Wong ve Varoluşsal Pozitif Psikoloji

Yaygın inanışın aksine, olumsuz koşullar yaşadıktan sonra mutlu olmamız mümkün. Varoluşsal pozitif psikolojiye göre, olumsuz duyguların kendi yüce değerleri var.
Wong ve Varoluşsal Pozitif Psikoloji

Son Güncelleme: 13 Kasım, 2020

Pek çok insan pozitif psikolojinin bir de “karanlık tarafı” olduğuna inanır. Mutluluk, coşku veya umut gibi olumlu duygulara neredeyse özel denilebilecek bir seviyedeki odaklanma durumu, yaşamın olumsuz yanlarının ihmal edilmesine yol açabiliyor. Bu eleştirinin karşısında duracak şekilde ve biraz da bu duruma bir yanıt olarak, birkaç yıl önce varoluşsal pozitif psikoloji adı verilen yeni bir yaklaşım ortaya çıktı. Kanadalı psikolog Paul T.P. Wong, “ikinci dalga” pozitif psikoloji hareketi dediği bu olguyu ortaya çıkaran hareketin de lideri.

Orijinal yaklaşımın yeniden formüle edilmesinden çok, bu yaklaşım mutsuzluğun var olduğu ve onu deneyimlemenin oldukça normal olduğu gerçeğine dair farkındalık yaratmayı amaçlamakta. Sonuçta, Miguel de Unamuno’nun da çok güzel bir şekilde yazdığı gibi, “Acı yaşamın özü ve kişiliğin köküdür, çünkü bizi birey yapan sadece acıdır“.

Dr. Wong’un teorisinin önerdiği nokta, psikolojik anlamda iyi olma durumu ve mutluluğun biyolojik temelini kavrayarak, Martin Seligman’ın 1990’larda ortaya koyduğu  modeli anlamanın yeni bir yolunu bulmak.

Bu yol, hedonist duyguları bir kenara bırakmanın, hayatın sorunlu sularında da gezinmenin ve kendi yönünüzü, anlamınızı ve amacınızı bulmanın zamanı geldiğini söylüyor. İsterseniz, hemen, bu yeni bakış açısına biraz daha derinden bakalım.

Wong ve varoluşsal pozitif düşünce teorisi

Dr. Wong ve varoluşçu pozitif psikolojinin temelleri

Dr. Wong, derslerinde sık sık dünyamızın kaotik olduğunu ve zor zamanlarda yaşadığımızı söyler. Bu bilim insanı, psikoloji alanı için yeni bir terapötik yaklaşım gerektiğine inanıyor. Varoluşçu pozitif psikoloji, insanların refah ve dengeye ulaşmalarına yardımcı olmaya çalışıyor ve günlük, tekrar eden zorlukları yönetmelerine olanak sağlıyor.

Pozitif psikoloji uygulamalarına ve Seligman veya Mihaly Csikszentmihalyi gibi teorisyenlere yönelik üzerinde en çok birleşilen eleştirilerden biri, bu yaklaşım tarzlarının yalnızca insanların sağlıklı tarafına odaklandıkları üzerine. Yaratıcılık, coşku, umut ve duygusal zeka gibi yönler bizi en iyi halimiz olmaya iter. Böylece, bu yetenekleri geliştirmek için çalışırsanız, Abraham Maslow’un kendini gerçekleştirme olarak tanımladığı şeyi başarabilirsiniz.

Ama kendinizi kaybolmuş hissederseniz ne olur? Ya bir akrabanızın ölümü veya zor bir ayrılık nedeniyle depresyonla uğraşıyorsanız? Zihninizin depresyon ve umutsuzluğa saplanmış olduğu bir anda, bir düğmeye basıp sihirli bir biçimde hevesli veya yaratıcı hissedemezsiniz.

Dr. Wong’un varoluşsal pozitif psikolojisinin ilkelerinin devreye girdiği yer de tam olarak burası oluyor.

Zorluklarla başa çıkma cesareti ve sorumluluğu

Varoluşçu pozitif psikoloji, orijinal pozitif psikoloji teorisinin değerini azaltmaya çalışmıyor. Dahası, ortaya konulan bu yeni görüşe inananlar, pozitif psikolojinin genellikle aşırı basit terimlerle yorumlandığını aslında iyi biliyorlar. Bu yaklaşım, bir yerden sonra bir tür “büyülü düşünme” teorisine dönüşüyor, yani, burada ne istediğinizi düşünmek veya bilmek, onu gerçekleştirmek için yeterli. Rhonda Byrne tarafından yazılan ve çılgın bir popülerite seviyesine ulaşan “Sır (The Secret)” adlı film ve kitap bunun güzel bir örneği.

Dr. Wong ise, diğer taraftan, her bireyin zorluklarla yüzleşmek için ihtiyaç duyduğu cesaretten yararlanabileceğini yazıyor. Herkes gibi siz de dayanıklılık ve iradeye dayalı bir psikolojik başa çıkma mekanizması geliştirebilirsiniz. Durum ne olursa olsun, anlam bulma ve mutlu olma yeteneği, aslında herkesin elinde.

