Gelişim Hakkındaki En Önemli 6 Teori

· Haziran 27, 2018

Gelişim psikolojisi, tüm yaşam evreleri boyunca insanları inceleyen bilim dalıdır. Bilişin nasıl geliştiği ve davranışların zaman içinde nasıl değiştiğine bakar. Uygulamalı psikoloji alanında zengin bilgi birikimine katkıda bulunan ilginç bir disiplindir. Kafamızı karıştırmadan anlamanın en iyi yolunun, gelişmeyle ilgili en önemli altı teoriye bir göz atmak olduğunu düşünüyoruz.

Gelişim psikolojisi sayesinde şu anda sahip olduğumuz bilgilerin açıklanması, o zamandan beri modası geçmiş olan bazı fikirlerin tartışılmasını gerektiriyor. Bununla birlikte, bu fikirlerden bahsetmek önemlidir; çünkü bilim insanlarının son birkaç on yıl boyunca psikolojide gerçekleştirdikleri ilerlemeleri açıklayabilmek için bunları anlamamız gerekiyor. Evrimsel bakış açısıyla tartışacağımız bu altı teori, Gestalt, psikanaliz, davranışçılık, bilişsel psikoloji, Piaget ve Vygotski’dir.

Gelişim Teorileri

Gestalt psikolojisi

Gestalt psikolojisi, psikolojide ortaya çıkan ilk bilimsel trendlerden biriydi. Bugün,
Gestalt’İn fikirleri artık geçerli değil, ancak algıyı incelemeye olan yaklaşımı hiç kuşkusuz çığır açmıştı. Bu teoriyi kabul etmiş olan psikologlar, gelişim çalışmasında iyi bilinmese de, bu alanda da öne çıkıyorlar.

beyinlerde çarklar

Gestalt Psikoloji, insanların dünyayla ilgili anlamlı algılar elde etmek ve bunları sürdürmek için bir dizi yapıdan yararlandığını söyler. Bu yapıların fiziksel bir temeli vardır ve niteliklerini gelişmemizle ilgili bu temele dayandırır. Bunları karmaşık toplamlar ya da karmaşık birimlerin parçalanma ürünleri olarak da tanımlayabiliriz. Kafa karıştırıcı değil mi? Biraz daha açıklamaya çalışalım.

Gestalt Psikolojisinin gelişme hakkında söylemeye çalıştığı şey, biyolojik kökenli bir yapıya dayanmasıdır. Büyürken bu yapıyı kullanmayı öğreniyoruz. Sonuç olarak,
başlangıç noktası ve evrimsel aşamalar açısından “gelişme” yoktur. Sadece beynin yeteneklerinin ilerici keşifleri var. Güncel araştırmalar bize bunun aslında doğru olmadığını gösteriyor. Gerçekten bilişsel süreçlerin doğuşu ve evrimi vardır.

Psikanaliz

Psikanalizin babası, aklımıza ilk gelen kişi. Elbette Sigmund Freud’dan bahsediyoruz. Bu fikir, bilinçaltı dürtülerin davranışlarımız üzerindeki etkisini vurgular. Bu psikoloji dalı oldukça bilimsel olmayan bir yöntem kullanmış ve teorileri biraz aceleci olmuştur. Bununla birlikte, gelişme incelemeleri üzerinde önemli bir etkisi olmuştur. Teorileri, çocukluk ve ergenlik hakkındaki düşüncelerin psikolojisinde bir devrim yaratmıştır.

Psikanaliz, gelişimin, çocuğun yaşamın her aşamasında bir dizi ihtiyacı karşılaması gerektiğinden ortaya çıktığını ileri sürer. Sonuç olarak, gelişmeyi, bu ihtiyaçları nasıl karşıladıklarına göre tanımlanmış bir dizi aşama olarak tanımlar. Psikanaliz ayrıca, en erken dönemler de dahil olmak üzere, gelişmemizin tüm aşamalarında cinsellikğin önemine büyük vurgu yapmıştır.

