Alex Honnold, Korkusuz Adam

Ocak 22, 2019

Alex Honnold en esrarengiz nörobilim vakalarından birini temsil eder. Kurallara istisna yaratır. Çoğu insan düşme korkusuna sahiptir. Bu yüzden yeni doğan bebekler bile düştüklerini hissederlerse kargaşa yaşarlar.

Bu içgüdüsel bir korkudur. Genetik paketimizle birlikte gelir. Düşmek, bütünlüğümüzü ve hayatımızı tehlikeye atar. Bu nedenle, biyoloji müdahale eder ve yüksekten düşme riskine karşı bir uyarı işareti olarak korkuyu açığa çıkarır.

Alex Honnold, çok garip şekilde, düşme korkusuna sahip değil. Amerika Birleşik Devletlerinde doğan 32 yaşında bir kaya tırmanışçısı. Serbest tırmanma (herhangi bir güvenlik hattı ya da koruma ekipmanı olmadan) maceralarıyla ün kazanmış. Aslında tek başına tırmanır. Kaya tırmanışına aşina olanlar, bunu tek başına yapmanın bireyi son derece savunmasız hale getirdiğini bilirler. Bu neredeyse intihara meyilli bir davranış olarak kabul edilir!

Bununla birlikte, bu Alex Honnold için normal bir macera. Çünkü bu şekilde tırmanırken, sanki kahve içiyormuş gibi hisseder. Herhangi bir korku ya da gerginlik yaşamaz. Sonuç olarak, bu durum nörologları Honnold’un beynini incelemeye teşvik etmiştir.

“Ne hapishaneden, ne yoksulluktan, ne de ölümden korkun. Yalnızca korkunun kendisinden korkun.”

– Giacomo Leopardi

Alex Honnold

Alex Honnold için her tırmanış hayata karşı bir meydan okumadır. Hemen hemen dikey olan yüzey alanlarını sever. Spor kıyafetleri giyer. Bununla birlikte, tırmanırken nemi azaltmak adına, belinde taşıdığı bir torbadaki tırmanma tebeşiriyle beraber tırmanır. Ve tırmanırken sadece ellerini ve ayaklarını kullanır.
alex honnold

Hali hazırda çok sayıda dünya rekorunu elinde tutuyor. Onun tarzı serbest solo tırmanış olarak bilinir. Dünya üzerinde bu şekilde tırmanan tek kişi o değil tabii ama aşırı bir zorluk seviyesiyle büyük yüksekliklerde bunu yapan tek kişi o.

Normal biri gibi görünür. Tavrı, farklı ya da özel hissetmediğini gösterir. Çok güler ve oldukça da huzurlu. Faaliyetlerinin tehlikeli olduğunun farkında. Onun gibi tırmanmaya çalışan arkadaşlarının çoğu bu yolda öldü. Korkup korkmadığı sorulduğunda, ölüm fikrini diğer insanlardan daha iyi kabul ettiğini söylüyor.

Annesi onun zor bir çocuk olduğunu söylüyor, ama o bunu reddediyor. Tırmanmaya çok erken yaşlarda merak salmış. 10 yaşındayken tırmanma duvarında pratik yapmaya başlamış. Daha sonra, bazı kaya tırmanışı gezilerinde izcilik yapmış. 19 yaşındayken diğer her şeyi bırakmış ve tam zamanlı olarak tırmanmaya başlamış. Bir karavanda yaşıyor ve minimalist olduğunu söylüyor.

Alex Honnold’un beyni

Bu genç adamın kaya tırmanışı başarıları, bir grup araştırmacının gözüne çarptı ve onun beynini incelemeye karar verdiler. Her şey, nörolog Jane E. Joseph, Alex Honnold’un ifadesini duyduğunda başladı. Tanımladığı şeyler ve maceraları hakkında konuşma şekli nedeniyle onun beyninde yanlış bir şeyler olduğunu düşündü. Amigdalada yani beynin korku merkezinde bir şeylerin yolunda gitmediği kanısına vardı.

Güney Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi, Alex Honnold’un beynini incelemeye karar verdi. MR’ını çektiler. Kontrol ettikleri ilk şey, genç adamın bir amigdalası olup olmadığı ve eğer varsa onun hasar görüp görmediği oldu.

Yaptıkları bir sonraki şey ona bir dizi şok edici görüntü göstermek ve tepkisini değerlendirmekti. Ve bu noktada Alex Honnold’un amigdalasının aktif olmadığını fark ettiler. Hiç tepki vermemişti. Sanki tüm bu tehlikeli durumlar onun üzerinde herhangi bir duygusal etkiye neden olmamış gibiydi.

İlginç bir bakış

beyin ve çocuk çizimleri

Araştırmacılar Alex Honnold’un korku hissetmediğini kanıtlayabildiler. Bununla birlikte, bu sonuçlar beraberinde bazı ilginç hipotezleri de ortaya çıkardı.

Değerlendirmelere göre, Alex’in beyninin, tırmanma tarzına ve bu türde uyaranlara çok fazla adapte olması muhtemeldi. Bu nedenle, çoğu insan için riskli olan şeyler onun için tamamen normal bir durum halini almış olabilir.

Bu sonuç korku hakkında yeni olanaklara yer açtı. Alışkanlık yoluyla korkuyu ortadan kaldırmanın mümkün olduğunu ileri süren yeni bir teori ortaya çıktı. Tehlikeli uyaranlara aşama aşama ve sistematik maruz kalmak, bu tür durumları o kişi için tamamen zararsız hale getirebilir miydi? Eğer durum gerçekten buysa, korkuyu tedavi etmeyi amaçlayan alternatif terapiler muazzam bir biçimde gelişebilir.