiler, nazaran beynin sağ yarım küresini kullanacaktır. Yani, lateralizasyon veya serebral baskınlık ile ilgili bu tür bir genellemeye de dikkat etmeliyiz. Çünkü aslında bu durum, çok katmanlı bir süreçtir.

Beyni, kesin sınırlar ile ayrılmış alanlara sahip bir organ olarak göremeyiz. Aslında, bir fikir üretirken, ister yaratıcı, ister muhafazakar, ister mantıksal, ister son derece uçuk bir düşünce, beynin tüm katmanlarını kullanırız. Buradaki püf nokta, bir fikri diğerine nasıl bağladığımız ile ilgilidir. En yaratıcı insanlar, bir ağaç benzeri düşünce süreçlerini kullanırlar. Diğer bir deyişle, beynin her iki tarafında da bağlantı kurarlar, yani sadece bir taraf ya da kısım ile değil.

“Hayal kurma, yaratılışın başlangıcıdır. Ne istediğini hayal eder, hayal ettiğin şeyi oluşturur ve sonunda yapmış olduğunu yaratırsın.”

– George Bernard Shaw

kırık ampulden çıkan kuşlar

Kendimizi aykırı düşünce tarzı konusunda nasıl eğitebiliriz?

Yazıda da ifade ettiğimiz gibi, yaşımız ne olursa olsun her birimiz, aykırı düşünce yapımızı değiştirebilir ve geliştirebiliriz. Bunu yapmak için özellikle dört alana odaklanmak gerekmektedir:

  • Akıcılık: Çok sayıda fikir üretme yeteneği.
  • Esneklik: Farklı bilgi alanlarına dayalı çok çeşitli fikirler yaratma becerisi.
  • Özgünlük: Yenilikçi fikirler yaratma yeteneği.
  • Geliştirme: Fikirlerimizi geliştirme, onları daha sofistike hale getirme yeteneği.

Şimdi bu yukarıdaki dört alanı iyileştirmenin dört yolunu sizler ile paylaşacağız:

Synectics egzersizleri

“Synectics”, psikolog William J. J. Gordon tarafından geliştirilmiş bir terimdir. Temel olarak, ilgisiz gibi görünen kavramları, nesneleri ve fikirleri bir araya getirerek, bunlar arasında bağlantılar ve ilişkiler bulabilmek anlamına gelir. Bu egzersiz çok fazla zihinsel çalışma gerektiriyor. Kendimiz ile ilgili kavramları seçerek günlük bazda alıştırmalar yapabiliriz. Örneğin:

  • Bir ataş ve kaşıkla ne yapabilirim?
  • Afrika’daki Limpopo Nehri ile Sibirya’daki Baykal Gölü arasında hangi ilişki kurulabilir?

Scamper tekniği

Scamper tekniği, Bob Eberle tarafından geliştirilen başka bir yaratıcı fikir geliştirme stratejisidir. Yenilikçi ve aykırı bir düşünce yapısı ile ortaya bir şeyler çıkarmak için çok yararlıdır. Örneğin, bir iş için bir fikir bulmak zorundayız diyelim. Bu “fikre” sahip olduğumuzda, onu bir dizi “filtreler” içerisine koyacağız.

  1. Bu fikrin bir ögesini bir başkası ile değiştirin (Eğlenme ve çalışma tarzımız ile ilgili neyi değiştirebiliriz?)
  2. Şimdi her şeyi birleştirin (Yaptığımız işi daha eğlenceli hale getirmek için neler yapabiliriz?)
  3. Uyum sağlayın (İnsanların diğer iş yerlerinde daha az stresli olması için neler yapar?)
  4. Değiştirin (Herhangi bir stres yaşamadan nasıl çalışabiliriz?)
  5. Diğer kullanım tarzlarından yararların (İş yerinde daha eğlenceli bir şekilde yapabileceğim iş nedir?)
  6. Bir ögeyi ortadan kaldırın (Gününüzü daha iyi kullanabilmeniz için, biraz daha erken işe gelseniz ne olur?)
  7. Yeniden biçimlendir (…’yı yapmaya cesaret etsem ne olur?)
kadının etrafında dönen pamuklar

Aykırı düşünme ve ruh haliniz

Psikolog Nina Lieberman’ın Playfulness: Its Relationship to Imagination and Creativity (Eğlenebilirlik: Hayal Gücü ve Yaratıcılık ile İlişkisi) adlı kitabında çok ilginç bir araştırma yer almaktadır: Aykırı düşünce, neşe, iyimserlik ve iç esenlik ile beraber hareket eder. Sağlıklı ilişkilere sahip olmak, iyi dinlenmek, baskıdan, kaygıdan ve stresten uzak olmak sizi aykırı düşünmek için ideal bir konuma sokar.

Yüksek tempo ile, yoğun bir şekilde süren yaşamlarımızda, bu değerli boyutların çoğunu ihmal ediyoruz. Bu nedenle, bu tarz bir düşüncenin aynı zamanda hayata karşı belirli bir tavırdan da doğduğunu söyleyebiliriz: özgür, neşeli, boyun eğmez ve yeni deneyimlere açık…