Davranışçılık

Bu teori, psikanalizin pek bilimsel olmayan tutumuna bir cevap olarak doğmuştur. Bu son derece pozitivist bir yaklaşımdır. Davranışçılar, doğrudan ölçülemeyen hiçbir şeyin, psikoloji alanına girmediğine inanırlar. Sonuç olarak, sadece algılanan uyaranlarla bunların tetiklediği davranışlar arasındaki ilişkiyi incelerler. Ölçemedikleri herhangi bir ara değişkeni kesin bir şekilde göz ardı ederler.

Davranışçılar, gelişmeyi sadece bu çerçevede düşündükleri farklı öğrenme türleriyle anlayabileceğimize inanırlar. Çocuklar deneyimler yoluyla diğer uyaranlarla ilişkilendirdikleri bir dizi cevapla birlikte doğarlar. Çok basit süreçlerle, çeşitli karmaşık davranışlar üretirler. Bu gelişme teorisindeki problem, çok indirgemeci olma hatasına düşmesidir.

pavlov

Bilişsel psikoloji

Bilişsel psikoloji, davranışçılığa bir cevap olarak ortaya çıkmıştır. Bu, uyaran ve davranış arasındaki karşılıklı süreçlerin incelenmesi ile ilgilidir. Bilişsel psikoloji, insan beyni hakkındaki hesaplamacı ve bağlantıcı bakış açılarına yol açmıştır. Günümüzde bilişsel psikoloji, özellikle Avrupa’da en popüler teorilerden biridir.

Gelişim teorisi açısından bilişsel psikoloji, kişinin dünyanın içsel temsillerini oluşturan bilgiler ürettiğini öne sürmektedir. Önerisi, bu yapılandırmacı ilke nedeniyle Piaget ve Vygotsky’yi tekrar ediyor gibi gözükmektedir. Ancak süreçleri çağrışımsal olarak tanımladığı için davranışçılığa daha yakındır.

Jean Piaget

Piaget, gelişim teorisindeki en önemli düşünürlerden biridir. Psikologlar onu konstrüktivizmin babalarından biri olarak görüyorlar. Çocukların dünyayı karşılaştıkları sorunlara dayanarak inşa ettikleri düşüncesine dayanır bu teori. Piaget’in kalkınma hakkındaki teorisi bilgi oluşumuna odaklanıyor.

Bu yapılandırmacı bakış açısını kullanarak, Piaget gelişmeyi aşamalara ayıran bir teori geliştirdi. Bu aşamalar evrenseldir. Herkes, hemen hemen aynı yaşlarda bu aşamalardan geçecektir.

Piaget’nin gelişim teorisi ve bu teorideki gelişim aşamaları hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız, buraya tıklayın.

düşünen çocuk

Lev Vygotski

Gelişim psikolojisi alanında bir diğer önemli figür Lev Vygotski’dir. Piaget gibi, yapılandırmacı bir bakış açısıyla bir gelişim teorisi önerdi. Benzer bakış açıları olmasına rağmen, dikkatlerini farklı yönlerine odakladılar. Piaget, bireyin çevresiyle nasıl etkileştiği üzerine odaklandı. Vygotski ise, kültürel ve sosyal etkilerin gelişmeye olan etkisine odaklandı.

Vygotski’ye göre gelişme, bireyin sosyal ortamından ayrılmazdı. Kültür ve toplumun, davranış biçimlerini ve bilgi örgütlenmesini aktaran şeyler olmasının nedeni budur. Yani gerçekten bir kopyalama ve yapıştırma işlemi değildir bu. Her çocuk kendi gerçekliğini toplumun söylediklerine göre inşa eder. Biz bu teoriye sosyal yapısalcılık diyoruz.

Bu, birçok olasılığın mevcut olduğu ilginç bir paradigmadır. Birçok insan Vygotski ve Piaget’in teorilerinin birbirleriyle doğrudan çatıştığına inanıyor. Ancak farklılıklar kolayca mutabık kılınmıştır. Benzerlikleri görmek için bakış açımızı genişletmeli ve diğer araştırma düzeylerini ve yöntemlerini göz önünde bulundurmalıyız.