Trigeminal Nevralji: Özellikleri ve Tedavisi

· Temmuz 29, 2018

Birçok kişi trigeminal nevraljiyi bir insanın sahip olabileceği en acı verici rahatsızlık olarak görüyor. Bazen intihara bile sebep olabildiği görülmüş. Bu rahatsızlık, beyninizdeki bir sinirin konuşmak, yemek yemek, sıcaklık değişimleri gibi ufak ve normal şeylere tepki olarak şiddetli elektrik şokları göndermesinden kaynaklanıyor.

Bu normal bir baş ağrısına, hatta migrene bile benzemeyen bir ağrı. Trigeminal nevraljiyle yaşayabilecek kadar şanslı olan insanlar ağrı kesicilerin hiçbir işe yaramadığını bilir. Çoğu zaman morfin bile ağrıyı kesmekte yeterli olmaz.

Böyle bir durumdaki kişinin kısmen işlev gösterebildiği bir hayat yaşamasına sadece antiepileptik ilaçlar yardım edebilir. Elbette bu ilaçları kullanmanın bir bedeli olarak da tüm yan etkilerine maruz kalır.

Kişi dışarıdan ağrıyı abartıyormuş gibi görünebilir ama bazı insanlarca boşuna “intihar hastalığı” olarak tanımlanmıyor. İlk olarak 1672’de sınıflandırılmış olsa da, hastalığın örneklerinin çok daha öncesinde de yaşandığını görebiliriz.

Bu acıyı bir insanın çekebileceği en felç edici ve yoğun ağrı olarak tanımlıyorlar. Günümüzde trigeminal nevraljinin nüfusun %8-12’lik bir kısmını etkilediği tahmin ediliyor. Kronik bir hastalık olsa da uygulanan bazı tedavi yöntemleri mevcut.

“Trigeminal nevraljide elektrik şokuna benzer son derece şiddetli bir ağrı söz konusudur. İki dakika kadar kısa sürebileceği gibi bu süre iki saate de çıkabilir ve birkaç hafta hatta ay içinde birden fazla kez episodlar halinde tekrarlayabilir.”

baş ağrısı

Trigeminal nevralji nedir?

Trigeminal nevralji, on iki kafa sinirinin beşincisinde oluşan bir problemden gelir. Bu sinir başımızdaki sinirlerin en büyüğüdür. Şimdi tüm o ağrıyı nasıl yaydığını daha iyi anlayabilmek için bu sinirin yapısını inceleyelim:

  • Bu sinir üç dala ayrılır. İlki oftalmik ya da üst dal, kafatasınızdan doğru alnınızın bir tarafına, hatta o taraftaki gözünüze kadar yayılabilen bir ağrı hissi verir.
  • Maksiller ya da orta dal ise yanaklarınızı, üst çeneyi, üst dudağı, dişleri, üst çenedeki diş etlerini ve burnunuzun bir tarafını uyarır.
  • Son olarak mandibular ya da alt dal, alt çenede, dişlerde, alt dudakta ve alt çenedeki diş etlerinde ağrıya sebep olur.

Trigeminal nevraljiden muzdarip kişiler genellikle yüzlerinin sadece bir tarafında ağrı hisseder. Ancak nadiren de olsa bazı vakalarda bilateral trigeminal nevralji olarak adlandırılan bir duruma rastlanır. Yani bu, hasta trigeminal nevraljiyi iki tarafında da yaşıyor anlamına gelir.

Trigeminal nevraljinin semptomları nelerdir?

Trigeminal nevraljinin semptomları hastadan hastaya değişir. Ortak noktaları ise “tetikleyici bölgeler”, yani uyarıldığında yoğun bir ağrı ile tepki veren bölgelerinin olmasıdır. Ağrı birkaç saniye ve dakika ile iki saat kadar sürebilen elektrik şoklar halinde gelir.

