Utanç, Kısıtlayıcı Bir Duygu

Mart 17, 2019
Utanç duyan bireyler genellikle kendilerini yapmak istediklerini yapmaktan alıkoyma tuzağına düşer, bunun yerine hayatlarını diğer insanların beklentilerine göre yaşarlar.

“Gerçekten nasıl hissettiğimi açıklarsam benim hakkımda ne düşünürler?”, “Umarım bana sormazlar, buna tüm bu insanların önünde yanıt vermekten nefret ediyorum” ya da “asla bir kalabalık karşısında konuşamam çünkü çok heyecanlanırım” vb. cümleler, utanç duyan insanların oldukça yaygın olarak kullandığı ifadelerdir.

Öne çıkmaktan kaçınmak, herhangi bir durumda odak noktası halini almaktan nefret etmek, belirli etkinliklere ait davetiyeleri reddetmek… Bunların hepsi bu kısıtlayıcı duyguyla aynı anlamı taşır. Utanç, görünmez olmamızı ister. Bu duygunun arkasında başka neler gizlidir? Gelin bu konuyu biraz daha yakından inceleyelim.

Utanç, bizi felç eden kısıtlayıcı bir duygu

Utanç, görünür olmanın düşmanıdır. Başkalarının bizi sevmeyeceği ya da olduğumuz gibi kabul etmeyeceğinden korkarak, gerçekten kim olduğumuzu gizlememize neden olan zor bir duygudur.

Psikolog María José Pubill’e göre, yoğun utanç duyan bir kişi, sürekli olarak başkalarının onun zayıf yönlerini keşfedeceği korkusuyla yaşar ve bu zayıflıklar neredeyse bir birey olarak onların kim olduklarını temsil ederler.

Çoğu zaman, bir kişi, bu kısıtlayıcı duyguyu, kendini rahatsız hissettiği ya da hissettirildiği bir deneyimden ötürü geliştirir. Çevresindeki insanlar, bireyin kendini anormal hissetmesine neden olmuş olabilir.

Sonuç olarak, birey artık başkalarının önünde kusurlarını göstermekten kaçınır hale gelir. Kabul görmemek ve reddedilmek öyle bir korku geliştirmesine neden olmuştur ki, tekrar incinmekten kaçınmak adına kendisini korumaya odaklanır. Bu da, olmak istediği kişi olamadığını hissettiği için onu büyük ölçüde hayal kırıklığına uğratır.
utanç duygusu

Bununla birlikte, bu kısıtlayıcı duyguyu yaşamak iki duruma işaret eder. İlk olarak, utanca her zaman suçluluk ve korku duyguları eşlik eder. İkincisi, bu duyguyu hisseden bir kişi, yetersizlik hissinin üstesinden gelmek adına mükemmelliğe ve kontrole başvurur. Bununla birlikte, söz konusu mekanizmalar kişisel gelişimi engellemekten başka bir şey yapmaz.

Utanç ve benlik saygısı: bir bağlantıları var mı?

Utanç, bir kişinin gerçekte kim olduğunu göstermek ve kendisi olmak hakkında duyduğu korkuyu temsil eder. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu kısıtlayıcı duygu kurbanlarının başkaları karşısında görünmez olmasını ister. Söz konusu birey, eleştirilmekten korkar ve insanların onun değersiz olduğunu düşünmelerini istemez. Bu nedenle, utanç duymak, nihayetinde düşük bir özgüvene neden olacak olan benlik saygısı ve hoşgörü eksikliği anlamına gelir.

Utanç, kişiyi, negatif ve kendini küçümseyen bir kalkanla sarmalar. Bu da, çevrelerindeki kişilerin onları neden kırılgan ve zayıf bireyler olarak algıladıklarını açıklar. Utanç duyan bir kişinin bu şekilde görülmekten hoşlanmadığını unutmamalıyız. Aslında, ilk etapta zayıflıklarını göstermekten kaçınırlar. Bununla birlikte, duydukları aşağılanma korkusu o kadar büyüktür ki katlanmaya karar verirler.

