Sinir Sistemimizdeki Beyaz Maddenin Neden Çok Önemli Olduğunu Biliyor Musunuz?

· Ekim 3, 2018

Beynimizdeki beyaz madde, tüm merkezi sinir sistemimizden bilgiyi aktarma görevinden sorumludur. İsmi, onu çevreleyen beyaz miyelin kılıflarından gelir. Miyelin elektrik bilginin bir nörondan diğerine hızlıca gitmesini sağlar ve nöronların aksonlarını kaplar.

Beyaz madde, beyinde omuriliğin kapladığı gri maddenin altında serebral kortekste bulunur. Aksonlar, uygun yerlere duyusal ve motor bilgileri gönderir ve beyaz maddeyi oluşturur. Geçmişte sadece bilgi gönderse de artık başka süreçlere de dahil olduğunu biliyoruz.

Beyaz maddenin merkezi sinir sistemindeki konumu

Beyin yarımkürelerinde bulunan beyaz madde özellikle üç tip liften oluşur:

  • Yarıkürelerarası Komisüral Yollar, beyin yarımkürelerini birbirine bağlayan liflerdir. Bunlar, kısmi olarak burun soğanını temporal lop ile bağlayan ön komisurdan oluşur. Ayrıca, sağ ve sol yarımkürelerdeki korpus kallosumu da bağlar. Yani eğer korpus kallosum bölünürse, yarımküreler arasında bulunan iletişimin büyük bir kısmı kesilir.
  • Yayılan lifler: bunlar beyin zarına ulaşan aksonlardır ve beyin yarımkürelerine kadar uzanan geniş bir alana yayılırlar.
  • Bağlantı lifleri: bunlar aynı yarımkürede beyin zarındaki farklı alanları birbirine bağlayan aksonlardır.

Omurilik, merkezi sinir sisteminin en büyük kısmıdır, sürekli olarak çevresel sinir sistemi ile iletişim halindedir ve duyusal ve motor işlevler için çok önemlidir. Omurga, omuriliği korur ve herhangi bir zedelenme ihtimalini önlemek için gelen hasarların etkisini azaltır. Dışarıdaki beyaz madde, gri maddeyi kaplar. Omurilikteki beyaz madde üç sütundan oluşur: arka, yanal ve ön (karın bölgesi).

  •  Spinal sinirlerin merkeze giden somatik lifleri, yolda hiç sinapslar olmadan omurilik boyunca yukarı gider ve arkadaki ya da sırttaki sütunları oluşturur. Bu, kama ve grasil demetlerindedir. İlk demet, kama, omurganın (göğüssel ve servikal) üst kısmındaki segmentlerden geçen kanallar tarafından oluşturulur. İkincisi, grasil, omurganın alt kısmından geçer (kuyruk sokumu, lumbar ve alt göğüs kısmı).
  • Karna ait ve yanal beyaz sütun, hem somatik hem iç organlarla ilgili bilgileri taşıyan hızı artan ve somatik bilgi ve duyusal değişmeyi gönderen hızı azalan yollar tarafından oluşturulur.

Beyaz maddenin bilişsel işlevlerle ilişkisi

Genel olarak beyaz madde hızı işleme ile ilişkilendirilir ama son yıllarda uzmanlar bunun diğer bilişsel işlevlerle olan ilişkisine bakmaya başlamışlardır çünkü beyaz maddede oluşan bir bozulma bu alanları da etkilemektedir. Beyaz maddenin dil, hafıza ve dikkat üzerindeki rolünü araştıran birçok çalışma bulunmaktadır.

Örneğin, dikkat eksikliği bozukluğu olan çocuklarda daha az miktarda beyaz madde bulunmaktadır. Sağ ön lobdaki beyaz maddenin dikkat gösterme becerisi ile ilişkili olduğu görülmektedir. In patients with Alzheimer hastalarında ve hafif bilişsel bozukluğu olan kişilerde beyaz madde ve hafıza arasında önemli ilişkilere rastlanmaktadır. Bununla beraber, beyaz maddenin bozulmasının sebebi gri maddenin de bozulması demek olabilir.

bilgisayarda çalışan adam

Ön korteks ile talamusu saran lifler koparsa, bu durum sözlü hafızaya zarar verebilir ve işleyen belleği de zedeler. Diğer taraftan da, öğrenme ve görsel hafıza, yankafa kemiği ve şakak kemiğindeki beyaz maddeye de bağlıdır. Birçok çalışmada, işleyen ve geçici hafıza arasındaki ilişki, yankafa ve şakak kemiğinde de görülür.

Difüz aksonal hasar

Difüz aksonal hasar, genellikle hız artması, azalması ya da dönme ile ilgili travmatik bir yaralanmanın sonucunda oluşur. Genellikle trafik kazası gibi travmatik beyin yaralanması yaşayan hastalarda yaygın olarak görülür. Beyaz maddede 1-15 mm aralıklarla odaksal lezyonlardan oluşur.

