Sosyal Fobinin Arkasındaki Büyük Korku

Nisan 23, 2018

Eğer bir çeşit sosyal fobi olarak adlandırılan durumdan mustaripseniz, çoğu insan, ne kadar acı çektiğinizi anlamaz. Herkese açık bir topluluk içerisinde konuşmak, sizi sadece tedirgin etmekle kalmaz, aynı zamanda, gerçekten de bir panik haline sokar. Bir grup içerisinde olduğunuzda, herkesin size baktığını düşünürsünüz. İnsanların size baktıkça, gülünç bir karakter olduğunuzu ve aslında orada hiç olmamanız gerektiğini düşündüklerine inanırsınız. Bu korkunç durumda olmak yerine, evinizde olmayı tercih ederdiniz değil mi?

Ama tüm bunlar, sadece siz bir topluluk içerisindeyken olmaz. Bir partiye ya da toplantıya gitmek zorunda olmanın düşüncesi bile sizi tedirgin eder. Türlü türlü bahanelere sığınır ve insan içine çıkmamak için elinizden gelen her şeyi yapmaya çalışırsınız. O an, oradan kaçabilmek için her şeyiniz verirsiniz ama bu konuda ne yapabilirsin ki?

“Herhangi bir tehlikede olmasa da korkan insan, korkusunu haklı çıkarmak için tehlikeye davetiye çıkarır.”

– Aile Emile Chartier

Sosyal fobi nedir?

Öncelikle, bir fobinin gerçekte ne anlama geldiğini bir düşünelim. Fobiler, esas olarak, belirli uyaranlar veya durumlar karşısında ortaya çıkan, yoğun korkulardır. Bu korku, elbette, akıl dışıdır. Gerçek bir tehlike olmamasına rağmen, siz, korkuya kapılmaktan kendiniz alamazsınız. Bu korkuyu, hissetmemeniz gerektiğinde ve hissetseniz bile, gerekenden daha büyük bir ölçüde hissediyorsunuz. Sonuç olarak, normal gündelik hayatımıza gereksiz bir misafir davet etmiş oluyoruz.

Sosyal etkileşim durumu, sosyal fobinin kendini gösterdiği yerlerdir. Bir insan olarak, diğer insanlarla sürekli olarak bir iletişim halinde yaşadığımız için, bu durumun, günlük yaşantımızı oldukça şiddetli bir şekilde etkilemesi oldukça normaldir. Öte yandan, örümcek ya da yılan korkusu gibi başka türde bir fobiden etkileniyorsak, o zaman bu tür canlıları göremeyeceğimiz bir yere, örneğin bir metropole taşınabiliriz. Sosyal fobi de olduğu gibi, günlük bazda bir korku ile yaşama zorunluluğumuz olmazdı. Fark gayet açık.

Gerçek şu ki, yeni insanlarla tanıştığımızda ya da bir çeşit kamuya açık bir alanda bulunduğumuzda hepimiz biraz gergin olabiliriz. Fakat biz orada, anı yaşadığımızda, genellikle deneyimin tadını çıkarmayı bir şekilde başarırız. Ancak, bu sosyal fobisi olan insanlar için geçerli değildir ve onların davranışları, yaşadıkları deneyimlerden olumsuz etkilenir. Ne yazık ki, bu durum, aslında fobinin gücüne güç katar.

partide oyun oynayan insanlar

Sosyal fobisi olan kişilerin bilişsel ön yargıları nasıl çalışır?

Bu fobinin nasıl bir karaktere sahip olduğumuz ve nasıl düşündüğümüze önemli bir etkisi olduğunu vurgulamak çok önemlidir. Açıklamamıza izin verin. Bir yanda, beynimizin, çevremizden edindiğimiz tecrübeleri işlemek için kullandığı bilişsel ön yargılar vardır.

Sosyal fobisi olan insanlar, başkalarının onlara bakıp bakmadığına daha duyarlı olma eğilimi gösterirler. Kendi bedenleri, yüzlerinin kızarması, titreten bir ses ile konuşması gibi emareler ile bunu zaten belli eder. Bunun sonucunda, etrafındaki insanlar onları olumsuz olarak değerlendirir. Ama sadece bu değil, akıllarına kazınmış bu anların tüm olumsuz yanlarını düşünür de dururlar. Bu, yeni sosyal durumları da çok olumsuz bir şekilde ele almalarına yol açar.

“Korku, gördüklerimizi her zaman olduğundan daha kötü görmeye çalışır.”

– Livio

Şimdi bir örneğe bakalım. Sosyal fobisi olan bir kişi, başkaları ile konuşurken, onların hareketlerine daha duyarlı olacak ve her türlü hal ve hareketi, kendilerinden hoşlanılmadığını gösteren bir işaret olarak yorumlayacak. Konuşmaya başladıkları zaman, yeni insanlarla iyi geçinemedikleri belirli bir durumu hatırlayabilirler. Bu kısa zamanda, olumsuz düşüncelerin kısır döngüsüne dönüşecek. Muhtemelen şimdi bu insanların neler yaşadığını görebiliyorsunuz.

Sosyal fobisi olan insanlar ne gibi korkulara sahiptir?

Bilişsel ön yargılarla ilgili yaptığımız açıklamalara bakarak, artık sosyal fobisi olan insanların sahip olduğu korku türlerini anlayabiliriz. Bir yandan, gergin olduklarını gösteren belirgin işaretler vermekten korkarlarken, öte yandan, sosyal ortamlarda dikkat merkezi olmaktan laçınırlar.

Ama durum sadece bundan ibaret değildir. Ayrıca, kendilerine bakılmasından, ne söylendiğinin dinlenmesinden, hatta yeni insanlara tanıştırılmaktan korkarlar. Tüm bunlara ek olarak, aynı zamanda kamuya açık yerlerde yemek, içme ya da konuşmak, telefon görüşmeleri yapmak veya iş toplantıları yemekleri düzenlemekten de korkuyorlar.

restoranda yemek yiyen insanlar

Bütün bu korkular, doğrudan kişiye özeldir – komik duruma düşme ya da olumsuz manada yargılanma korkusu. Aslında, bu insanlar, basit bir şekilde tüm bunların kendi başlarına geleceğini varsaydıkları için, kaygıları ortaya çıkar. Bu kaygı o kadar güçlü ki, sosyal ortamlarda taş kesilip, korktukları şeyin kendi başlarına gelmelerine sebebiyet veriyorlar.

“Kaygı, aklın içinden geçen küçük bir korku akıntısına benzer. Eğer beslenirse, tüm düşüncelerimizi bizden uzağa savuracak bir hortuma dönüşebilir.”

– A Roche

Böylelikle, onların layık olmadıklarını düşündükleri ilk düşünce güçlenir. Ancak, bu insanlar, bunu kendi kendilerine yaptıklarının farkına varamazlar. Bu nedenle sosyal fobi, tercihen bilişsel davranış terapisini kullanarak psikolojik tedavi gerektirir. Bu, bireyi önemli ölçüde etkileyen bir bozukluktur ve bu tür düşünceleri nitelikli bir profesyonelin yardımı olmadan değiştirmek çok zorlayıcı bir süreç olabilir.

Görseller: Rawpixel, Blake List ve Kevin Curtis.