Temel Bir İhtiyaç: Yalnızlık

Kasım 21, 2019
Yalnız zaman geçirmek, insanın kendi dengesini yeniden yakalaması için gereklidir. Bu ihtiyaç özellikle, kendinizi aşırı derecede yoğun ve meşgul hissettiğinizde artar. Yalnız kalmanın beyinde, düşüncelerde ve hislerde ciddi değişimlere yol açtığına dair ciddi göstergeler bulunmaktadır.

Her ne kadar insanın kendisiyle geçireceği ve yalnız kalacağı zaman dilimleri çok değerli olsa da, 20. yüzyıl boyunca ve 21. yüzyılın geride bıraktığımız bölümünde, sosyal ilişkilere verilen değer konusunda önemli bir artış olduğu gözlemlenmektedir. Diğer insanlarla bir arada olmak insanın kendini iyi hissetmesine katkıda bulunsa da, çevremizdeki kişilerin yoklukları ve yalnızlık çoğu kez korku ve kedere yol açmaktadır.

Günümüzde rahatlamak ve dinlenmek için geçerli çeşitli meditasyon tekniklerinden biri de yalnız zaman geçirmektir. Kimi zaman birkaç gün boyunca, tamamen izole edilmiş olarak ve mutlak sessizlik içinde, dış dünyayla neredeyse hiç bir bağlantı olmayacak şekilde yaşamak gerekmektedir. Peki siz böyle bir şeyi yapmak ister misiniz?

Belki de böyle bir durum pek çok kişiye son derece zor gelecektir. Çünkü gündelik hayatlarımızda bu derece az bir etkileşim ve uyarıcı ile yaşamaya alışkın değiliz. Aslında izole olmak ve bir süreliğine de olsa hiçbir şeyle temas kurmamak insan için bir tür test niteliği taşımaktadır. Bunu yapabilmek için bir tür eğitime ihtiyaç duyarız. Ancak bu tür bir uygulama eğer meditasyon dünyasında periyodik olarak yapılıyorsa, bunun sebebi tam olarak çok ciddi boyutlarda faydalarının olmasından kaynaklanmaktadır. Doğru yönetildiğinde yalnızlık, insanı güçlendiren bir durumdur.

“Büyük ve değerli olan her şey yalnızdır.”

– John Steinbeck

Arkası dönük kadın göle bakıyor

İnsanın Çevresindekiler Bazen Onu Yorar

Sosyal ilişkiler, özellikle kapsamlı ve uzun süreli olduklarında çok yoğun bir biçimde emek ister. Elbette bu ilişkiler aynı zamanda büyük oranda mutluluk ve tatmin duygusunu da beraberinde getirir. Ancak siz farkında olmadan insanlarla bu tür bağlar oluştururken zamanınızın önemli bir bölümünü ayırır ve ayrıca çok büyük bir enerji harcarsınız.

Bunun sonucunda da, kendimizi çok çabuk ve kolay bir biçimde diğerlerine göre yaşar halde buluruz. İş ortamı, eş, aile, arkadaşlar… İçinde bulunduğumuz çok sayıda sosyal ortam vardır ve bunların hepsi de kendine göre çeşitli istekler ve gerilimlerle doludur. Çoğu kez kişisel bir boyutun sona erip ortak boyuta geçişin nerede olduğunu anlayamadığımız o noktayı geçeriz. Bunun tam tersinin olması da mümkündür.

Yalnız başımıza geçireceğimiz zaman, dikkatimizi yeniden toparlamak ve enerjimizi kendi üstümüzde yoğunlaştırmak için faydalı bir yöntemdir. Bu, herhangi bir suçluluk duygusuna kapılmadan “bencil” olmak için güzel bir fırsattır. Kendimizle vakit geçirme şansı yakalayacağımız bu ortamlar, aynı zamanda kendimizle yeniden tanışmamıza da yardımcı olan değerli zaman dilimleridir. Alışılmış kalıpların etkisi altında kalmadan aslında nasıl bir insan olduğumuzu anlamak ve algılamak için eşsiz bir fırsat niteliği taşımaktadır.

Yalnızlık ve Yalnız Geçirilen Zaman Duyarlılığı Artırır

Yalnızlık bir biçimde sessizlik ve sakinliği de beraberinde getirir. Bu tür ortamlarda dikkatimiz, dış dünyadan iç dünyaya doğru kayar. Beynin konuşma ile ilgili bölümünü kullanmaya ara verdiğimizde, diğer bölümler daha yoğun bir biçimde çalışmaya başlarlar.

