Uzak Doğu Kültüründen Büyüleyici Bir Kesit: Chi

01 Haziran, 2020
Chi, vücutta hiç durmaksızın akan hayati bir güç olarak tanımlanır. Bu güç herhangi bir nedenle engellenir ya da değişime uğrarsa hastalıklar ortaya çıkar. Uzak Doğu kültüründe eğer vücut sağlıklı olarak korunursa zihnin de evrim geçirmesinin mümkün olduğuna inanılmaktadır.
 

Herhalde herkes, bir uzak doğu dövüş sanatları ustasının büyük bir kayaya eliyle vurarak ikiye ayırdığını görmüştür. Bu vuruşa rağmen elinde hiçbir hasar olmaması ise tüm mantık kurallarını adeta yerle bir eden bir durumdur. Uzak Doğu felsefesi bu durumu, çok uzun zaman önce ortaya çıkan ve Taocu bir kavram olan Chi ya da Qui fenomeni ile açıklıyor.

Sadece dövüş sanatları ile uğraşan insanlar değil, aynı zamanda geleneksel Çinli doktorlar da Chi felsefesini benimsemişlerdir. Bu felsefe, “hayati enerjinin akışı” olarak nitelendirilmektedir. Odaklanabilen, kendisini serbest bırakan ve istendiği gibi akan bir yaşamsal güç… Aslında bu kavramı çok kaba biçimde Batı dünyasında kullanılan “enerji” kavramı ile özdeşleştirmek mümkündür.

Uzak Doğululara göre Chi, o hayati nefes ve her şeyi yöneten o olgudur. Tai-Chi, akupunktur, reiki ve bunlar gibi pek çok doğuya özgü farklı uygulamaların amacı, Chi’nin serbestçe akışını sağlamak ya da özel bir hedef doğrultusunda bu güce odaklanmaktır.

“Kim tam merkezinde bulunursa, sonsuza dek varlığını sürdürür.”

– Lao Zi

Tai Chi yapan bir grup insan

Chi’nin Prensipleri

Chi’nin yaklaşık 4000 yıldır Uzak Doğu’da varlığını sürdürdüğü düşünülmektedir. O zamanlardan günümüze dek bu hayati gücün tıpkı bir dizi nehir gibi insan vücudunda dolaştığına inanılmaktadır. Bu nehirlere Çin tıbbında meridyenler adı verilmektedir.

 

Çok uzun bir süredir Chi’nin vücutta akışının nefes alma ve meditasyon kanalları ile gerçekleştiği  düşünülmektedir. Bir insan düzgün bir biçimde nefes alıp vererek tüm evrenle uyumlu bir ritm yakalar. Meditasyon yaparak da bu hayati güç durgunluğunu ve hareketsizliğini kırar ve hem vücutta hem de zihinde akmaya başlar.

Zaman içerisinde Uzak Doğulular bu hayati enerjinin akışının sadece nefes alıp verme ve meditasyon yöntemleri ile gerçekleşmediğini düşünmeye başlamışlardır. Bu nedenle hareket etmek, Chi’nin dengeleyici ve uyum sağlayıcı özellikleri arasında yer alan bir araç olarak görülmeye başlamıştır.

Ancak bu herhangi bir hareket değildir. Bu hareket grubu, günümüzde Tai-Chi ya da Chi-Kung olarak bilinmektedir.

Chi Türleri

Uzak Doğu felsefesinde hayati enerji vücudun farklı yerlerine dağılmış durumdadır. Bunlar arasında en uç bölgelerdeki organlar da bulunmaktadır.

Aynı şekilde bu enerji vücudumuzun dışında da bulunur. Ancak yine de büyük oranda böbreklerde toplanmış olan bu enerji, sağlıklı olmamızı sağlar ve yaşamsal fonksiyonlarımızı yerine getirmemize yardımcı olur.

Hayati enerjinin farklı türleri bulunmaktadır. Bunlardan en önde gelenleri şu şekildedir:

 
  • Zhong Qi. Bu enerji nefes alıp verme, yani solunumdan kaynaklanan enerjidir. Tüm vücudun çalışması ve işlevselliğini koruması için ihtiyaç duyduğu yakıt olarak görülmektedir. Bunun motoru oksijendir ve kaslar, organlar, işitme ve ses çıkarma fonksiyonlarının çalışmasını sağlar.
  • Tat Chi’si. Bu enerji yeryüzünden gelmektedir. İçeriğine kattığı ve absorbe ettiği besin maddeleri için gerçekleşen tüm süreci içerir. Bu Chi kanın ayrılmaz bir parçasıdır. Her yiyeceğin tadı hangi organın o besin maddesinden faydalandığını gösterir: Baharatlı yiyecekler/akciğerler; asitli yiyecekler/karaciğer; tatlı yiyecekler/dalak; acı yiyecekler/kalp; tuzlu yiyecekler/böbrekler.
  • Wei Chi. Yiyeceklerdeki Chi’den geldiğine ve insanı hastalıklardan koruduğuna, cildi ve saçları nemlendirdiği inanılmaktadır. Ancak buna dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.
Gözleri kapalı bir kadın

Chi Enerji Fonksiyonu

Uzak Doğu felsefesine göre, akıl sağlığı vücut sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu iki parçadan birinde meydana gelebilecek bir dengesizlik hemen diğer parçayı etkiler.

Chi bir insanı canlı ve sağlıklı tutmak için akar. Dengeyi yeniden kurmak, aklı ve vücudu zayıflıklardan ya da sağlıksız bir duruma düşmekten korur.

 

Chi’nin düzgün bir biçimde akmadığını gösteren ilk işaret üre ya da ter gibi vücutta aşırı derecede sıvı üretimidir. Bu bakış açısına göre bu tür hastalıklar bu gücün olması gerektiği gibi akmadığının bir göstergesidir.

Kaybolan dengeyi yeniden sağlamanın yolu meditasyon yapmak, nefes alıp vermek, vücudun belirli bölümlerine (akupunktur ve masaj yöntemleriyle) baskı uygulamak ve Tai-Chi yapmaktan geçer.

Hayat enerjisinin akışının aynı zamanda ruhsal bir boyutu da bulunmaktadır. Duygusal bakış açısından bakıldığında, ilk arzu edilen şey sakinlik ve huzur halidir. Zihni sakinleştirip dinlendirmek enerji dengesini yeniden sağlamanın en etkili yollarından biridir. Vücudun sağlıklı olmasının en büyük amaçlarından biri zihnin özgür ve değişime açık olarak kalmasının önünde herhangi bir engel bulunmaması ihtiyacıdır.

Chi’nin vücudun belirli bölgelerine yoğunlaşan çeşitli uygulamaları bulunmaktadır. Uzak Doğu dövüş sanatlarında bunlar genellikle ellere, kollara ve bacaklara uygulanır. İşte bu sayede görünüşte oldukça güçsüz bir insan bile bir kayayı parçalayabilir ya da yer çekimine meydan okuyarak çok yükseğe sıçrayabilir.

 

Maratea, A., Franco, A., & Jáuregui, S. (2013). El Chi o energía vital.