Sosyal Öğrenme: Albert Bandura’nın İlginç Teorisi

· Ekim 15, 2018

İnsanlar hakkında nasıl öğreniriz? Bir davranışı ya da yeteneği harekete geçiren mekanizmaların, çarkların ve karmaşık inceliklerin neler olduğunu anlamak, her zaman psikolojinin öncelikli amaçlarından biri olmuştur. Albert Bandura, öğrenen kişinin zihniyle çevresi hakkındaki iletişime dayanan sosyal öğrenme teorisini oluşturmuştur.

Birçoğumuzun çocukların bir şeyleri nasıl öğrendiğiyle ilgili bir fikri bile yok. Bazı insanlar, öğretmenin ya da belli bir beceri kazanmanın hala klasik davranışsal yaklaşım olan taklit, koşullama ve pozitif ya da negatif teşvik ile gerçekleştiğini zannetmekte.

“Öğrenme iki yönlüdür: biz çevreden öğreniriz ve çevre de bizim eylemlerimiz sayesinde kendisini değiştirir.”

– Albert Bandura

Bununla birlikte, hiçbir şey bir öğrencinin zihni, bir çocuğun beyni ya da belli bir şeyi öğrenmek için bir davranış gösteren yetişkin birinin becerisi kadar girift, karmaşık ve etkileyici değildir.  Hiçbirimiz dış baskılara ve kısıtlara bağlı olarak doldurulacak boş bir kutu değiliz. İnsanlar belli sosyal çevrelerde  gözlem yapar, bir şeyleri taklit eder ve belli davranışlar geliştirir ve bunun karşılığında öğrenmeyi tetikleyen ya da engelleyen belli zihinsel aşamalardan geçer.

Stanford Üniversitesinde profesör olan Kanadalı psikolog Albert Bandura, bugün Sosyal Öğrenme Teorisi olarak bildiğimiz şeyi oluşturmak üzere bu durumları sorguladı. Bu yaklaşım, bilişsel ve davranışsal teorinin buluştuğu noktadır. 

albert bandura

Sosyal Öğrenme Teorisi bize ne söylüyor?

Bandura’nın sosyal öğrenme teorisi ayrıca gözlemsel öğrenme ya da modelleme olarak da bilinir. Bunu biraz daha açmak gerekirse, bu teori davanışçılığın daha ağır bastığı ve öğrenmenin sadece bir öğreticiden öğrenen kişiye bilgi verilmesi olarak görüldüğü 60larda başladı. Bir kişi bilgiyi verir ve diğeri de alırdı. Yani başka bir deyişle, öğretici uzman kişi aktif öğrenen ise pasif taraftı.

Öte yandan, Albert Bandura, konuya  bu davranışsal indirgemeciliğin ötesinde sosyal alan tarafından baktı. Sosyokültürel teorisiyle Lev Vygotsky de bu konudaki bir diğer kişiydi. Bandura çocukların belli dersleri deneme yanılma olmadan hızlıca öğrendiğini söylemiştir. Bunun çok büyük bir sebebi vardır: gözlem yapma ve sosyal çevre.

Bobo Doll Deneyi

Bobo doll deneyi, psikoloji alanında en iyi bilinen deneylerden biridir. 1961 ve 1963 yılları arasında, Bandura ve ekibi çocuklarda gözlemsel öğrenmenin önemini göstermek için araştırmalar yapmıştır ve bir modelin -yani bir yetişkinin- taklit edilmesinin, çocuklarda sadece bir şey vermek ya da pekiştirme ile bir şey öğretmekten çok daha önemli olduğunu ortaya koymuştur.

albert bandura

  • Stanford Üniversitesinin kreşindeki 3 ila 6 yaşlarındaki çocukları içeren bir deney yapıldı. Ortaya çıkan sahne şok ediciydi. Oyuncaklarla dolu bir odada yetişkin biri, çocukların önünde büyük bir oyuncak bebeğe vurdu. Başka bir deneysel grupta yetişkin kişi agresif olmayan bir model sergiledi. Daha sonra üçüncü bir grupta, oyuncak bebeğe karşı agresif davranışlara hakaretler de eklendi.
  • Sonuçlar daha açık olamazdı. Agresif bir modele maruz kalan çocuklar, buna maruz kalmayanlara göre fiziksel agresif davranışlar göstermeye daha meyilli olmuşlardır.

