Tarihteki 9 Ünlü Psikolog

· Kasım 9, 2018

Bu kişiler, tarihin en iyi psikolojik okullarının kurucularıdır. Bilime çok önemli katkılarda bulunmuş ve insan düşünce ve bilgisinin gelişiminde çok önemli bir rol oynayan düşünürlerdir. Burada psikoloji tarihindeki en ünlü 9 psikologdan bahsediyoruz.

Bunlar, psikolojide bir önce ve sonranın olacağı bir çizgi çeken insanlardır. Hala onların düşünceleri ve klinik alanda yaptıkları araştırmalar ders olarak okutulmaktadır. Haydi gelin bu en ünlü psikologların kariyerlerine ve bilime en önemli katkılarına birlikte göz atalım.

Wilhelm Wundt (1832-1920)

Listemizin başında fizyolojist, psikolog ve filozof olan ve 1879’da Leipzig (Almanya)’da ilk deneysel psikoloji laboratuvarını açan Wilhelm Wundt geliyor. Ünlü olmasının sebebi de açtığı laboratuvarın psikolojide yeni bir çağ açmış olmasıdır: bilimsel aşama.

Wundt, yapısalcılığın mimarıdır. Kendini felsefe ve psikolojiyi birbirinden ayırmaya adamıştır, çünkü psikolojide ölçülebilen şeylere ve zihnin yapısına odaklanılması gerektiğini savunmuştur. Zihinsel süreçler, algılar, fikirler, dikkat ve duygularla ilgilenmiştir.

wilhelm wundt ve birkaç kişi

William James  (1842-1910)

Wundt’un psikoloji alanının aksine, William James’in işlevselciliği Amerika Birleşik Devletlerinde ortaya çıkmıştır. Bu filozof, zihnin kendisini çevreye adapte etmesini sağlayan işlevleri ve bunları bilmenin önemini vurgulamıştır.

William James zeka konseptine yoğunlaşmış, bu da onun psikometrinin bir bilim alanı olarak doğuşuna sebep olmuştur. Psikometride, insan zihnini ölçen testler üzerine çalışılmaktadır.

Ivan Pavlov (1849-1936)

Pavlov, özellikle (davranışçılığın net bir öncüsü olan) Rus refleksolojisinden etkilenmiş olan bir deneysel fizyologdur. Şüphesiz, kendisi hala dünyadaki en ünlü psikologlardan biri olarak kabul edilmektedir. Objektif ve titiz bir deneysel metodolojiyi savunmuştur. Wundt’un da düşündüğü gibi ölçülemeyen düşünce biçimlerinden uzak durmuştur.

Birçok insan onu klasik koşullanmanın babası olarak görür çünkü başta köpekler olmak üzere hayvan sindirim sistemleri üzerinde çeşitli çalışmalar yapmıştır. Yaptığı keşifler onun geçici bitişiklik ya da koşullu refleks kuramını bulmasını sağlamıştır.

Sigmund Freud (1856-1939)

Bu Yahudi Avusturyalı doktor ve nörolog, 20. yüzyılın en zeki figürlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Psikoanalizin babası olması dışında, bilinçaltı ile ilgili teorileri de psikolojideki en önemli dönüm noktalarından biridir.

Freud, duygusal travmalar, insan gelişimindeki seksüel aşamalar, zihinsel çatışmalar, karanlık üçlü denilen duygular ve rüyaların anlamı ile ilgili konuşan ilk psikologdur. Zihin ve kişilik hakkındaki devrimsel yaklaşımıyla bir emsal teşkil etmektedir.

Jean Piaget (1896-1980)

30’larda, psikoloji tamamen davranışçılık tarafından kontrol edilirken iki okul gelişimsel ya da evrimsel psikolojiye odaklandı. Bunlardan birisi, Cenevre Okulunun temsilcisi ise Jean Piaget’ti.