Daha net bir biçimde ifade etmek gerekirse, yalnız kaldığımızda dikkat ve konsantrasyon seviyesinin arttığına ilişkin bulguların var olduğunun altını çizmekte fayda vardır. Yalnızken düşünme eylemi daha yoğun ve ciddi bir biçimde gerçekleşir. Bununla birlikte zeka da daha keskin bir biçimde kullanılır. Başlangıçta düşünceler çok dağınık ve birbirinden bağımsız konular üzerine serpilmiş şekilde olabilir. Ancak normalde bir süre sonra bu düşüncelerin daha yoğun, somut ve belirgin bir biçimde yoğunlaşması beklenir.

Eğer birkaç gün yalnız başınıza zaman geçirirseniz, bunun en belirgin etkisi olarak duyarlılık düzeyinizin arttığını hissedersiniz. Bunun anlamı, normal şartlarda farkında olmadığınız kimi fikirler ya da hisleri artık anlamaya başlayabilirsiniz demektir. Aslında bu durum, bir tür uyanış ve kendinizle olan iletişiminizin artması demektir.

Yalnızlık ve Beyin Üzerindeki Etkileri

Yapılan araştırmalara göre, yalnızlık ve sessizliğin serebral korteks (beyin zarı) üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır. Yani insanın yalnız başına zaman geçirmesi ve sükunet, beyindeki gri maddenin kalınlaşmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda da, bilgilerin işlenmesi konusunda daha becerikli ve etken hale geldiğimiz anlamı çıkmaktadır.

Bu sürecin bilişsel işlemler konusunda da olumlu bir etki bıraktığının altını çizmemiz gerekir. Yalnız geçen bir periyotun ardından normal hayata döndüğümüzde, çok daha rahat bir biçimde öğrendiğimizi ve bilgileri daha kolay bir şekilde ezberlediğimizi fark ederiz. Entelektüel aktivitelerden çok daha yüksek seviyelerde verim alacak ve bunun sonucunda da çok daha etkin hale geleceksiniz.

Benzer şekilde, yalnız geçen süreçte, “Evreka anları” olarak adlandırılan anları yaşama ihtimaliniz bulunmaktadır. Bu anları, ani ilham anları olarak da nitelendirebiliriz. Diğer bir deyişle, kendinizle sakin bir biçimde geçireceğiniz zaman dilimleri yaratıcılığınızın ortaya çıkması için bulunmaz bir fırsattır.

Aklında kuşlar olan adam

Çeşitli Öneriler

İdeal şartlarda, günde en az 10 dakikamızı yalnız olarak geçirmemiz gerekir. Bu, tamamen yalnız ve kendimizi bir yere kilitleyip orada kalmak anlamına gelmemelidir. Sadece kendimize ait ve kendimizle kalacağımız bir zaman dilimi ve bir yer, bu gereksinimin karşılanması için yeterli olacaktır. Eğer bunu her gün yapamıyorsanız, haftada en az üç kez bu kısa yalnızlık anlarını yakalamanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.

Hayatın üzerimize çok geldiği ve kendimizi aşırı bir biçimde bunalmış hissettiğimiz anlarda, daha yoğun bir biçimde yalnızlık egzersizi yapmamız gerekebilir. Bu durumlarda yalnız başınıza bir geziye çıkmanızı tavsiye ediyoruz. Bu gezi çok uzun süreli ya da dünyanın öbür ucuna planlayacağınız büyük bir seyahat olmak zorunda değildir. Temel amaç, günlük rutinlerinizden ve her gün yaptığınız uğraşlardan bir süreliğine de olsa kendinizi uzaklaştırmak olmalıdır.

Yalnız kalmaya karar verdiğinizde, eğer bu tür bir tecrübeyi daha önceden yaşamamışsanız, başlangıçta bir miktar rahatsızlık hissetmeye hazır olmalısınız. Hayatta yaşadığımız her değişim kendine göre bir direnci de beraberinde getirir. Ancak bu değişimle gelen eylemsizliği takip ederseniz – sadece kendinizle kalmak dışında herhangi bir amaç gütmeden – bunun son derece değerli bir deneyim olduğunun farkına varacaksınız.

  • Aguirre, R. (2005). El tiempo, los tiempos, una vara de desigualdad (Vol. 65). United Nations Publications.