Bunun sonucu ani hafıza kaybıdır. Bundan muzdarip olan hastaların %90’ı bitkisel hayatta kalır. Bu, ölüme sebep olmaz, çünkü beyin işlev göstermeye devam eder ve vücudun hayati süreçlerini yönetir. Bu durum, dikkatteki değişimler, hafıza, hızı işleme ve orta ve ciddi kafatası travmalarından sorumludur.

steteskop

Travma aksonlar ve serebral kapilerde esneme, dönme ve parçalanmaya ve bunun sonucunda mikro kanamaya sebep olur. Klinik bakış açısıyla, ciddiyetine bağlı olarak bu durum, kafa karışıklığı, bilinç kaybı ya da komaya sebep olabilir. Kopmanın derecesi olayın ciddiyeti ve komanın süresini ve travma sonrası hafıza kaybının süresini belirler.

Nöro-psikolojik olarak, difüz aksonal hasar, yeni şeyler öğrenme becerisini kötü yönde etkiler, dikkat durumunda değişikliklere sebep olur, ayrıca bilgiyi işleme hızını ve yönetsel işlevlere de etki eder. Ön loba ait işlevler değişebilir çünkü bir korteksi diğerine bağlayan tüm devreler bu durumdan etkilenir.

Beyaz maddede bozulmaya sebep olan hastalıklar

Beyaz maddenin bozulması sonucu ortaya çıkan ve bilişsel, motor ve duyusal boyutlarda ciddi sonuçları olan farklı hastalıklar vardır. Bu hastalıklardan birisi Binswanger hastalığıdır. Bu durumda, dış beyin işlevleri genellikle normaldir ama gri ve beyaz madde oranı düşük olur.

Binswanger hastalığı, aksonlar miyelinlerini kaybettiğinde meydana gelir. Yaygın belirtileir yavaş düşünme, hafıza değişimleri, kafa karışıklığı, hissizlik ve çevreye karşı ilgi kaybıdır. Yavaş adımlarla yürümek ya da yalpalayarak yürüme ve düşme bu hastalığın erken belirtileri arasında yer alır.

adama yardım eden kadın

Lökodistrofi de beyaz maddeyi etkileyen bir hastalıktır. Bu hastalık, miyelinmetabolizmasında değişimlere sebep olan genetik bir durumdur. Bunun en yaygın görülme şekilleri tetrapleji (kol bacak ve bedenin toptan felç olması), kas koordinasyon bozukluğu, körlük, sağırlık ve bilişsel bozukluk. Bunlar ilerleyen hastalıklardır ve çocukluk döneminde başlar.

Bu makalede de gördüğümüz gibi, beyaz madde sinir sistemimizin temel bir parçasıdır. Beynin aldığı komutları oluşturur ve ayrıca başka organlara da komut vermek için bir iletişim kanalıdır. Doğru miktarda beyaz madde olması dikkatimizi toplamamıza ve karar alma ya da yeni şeyler öğrenme gibi farklı bilişsel süreçleri yapma süremizi etkiler.

Bibliyografi

  • Haines D.E. (2002) Principios de Neurociencia. Madrid: Elsevier España S.A.
  • Junqué, Carme. (2008). Valoración del daño axonal difuso en los traumatismos cráneo-encefálicos. Escritos de Psicología (Internet)2(1), 54-64. Recuperado en 07 de julio de 2017, de http://scielo.isciii.es/scielo.php?script=sci_arttext&pid=S1989-38092008000300007&lng=es&tlng=e
  • Tirapau-Ustarroz, J., Luna-Lario, P., Hernáez-Goñi, P., & García-Suescun, I. (2011). Relación entre la sustancia blanca y las funciones cognitivas. (www.revneurol.com, Ed.) Revista de Neurología, 52(12), 725-742
  • Wasserman J. and Koenigsberg R.A. (2007). Diffuse axonal injury. Emedicine.com.Retrieved on July 07, 2017, from http://emedicine.medscape.com/article/339912-overview
  • Haines D.E. (2002) Principios de Neurociencia. Madrid: Elsevier España S.A.
  • Junqué, Carme. (2008). Valoración del daño axonal difuso en los traumatismos cráneo-encefálicos. Escritos de Psicología (Internet)2(1), 54-64. Recuperado en 07 de julio de 2017, de http://scielo.isciii.es/scielo.php?script=sci_arttext&pid=S1989-38092008000300007&lng=es&tlng=e
  • Tirapau-Ustarroz, J., Luna-Lario, P., Hernáez-Goñi, P., & García-Suescun, I. (2011). Relación entre la sustancia blanca y las funciones cognitivas. (www.revneurol.com, Ed.) Revista de Neurología, 52(12), 725-742
  • Wasserman J. and Koenigsberg R.A. (2007). Diffuse axonal injury. Emedicine.com. Recueperado en 07 de Julio de 2017, de http://emedicine.medscape.com/article/339912-overview