  • Yüzünüze dokunmak ya da okşamak gibi basit eylemler acı verici olabilir.
  • Sıcaklıktaki değişimler, çiğnemek, konuşmak ve dişleri gıcırdatmak nevraljinin felç edici bir ağrı vermesini tetikler.
  • Ağrı kafatasınızdan bir gözünüze, kulağınıza ve çenenize kadar yayılan bir yol izler.
  • Bu yoğun elektrik şoklarından sonra hasta genellikle bir iki saat hiçbir şey yapamaycak bir durumdadır. Yemek yiyemez, bir şey içemez ve hatta gözlerini bile açamaz hale gelir. Sinirin yavaş yavaş durulmasını beklemek zorunda kalır.
Trigeminal nevraljisi olan adam

Trigeminal nevraljinin sebepleri

Trigeminal nevraljinin tek bir sebebi yoktur. Bu hastalık aslında birbiriyle ilişkili çeşitli faktörlerin sonucunda gelişir. Rahatsızlığın altında yatan komplike gerçeği daha iyi anlayabilmek için bu faktörlerden bazılarına bakalım.

  • Genel olarak genetiktir.
  • Emarda genellikle trigeminal siniri beyin sapınızdan dışarıya doğru iten bir damar olduğu görülür. Bu baskı da sinirin koruyucu tabakası miyelinin bozulmasına yol açar. Şiddetli elektrik şoklarına ortam hazırlayan da bu bozulmadır.
  • Ayrıca travmatik yaralanmaların sonucunda geçirilen yüz ya da ağız ameliyatı ve felcin de sebep olabileceğini biliyoruz.
  • Elbette asıl sebebinin genellikle bilinemediğini de belirtmemiz gerekiyor. Yani bu hastalığa tam olarak neyin sebep olduğunu bilmek neredeyse imkansız.

Tedavi edilebilir mi?

Bu nöropatik hastalığın kişiden kişiye göre değiştiğini unutmamak gerekir. Bir yanda iki ay üst üste elektrik şokları yaşadıktan sonra bir süre hastalığı yok olanlar varken, diğer yanda her gün iki tarafında da ağrı yaşayan hastalar olabiliyor. Tetikleyicilerini kontrol edebilerek yaşam kalitesini artırmayı başaranlar da var.

Bu yüzden tedavinin yaklaşımı kişiye özel hale getirmeye dayalı olmalıdır. Biz yine de en yaygın uygulanan stratejilerden bazılarına bir bakalım:

  • Antiepileptik ilaçlar genellikle trigeminal nevralji tedavisinde en etkili çözümdür. Karbamazepin, okskarbazepin ve gabapentin en sık kullanılan ilaçlardır.
  • Amitriptilin ve nortriptilin gibi trisiklik antidepresanlar da ağrıya iyi gelen ilaçlar arasında yaygın olarak kullanılanlardır.
trigeminal nevraljisi olan beyin

Son çare: ameliyat

İlaçlar işe yaramadığında ise tek çare olarak cerrahi müdahale kalıyor. İşte bu durumdaki hastalar için farlı opsiyonlar:

  • Rizotomi: belirli sinir dokularına geçici hasar vererek ağrıya sebep olmasını önlemek.
  • Gliserin enjekte etme: trigeminal bölgenin etrafındaki dokuları içeren, hastanın ayakta tedavi edilmesine dayalı bir uygulamadır. Tedavi en az iki yıl sürer.
  • Radyofrekans lezyon uygulaması: elektrot kullanarak ağrıya sebep olan sinir dokularına hasar vermeye dayanan, hastanın yine ayakta tedavi edildiği bir yöntem. Rizotomi gibi bu da geçici bir tedavidir.
  • Mikrovasküler dekompresyon: hepsinin arasında en fazla müdahale gerektiren (ve en etkili) olan operasyondur. İlk önce kulağın arkasındaki mastoid kemiğinde ufak bir delik açılır. Daha sonra da minik bir balon kullanarak trigeminal siniri dışarı iten damarın yeri düzeltilir.

Yani gördüğünüz gibi tirgeminal nevraljiyle başa çıkmanın birçok farklı yolu var. İnsan nüfusunu %8-12 gibi bir oranda etkilediği ve hastaların %70-80’lik kısmının ilaç tedavisine olumlu yanıt verdiği biliniyor. Bu da ilaç kullananların hiçbir zaman ameliyat olmasına gerek kalmayacak demek.