Utanmak, kişinin kendini kendi bedeninde rahat hissetmediği anlamına gelir. Bu, kendinden nefret etme yolunda yürümektir. Bu hal, bireyin kendi kaderini kontrol etmesine ve gerçekte ne kadar değerli olduğunu fark etmesine izin vermez.

Bu kısıtlayıcı duyguyu yaşayanlar, kendi değerlerini diğer insanların ellerine bırakırlar. Bunun nedeni, kendilerini yalnızca başkalarının bakış açısıyla görebilmeleridir. Hayatlarını başkalarının görüşlerini dikkate alarak yaşarlar. Anksiyete, utançla birlikte gelir, çünkü birey her zaman uyum sağlayamamak konusunda endişe duyar.
mutsuz bir kadın

Görünür hale gelmek için korkularınızı bir kenara itin

Bu duygu her ne kadar çok karmaşık olarak kabul edilse de, onu yok etmek mümkündür. Utancı nasıl yenebiliriz? Ya da daha doğrusu, görünür bir birey olmak ve kendimize değer vermek için neler yapabiliriz?

İlk adım, utanç hissettiğinizi ve bu kısıtlayıcı duygunun duygusal evreninizin bir parçası olduğunu anlamak ve kabul etmektir. Ardından, sonuçları, sizi nasıl etkilediği ve engellediği ve sizi nelerden alıkoyduğu üzerine derinlemesine düşünmelisiniz.

Bunu içtenlikle yaparsanız, kendiniz karşısında görünmez olduğunuzu ve başkaları tarafından belirlenen bir ölçeğe göre kendinize değer verdiğinizi fark edeceksiniz. Bunu yapmaya bir son vermeniz ve bunun yerine başkalarının ne düşünebileceğine takılmadan, istediğiniz yönde ilerlemeye odaklanmanız gerekir.

Bir sonraki adım kendini tanımaktır. Varlığınızın en derin noktalarıyla bağlantı kurmalı ve neden, olduğunuz gibi biri olduğunuzu anlamalısınız. Kendinizi görünür kılmaktan korkmayın.

Bunu yapmak kolay bir şey değildir, özellikle de gerçek benliğinizi uzun zamandır saklıyorsanız. İyi haber, kendinizin en iyi arkadaşı olabilmek için asla geç kalmamış olmanızdır.

Hangi faktörün bu şekilde olmanıza neden olduğunu bulmak da size yardımcı olur. Başlangıç noktası kendi yaranızın derinliğini anlamanıza yardımcı olacaktır; bu da, etrafınızdaki insanları hayal kırıklığına uğrattığınıza inanmaktan başka bir şey değildir.
aynaya bakan bir kadın

Çok güçlü bir egzersiz, başkalarının sizin nasıl biri olduğunuz hakkındaki inançları hakkında düşünmeden aynaya bakmaktır. Ne görüyorsunuz? Siz kimsiniz? Ne gibi özellikleriniz var? Neye ihtiyacınız var?

Burada ana fikir, kendinizi, beklentilerden ve özgün benliğinize kavuşmaktan alıkoyan zihinsel tuzaklardan kurtarmaktır. Hiç kimseden daha iyi ve daha kötü değilsiniz. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak asla haklı görmenizi sağlamaz.

Bazı durumlarda, ilk etapta kötü hissetmenize neden olan kişiye kızgın olabilirsiniz. Bu durumla ilgili duygularınız ve düşünceleriniz hakkında yazarak onları açığa çıkarmanız gerekir. Daha da iyisi, o kişiye her zaman söylemek istediğiniz şeyleri anlatan bir mektup da yazabilirsiniz. Bu egzersiz, utanç verici o anın yarattığı sıkıntıyı azaltmaya ve tam olarak hissettiğiniz şeyleri anımsayarak bütün bu olumsuz duyguları serbest bırakmanıza yardımcı olacaktır.

Gördüğünüz gibi, utanç duymak kötü bir an yaşamaktan çok daha fazlasıdır. Bu kısıtlayıcı duygu, diğer insanların beklentilerinin kölesi olmamıza, kendimizi küçümsememize ve nihayetinde görünmez olmamıza neden olur. Bu nedenle, kendimizle bağlantı kurmayı yeniden öğrenmek çok önemlidir.