Sosyal Bilimler Ve Davranışı Anlamanın 4 Yolu

· Nisan 9, 2019

Sosyal bilimler, insan davranışını oldukça spesifik bakış açılarından anlamaya çalışır. Davranış üzerine çalışmak istiyorsanız, bazı fikirleri kabul etmeniz gerekir. İlk olarak, insanların davranışları gerçekten değerlendirip değerlendiremeyeceklerini ve sosyal gerçekliği anlayıp anlayamayacakları konusunda bir karar vermelisiniz.

Verdiğiniz cevap, davranışı nasıl incelediğinizi belirleyecektir. Bu ontolojik bir varsayımdır. İnsan davranışını nasıl incelediğinizi belirleyen ikinci faktör ise epistemolojiktir. Bu varsayım, araştırmacı ve hakkında araştırma yapılan özne arasında öyle bir ilişki öne sürer ki, araştırmacı ve öznenin ayrı iki element ya da birleşik tek bir element olduklarını farz edebilirsiniz. Yapılan seçim, tekrardan, sosyal bilim odağını belirleyecektir.

Bu iki varsayıma ek olarak, yaklaşımlar arasında başka farklılıklar da vardır. Bu aşamada metodolojiden bahsediyoruz. Farklı yaklaşımların farklı seçenekleri kullanabileceği doğru olsa da, belirli yaklaşımlarda yaygın olarak tercihe edilen metodolojiler ve uygulamalar vardır. Bu ayrımlara (ontoloji, epistemoloji, metodoloji ve yöntemler) dayanarak, davranış çalışmaları için en az dört farklı yaklaşım ortaya çıkar. Bu dört farklı sosyal bilim yaklaşımı pozitivizm, postpozitivizm, yorumlamacılık ve hümanizmdir.

Sosyal bilimler ve pozitif yaklaşım

Konuşacağımız ilk yaklaşım pozitivizmdir. Bu yaklaşım, sosyal gerçekliğin objektif olduğuna inanmaktadır. Başka bir deyişle, insanlar arasındaki etkileşimler, anlaşılması kolay birtakım doğal yasalara uymaktadır. Sosyal bilimdeki bu yaklaşım, araştırmacının ve öznenin ayrı unsurlar olduğuna inanmaktadır. Sonuç olarak, anketlerde tümevarımsal prosedürler kullanır.
yapbozun parçaları

Bazı davranışları tespit edebilmek, sosyal gerçekliğimizi yöneten doğal yasaları bulmamıza yardımcı olacaktır. Yani, bazı davranışları inceleyerek, eylemlerimizin arkasında yatan nedenleri bulabiliriz.

Pozitivistler deneysel yöntemi kullanırlar. Onlar, deneyim aracılığıyla gerçeği anlamak isterler. Kullandıkları yöntemler doğa bilimlerinden gelir ve deneyler etrafında döner. Bu deneylerden, araştırmacılar veri toplar ve matematiksel modeller oluşturmak için istatistiksel analizi kullanırlar. Söz konusu modeller davranışı açıklar.

Sosyal bilimler ve post-pozitivist yaklaşım

Zaman geçtikçe, insanlar pozitivist yaklaşımı eleştirmeye başladılar. İnsan davranışının doğanın yasalarına uymadığını gördüler. Bu eleştiri, post-pozitivizm adı verilen başka bir yaklaşımın ortaya çıkışına neden oldu.

Söz konusu yaklaşım, gerçekliğin hala objektif olduğuna inanır, ancak anlaşılması kolay olmadığı gerçeğini dikkate alır. Değişimin bir sonucu olarak, araştırmacılar ve özneler artık ayrı unsurlar olarak kabul edilmez. Bunun yerine, post-pozitivistler, araştırmacının süreç üzerinde bir etkisi olabileceğine inanırlar. Bu yaklaşım, olasılığı kullanarak geçerliliklerini test etmek için bireysel vakalarda tümden gelim yöntemlerini kullanmaya başlamıştır.

Post-pozitivist metodoloji hala deneysel, ancak içeriğe çok daha fazla önem veriyor. Aynı şekilde, yöntemleri doğal yöntemin yaklaşımlarıyla aynıdır. Bunlar arasında deneyler, istatistiksel analiz ve nicel görüşmeler yer alır.

Sosyal bilimlerde yorumlayıcı yaklaşım

Yorumlamacılık, sosyal gerçekliğin hem objektif hem de öznel olduğunu varsayar. Bu yeni kavram, öznellik, gerçekliğin bir insan kurgusu olduğunu ileri sürer. Bu, insanların kendi sosyal gerçekliklerini yarattıkları anlamına gelir.

Bu yaklaşıma göre, yorum insanın öznelliğine bağlı olsa da sosyal gerçekliği ve davranışları anlayabiliriz. Öznel davranışı anlamak için, yorumlayıcılar kavramsal bilgiye güvenirler.
sosyal bilimler

Yorumcular içeriğe dayalı bir metodoloji kullanır. İnsanların eylemlere atadığı anlamlara çok dikkat ederler. Araştırmacılar, bu anlamları bulmak için metinsel analiz ve konuşma analizinden faydalanırlar.

Sosyal bilimlerde hümanistik yaklaşım

Son olarak, hümanistik yaklaşım diğer uca gider. Gerçekliğin tamamen öznel olduğunu ileri sürer. Sonuç olarak, sosyal gerçekliği anlayamayız. Bu yaklaşımda, insanın öznelliği her şeyden daha önemlidir. Bu öznelliği asla anlayamayacağımız göz önüne alındığında, sadece empati kurmayı umabiliriz. Başkalarının dünyayı algılama biçimlerini ancak kendi anlayışımızdan nasıl farklılık gösterdiklerini inceleyerek anlayabiliriz.

Sosyal bilimlerdeki hümanist metodoloji, değerler, anlamlar ve hedeflerle ilgilenmektedir. Bu bilgiyi elde etmek için araştırmacılar empatik etkileşimden faydalanırlar. Kendi sosyal gerçekliklerini nasıl algıladıklarına dair bilgi toplamak için araştırma konularıyla etkileşime girerler.

Gördüğünüz gibi, sosyal bilimler bize davranışlarımızı anlamanın farklı yollarını sunar. Onları incelemek için farklı yöntemler mevcuttur. İlk bakışta, muhtemelen birbirleriyle alakasız görünüyorlar. Bununla birlikte, bir araya getirilebilirler. İnsan davranışı çok karmaşıktır. Onu farklı yaklaşımlarla birlikte incelemek, araştırmacının daha kapsamlı bir sonuca varmasına yardımcı olabilir. Bazı yaklaşımlar, diğerlerine kıyasla bazı davranışları daha iyi anlamak için daha yararlıdır. Bununla birlikte, bu, geri kalanlarının işe yaramaz ya da daha az değerli oldukları anlamına gelmez.