Bandura, gözlemsel öğrenmenin 3 temel formu olduğunu göstermiştir:

  • Canlı bir model aracılığıyla, yani gerçek bir insanın bir davranışı uygulaması.
  • Sözlü talimat aracılığı ile: detay verilmesi ve bir davranışın tarif edilmesi.
  • Sembolik yöntem: bir kitaptan ya da filmden kurgusal bir karakter aracılığıyla. Gerçek bir insanın medya aracılığıyla aktarılması da bu konuda işe yarar.

Sosyal Öğrenmeye aracılık eden süreçler

Sosyal Öğrenme, genellikle geleneksel öğrenme teorisi (ör. davranışçılık) ve bilişsel yaklaşım arasında bir “köprü” olarak tanımlanır. Bandura, Skinner’ın aksine, öğrenmede zihinzel (bilişsel) faktörlerin önemli olduğunu düşünmektedir. Hatta, “öğrenciler”i bilgiyi aktif olarak işleyen ve davranış ve sonuçları arasında ilişki kuran kişiler olarak tanımlamıştır.

“Kendine inanmak, başarılı olmayı garanti etmez, ama kendine inanmamak insanı kesinlikle başarısızlığa sürükler.”

– Albert Bandura

Bu yüzden, insanların gördükleri her şeyi taklit ettikleri yanılgısına düşmemeliyiz ve tüm çocukların evde olan ya da televizyonda gördükleri bir sahneden dolayı her agresif davranışı tekrarlayacağına inanmamalıyız. Taklitten önce düşünceler gelir. Buna ek olarak, taklidi ya da alternatif cevabı tetikleyen aracılar da bulunmaktadır.

İşte bu aracılardan bazıları:

Çevre

Toplumumuz tamamen homojen değildir. Hatta, çok çeşitli çevrelerden meydana gelmektedir ve değişik senaryolar ortaya çıkarmaktadır. Bunlardan bazıları daha istediğimiz durumlar olurken bazıları da can sıkıcıdır.

Gelin bununla ilgili bir örneğe bakalım. Carlos 11 yaşında bir çocuk ve yeni bir keman öğretmeni var. Başlarda bu enstrümandan çok etkilenmişti. Daha fazla öğrenmek için kendisinin de bir kemanı olmasını istemişti. Bununla beraber, Carlos’un babası hızlıca bu fikri reddetti. “Bu çok saçma!” diye bağırdı. O zamandan beri Carlos artık keman çalmak istemediğine karar verdi.

annesini taklit eden kız

Dikkat

Bir davranışın taklit edilebilmesi için dikkatimizi, ilgimizi çekmeli ve ayna nöronlarımıza etki etmelidir. Her gün birçok davranış gözlemleriz. Bununla birlikte, bunların hepsi ilgimizi çekmez.

Motivasyon

Motivasyon, başkalarında gördüğümüz bir davranışı sergilememizi sağlayan motordur.

  • Şimdi sizlere, temsili öğrenmeden bahsetmeliyiz. Bandura’ya göre, başka insanların yaptıklarını sadece “gözlemlemek” yeterli değildir. Bunun öğrenilmesi için bu davranışın karşılığındaki ödülün ya da kötü sonuçların da görülmesi gereklidir.
  • Eğer kazanılacağı düşünülen iyi sonuçlar muhtemel maliyetleri geçiyorsa gözlem yapan kişi bunu taklit edecektir. Öte yandan, eğer temsili öğrenme, gözlemci için önemli değilse, bu davranışı taklit etmeyecektir.
ampul olan kafalar

Sonuç olarak, Sosyal Öğrenme Teorisi, psikoloji alanındaki en ilginç nitel atılımlardan biridir. Hatta, 91 yaşında olan Albert Bandura’nın hala en değerli ve önemli kişiliklerden biri olduğunu söyleyebiliriz.

Onun sayesinde bilgiyi nasıl edindiğimizi ve belli bir davranışı nasıl gösterdiğimizi daha iyi anlıyoruz. Dış etmenlerin -sosyal- iç süreçlerle -bilişsel- nasıl bir ilişkisi olduğunu görürüz ve ayrıca biz de zaman zaman çevremizdeki diğer insanlar için model oluruz.

Bibliyografik alıntılar

  • Bandura, Albert, (1987) “Social Learning Theory“, Espasa Libros
  • Bandura, Albert and Walters, Ruchards, (2004) “Social Learning and Personality Development“, Paidós.