Somatik Semptom Bozuklukları: Belirtileri Ve Tedavisi

· Ocak 22, 2019

Somatik semptom bozuklukları, vücudun ve zihnin, bir kişinin sağlığı üzerindeki etkilerini birbirinden ayırmada yaşanan zorlukları ortaya çıkarır. Bu iki boyut arasındaki güçlü bağlantı, bu tür bozuklukların teşhisini ve tedavisini engellemektedir.

Devam etmeden önce, bu bozuklukları psikosomatik bozukluklardan ayırmak önemlidir. Her iki tür de fiziksel semptomlarla birlikte psikolojik bir zemine sahip olsa da, psikosomatik bozukluklar fizyolojik sisteme zarar verirken, somatik semptom bozuklukları, fiziksel organik bir patolojiye sahip değildir. Bu nedenle, organik veya fizyolojik rahatsızlıklar olmaksızın fiziksel semptomlar ortaya çıktığında nedeni, somatik semptom bozukluklarıdır. Ayrıca, bu semptomatoloji bazı psikolojik çatışmaları içerir.

Bu tür bozukluklara sahip insanlar sahip oldukları semptomları hayatlarında odak noktası haline getirir. Rahatsızlıkları onları günlük faaliyetler esnasında bile etkileyebilir. Bununla birlikte, birçok vakada, gerçek semptomlara kıyasla duydukları endişe orantısızdır.

Semptomu aşırı büyütme

Daha önce de belirtildiği gibi, somatik semptom bozukluklarından muzdarip hastalar fiziksel belirtiler gösterir, ancak bunların kökeni psikolojiktir. Bunlar, günlük faaliyetler sırasında duyulan yüksek düzeyde endişe, kaygı ve zorlukla birlikte gelir. Aşağıda paylaşılan önemli noktalar klinik tabloyu özetlemektedir:

  • Belirtiler hakkında duyulan aşırı endişe ve/veya yoğun duygusal rahatsızlık.
  • Semptomların olası şiddeti hakkında tekrarlayan, sürekli ve obsesif düşünceler.
  • Sağlıkları ve semptomların yıkıcı sonuçları hakkında duyulan aşırı kaygı.
  • Sağlık konularına harcanan orantısız miktarda zaman ve para.

Bağımlılık

arkası dönük bir kadın

İnsanlar, fiziksel semptomların kronikleşmesinden ve üzüntülerinin felaketle sonuçlanacağına olan inançtan ötürü, başkalarına bağımlı hale gelebilir. Bu hastalar sürekli bakıma ihtiyaç duydukları bir durum yaratır. Ve böylece, bir yandan sorumluluklarını ortadan kaldırır ve diğer yandan çevrelerindeki insanlardan aşırı özen, yardım ve destek talep ederler.

Buna ek olarak, hak ettiklerine inandıkları dikkat ve zamanı elde edemediklerinde ya da ihtiyaçlarının gözardı edildiğini hissettiklerinde sinirlenebilirler. Ağır vakalarda, hastalar, intihar girişimine kadar uzanan, güçlü duygusal dengesizlikler yaşayabilirler. Açıkçası, erken tespit edilmedikleri halde somatik semptom bozuklukları çok ciddi seviyelere ulaşabilir.

Zor tespit

Fiziksel herhangi bir bozukluğun belirtilerine sahip olmayan bir dizi rahatsızlığın tanısı nedir? Bu sorunun cevabı, bu bozuklukların psikolojik bileşenlerinde yatmaktadır. Ve bu nedenle, onları teşhis etmek için, “semptomları açıklayan somatik bir kaideye dair hiçbir kanıt olmamalıdır”.

Bununla birlikte, semptomlara fiziksel bir neden bulunamadığı takdirde doktorlar tarafından bu vakalara zihinsel bozukluk tanısı koyulmamalıdır. Bundan önce gerekli testlerin yapıldığından emin olmak gerekir.