Asıl amacı bilgi gelişimini analiz etmek ve bunun hakkında genel bir teori oluşturmaktı. Daha sonra bilgi gelişimi bilimi olan genetik epistemolojiyi oluşturdu. Piaget ayrıca çocukluk dönemine ilişkin katkılarından dolayı da en ünlü psikologlardan biri haline gelmiştir.

jean piaget

Carl Rogers (1902-1987)

Maslow’la birlikte Carl Rogers da hümanist psikolojinin öncü temsilcilerinden biridir. Psikoanalizin aksine, Rogers’ın insanlar hakkında olumlu bir bakış açısı vardı. Hatta, insanların doğal olarak iyi olduğunu savunmuştur. Bu yüzden, ona göre insanlar, savunma mekanizmalarıyla yönetilmemeli, özgür olmalı ve kendileri olmalarına izin verilmelidir.

İnsan odaklı ya da direktif olmayan bir terapi tasarlamıştır. Bu, tüm insanların sahip olduğu gizli ve görülen kapasiteleri ve bunun, onların kendi problemlerini çözmesini sağlaması temeline dayanmaktadır. Fakat insanların kişisel tatmin ve tam ve yeterli işlev için belli bir bağlama ihtiyacı vardır.

“…bir ilişkiyi yargı ve değerlendirmeden ne kadar uzak tutabilirsem, bu, karşımdaki insanın değerlendirme noktası ve sorumluluk merkezinin kendi içinde olduğunu daha iyi anlamasını sağlar.”

– Carl Rogers

Burrhus Frederic Skinner (1904-1990)

Skinner, davranışçılığın ilk temsilcilerindendir ve Pavlov’dan büyük ölçüde etkilenmiştir. Tepkilerin iki türlü olduğunu belirlemiş, fakat bunlardan işlemi yapana odaklanmıştır. Bunun için, psikolojide öncü bir çalışma olan deneysel bir model geliştirmiş ve buna da edimsel koşullanma ismini vermiştir.

Psikoanalizin aksine, davranışı şekillendiren mekanizmaya odaklanmış ve bilinçaltını bir kenara koymuştur. Eylemlerimizin yarattığı sonuçların davranışlarımızı artırma ya da azaltma etkisi olduğunu savunmuştur.

Abraham Maslow (1908-1970)

Maslow, ona insanlar hakkında küresel bir vizyon veren geniş bir eğitim almıştır. He drank from Thorndike’in davranışçılığından ve gestalt prensiplerinden beslenmiş, antropolojiye bakmış ve Fromm, Horney ve Adler’in psikoanaliz konseptlerinden etkilenmiştir.

Bu çeşitlilik, onun hümanist psikolojinin kurucularından ve önemli figürlerinden olmasını sağlamıştır. Buna ek olarak, insanların aciliyetine göre sıralanmış bazı ihtiyaçlarını gidererek kendini gerçekleştirmesi ana fikrine sahip olan ihtiyaçlar hiyerarşisi ile de tanınmaktadır.

abraham maslow

Albert Bandura (1925 –  )

93 yaşındaki bu Kanadalı psikolog bilişselliğin davranışla ilişkisini bir araya getirerek ve kendi sosyal öğrenme teorisi sayesinde bu alanı daha da geliştirmiştir. Bandura, insanların, durumların ve davranışların karşılıklı olarak ilişkili olduğu karşılıklı nedensellik fikrini ortaya atmıştır. Bu, bilişsel çalışmalar için temel bir gelişmedir.

Buna ek olarak, sosyo-bilişsel alandaki katkıları da kişiliğe yakın bir yaklaşım olmuştur. İnsanların proaktif olduğunu; kendilerini organize ettiğini ve gerçeklik ve kendilerini yorumladığını öne sürmektedir.

Son olarak, listemizdeki 10. ünlü psikoloğu da size bıraktık! Sizce kim katkılarından, alıntılarından ya da araştırmalarından dolayı bu yeri hak ediyor? Kurt Lewin? Lev Vygotsky ya da Erich Fromm?