Dolayısıyla, varoluşsal pozitif psikolojinin mutluluk veya umudun değerini baltalamadığını da görebilirsiniz. Olumlu duygular gerçekten insan ırkının itici gücü. Yine de, insan, olumlu duygularla birlikte, olumsuz duygulara da yer vermeli ve onları anlamaya çalışmalı.

Varoluşçuluk, Dr. Wong tarafından ortaya konulan teorinin temel taşı

İlk olarak 2011 yılında yayınlanan bu teorinin parlak yanı, pozitif psikolojiye varoluşsal bir bakış açısı getirmesi. Görünüşte basit olan bu ekleme, orijinal teoriye daha fazla anlam ve kullanışlılık katıyor. Ne de olsa filozoflar ve varoluşçu psikologlar bize hayatın hepimizin yüzleşmek zorunda olduğu paradokslar, sorunlar ve mücadelelerden oluştuğunu hatırlatıyor.

Hayatın bu yönleriyle uğraşmak, önemli psikolojik kaynakları nasıl elde ettiğimizi de bize açıklıyor. Zorluklarla yüzleşmek sizi daha cesur yapıyor, çabanın değerini görmenize yardımcı oluyor, engelleri nasıl aşacağınızı öğretiyor ve kendiniz ve hayatınızla olan bağınızı sağlamlaştırıyor. Varoluşçu pozitif psikoloji, özgün anlamdaki bir mutluluğun ancak acıya aşina olduğunuzda ve bununla nasıl yüzleşeceğinizi bildiğinizde anlamlı hale geldiğini savunuyor.

Sonuç olarak, varoluşsal pozitif psikolojinin temellerinden biri, insanların kayıp, ölüm korkusu, hayal kırıklığı, endişe, umutsuzluk vb. ile başa çıkmayı öğrenmeleri için araçlar ve kaynaklar sağlamak.

Varoluşsal pozitif düşünce teorisi

Viktor Frankl ve anlam arayışı

Paul T.P. Wong’a göre, pozitif psikolojinin varoluşsal ve insancıl köklerine dönmesi gerekiyor. Wong, ancak o zaman bu alanın anlamlı ve sınırlarını aşan bir hale geleceğini düşünüyor. Buna ek olarak, Viktor Frankl’ın çok önemli olduğunu savunduğu bir noktada, yani anlam arayışı sürecinde, insanlara rehberlik etmezseniz, onların mutluluğa ve iyiliğe ulaşmak için gerçekliklerini yeniden inşa etmelerine yardım edemezsiniz.

Bir diğer deyişle, bir belirsizlik ve sıkıntı denizinde mücadele ederken, bir ışığa ihtiyacınız olacaktır. Bu noktada, odaklanılacak bir şey, bir sığınak, mücadeleye anlam veren ve sizi savaşmaya motive eden o şeyi ararsınız. Bunu yapmak için Dr. Wong, kendinize aşağıdaki soruları sormanızı tavsiye ediyor:

  • Ben kimim? Beni tanımlayan nedir?
  • Nasıl daha mutlu olabilirim? Bana göre “iyi bir hayat” neye benziyor?
  • Mesleğim nedir? Hayatımı neye adayabilirim ve bu konuda iyi hissedebilir miyim?
  • Doğru kararlar mı veriyorum?
  • Ben nereye aitim? Neden dünyada bu kadar yalnız hissediyorum? Nerede kabul edilmiş hissedebilirim? Evim neresi?
  • Hayatıma anlam veren nedir?

Mücadeleyi kucaklamak

Sonuç olarak, varoluşsal pozitif psikoloji, psikolojinin gelişiminin bir parçası olan önemli kavramlara yeni bir hayat veren değerli bir teori. Dr. Wong, ortaya koyduğu teoride, psikolojinin temel yönlerin önemli olduğunu kabul ediyor, ancak, bugünkü dünyamızın zorlukları ve belirsizliği ışığında, yeniden çalışılması gerektiğini de biliyordu.

Kısacası, buraya kadar anlattıklarımızı özetlemek gerekirse, hayattaki amacınızı unutmayın ve size acı veya rahatsızlığa neden olanlar da dahil olmak üzere tüm duygularınıza yer vermekten çekinmeyin. Bunların bilgeliği getiren duygular olduğunu unutmayın. Onlarla nasıl başa çıkılacağını bilmek sizi daha güçlü ve daha yetenekli bir insan yapacaktır.

İlgini çekebilir ...
Martin Seligman ve Pozitif Psikoloji
Aklınızı KeşfedinRead it in Aklınızı Keşfedin
Martin Seligman ve Pozitif Psikoloji

Pozitif psikolojinin ünlü öncüsü Martin Seligman, mutluluğun her zaman sosyal durumumuza, dinimize ya da fiziksel güzelliğe bağlı olmadığını söylemektedir.



  • Wong, P. T. P. Meaning-centered approach to research and therapy, second wave positive psychology, and the future of humanistic psychology. The Humanistic Psychologist.
  • Wong, P. T. P., Ivtzan, I., & Lomas, T. (2016). Good work: A meaning-centred approach. In L. G. Oades, M. F. Steger, A. Delle Fave, & J. Passmore (Eds.), The Wiley Blackwell handbook of the psychology of positivity and strengths-based approaches at work (pp. 0-0). West Sussex, UK: Wiley Blackwell.