Bazı insanlar, daha düşük bir ağrı eşiğine sahip oldukları için diğerlerinden daha abartılı tepkiler verebilir. Ama bu onların zihinsel bir hastalıktan muzdarip oldukları anlamına gelmez. Bu tür bir bozukluğu teşhis etmeden önce, doktorlar, diğer fiziksel veya organik bozukluklara ait olasılıkları elemelidir.

Somatik semptom bozukluklarının türleri

Somatik semptom bozuklukları ve midesi ağrıyan bir adam

Somatik semptom bozukluklarını kategorize etmek için, hastanın yaşadığı semptomlara olan tepkisine dikkat etmek gerekir. Başka bir deyişle, endişe, kaygı ve rahatsızlıklarının günlük yaşamları üzerindeki müdahale derecesi. Bu nedenle, bu reaksiyonlara bağlı olarak, aşağıdaki spesifik bozuklukları ayırt edebiliriz:

  • Somatizasyon: genellikle uzun yıllar sonrasında tespit edilir. Semptomlar vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir; ancak en yaygın olanları gastrointestinal (ağrı, meteorizm, kusma, mide bulantısı vb.) ve dermik (yanıklar, karıncalanma hissi, kızarıklık) problemlerdir. Bazı durumlarda, depresyon ve anksiyete belirtileri de görülebilir.
  • Farklılaşmamış: değişken ve kalıcı olan, ancak hiçbir açıklaması olmayan çoklu fiziksel rahatsızlıklarla karakterize edilir. Bu, semptomların, somatizasyon teşhisi koymak için yeterli olmadığı anlamına gelir.
  • Hipokondriya: Somatik semptom bozuklukları arasında en bilinen türdür. Başlıca belirtileri, bir veya daha fazla sayıda ciddi hastalığa yakalanma ya da sahip olma korkusudur. Hasta genellikle normal veya sık ortaya çıkan duygular,ı istisnai fenomenler olarak kategorize eder.
  • Dönüşüm: Semptomları, otonom sinir sistemiyle (kardiyovasküler, gastrointestinal veya solunum sistemleri) bağlantılı organlarda ortaya çıkar. Ayrıca, objektif hiperaktivite bulguları (çarpıntı, terleme, kızarma ve titreme) ve diğer öznel ve spesifik olmayan işaretlerle kombinasyon halindedir.
  • Ağrı: Çoğunlukla çatışmalı veya sorunlu durumlarda ortaya çıkan şiddetli bir ağrıyla karakterize edilir.
  • Diğerleri: Somatik bozukluklara, ilgili sorunlara veya stresli olaylara karşı duyarlılıkta değişiklikler. Örneğin, histeri krizi ya da diş gıcırdatma.

Bilişsel davranış terapisi

Ağrı adına ilaç kullanımlı tedaviyle ilgili çalışmalar olmasına rağmen, uygulanabilir tedavisel öneriler yapma noktasında yeterli bilimsel kanıt yoktur. Bununla birlikte, hastalar psikoterapi ve özellikle bilişsel davranış terapisi görmelidir. Bu, onların, semptomlarından ötürü yaşadıkları acı ve anksiyeteyi azaltmalarına yardımcı olabilir.

Bir başka etkili tedavi, bilişsel davranış terapisi ve kişiler arası tedavi üzerine bütünleyici bir odak olabilir. Bu kombinasyon, somatik eğilimli hastaların iki ana özelliğini dikkatle izler: sağlık durumlarının abartılı bir şekilde algılanması ve değerlendirilmesi ve rahatsızlıklarını başkalarına yetersiz yollarla iletme şekilleri.

Bu tür bir durum toplumumuzda yüksek bir etki alanına sahiptir. Bununla birlikte, bunu saplantı haline getirmek ya da bu konuda endişelenmek doğru değildir. Bazı vakalarda, fiziksel belirtiler zihinsel bir kondisyonun bir ürünüdür. Ve bu nedenle, makalenin başında de belirtildiği gibi, bu durum, zihin ve vücut arasındaki ilişkinin bir sonucudur. Bundan çıkan açık soru şudur: fiziksel ve zihinsel semptomları birbirinden ayıran çizgi nerede?