“Sevgili Öğretmenim”: DEHB’li Öğrencileri Anlatan Bir Video

· Aralık 9, 2017

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) teşhisi konan çocuklar, sınıf içerisinde öğretmenlerinin beklentisinden daha farklı davranışlar göstermeye meyillidir. Bu da öğretmenleri her zaman duruma uygun olmayan bazı önlemler almaya iter. Kendimizi bu çocukların yerine koyarsak, okulu nasıl algıladıkları konusunda bir fikir edinebiliriz. Peki, DEHB’li çocukları nasıl daha iyi anlayabiliriz?

Önyargılı davranmak, sinirlenmek ve bizim bakış açımıza göre işe yarar çözümler üretmek kolaydır. Belki de onların eğitim almasının önünde yeni engeller yaratıyoruzdur. Belki de bu çocuklar gerçekten bir şeye dikkatlerini yoğunlaştırmak için çaba gösterdikleri halde, bunu ya yetersiz ya da yanlış yoldan yapıyordur. Bu nedenle DEHB olan çocuklar öğretmenlerine (hatta belki anne babalarına, büyük babalarına ya da arkadaşlarına) bir çift söz söylemek istiyorlar. Peki, sizler dinlemeye gönüllü müsünüz?

Duyguları yönetmek ve DEHB’ye sahip bir öğrenci olmak

DEHB teşhisi konan çocuklar duygularını kontrol etme, düzenleme ve yönetme konusunda oldukça fazla zorluk çeker. Bu nedenle çocuklardaki bu davranışlar en olmadık zamanlarda ve en kötü durumlarda oraya çıkıyor. Bu çocukların kontrol etme konusunda yaşadığı zorluklar, duygularını yoğun ve kontrolsüz şekilde ifade etmelerine neden olur. Yetişkinlerin gözünden ise bu ifade biçimi olgun olmama belirtisidir.

Öte yandan olgun olmamak bu durumun sorumlusu değil. En azından kelimenin bilinen anlamıyla sorumlusu değil. Çocuklar adı üstünde, hala gelişme çağındalar ve doğal olarak tam anlamıyla olgun değiller. Bu yüzden onlarla ilgileniyoruz. Herkes olgun mu doğuyor? DEHB teşhisi konan öğrencilere uygunsuz gördüğümüz davranışlarını düzeltmeleri için ceza vermek de bu nedenle işe yaramıyor. Bir çocuğa bile isteye yapmadığı davranışları yüzünden ceza vermek yerine duygularını kontrol etmesi ve doğru ifade etmesi için çaba göstermeliyiz.

DEHB’li bir öğrenciye duygularını kontrol etmesi veya baskılaması için ceza verdiğimizde olacakları tahmin etmek çok basit: bu öğrenci savunmaya geçecektir. Eğer bunu fark edemezsek yaptığımız şey bu öğrenciyi doğrudan hedef haline getirmek, etiketlemek ve güvensiz hissetmesine neden olacak sebepler vermek olur. Bunlardan hiçbirisi öğrenci için iyi sonuç vermeyecektir.

“Normalden” az değilim, değersiz değilim, daha az becerikli de değilim. Yalnızca kafam başka türlü çalışıyor.

Gerçekten bu rahatsızlığa sahip olan çocukların düşük özgüvenli bireylere dönüşmesini istiyor muyuz? Sınıfta çocuklara öğrettiğimiz bu mu? Olması gerektiği şekilde öğrenmedikleri için endişeleniyoruz. Ancak belki de kendimize şunu sormalıyız: neden onları değiştirmek yerine kendi öğretme biçimimizi değiştirmiyoruz? Çocuklardan anlamadıkları şeyleri dinlerken oturmalarını, sessiz durmalarını, hareketsiz kalmalarını bekliyoruz. Yalnızca birer çocuk olduklarını unutup onlardan yetişkin olmalarını ve yetişkin gibi davranmalarını istiyoruz.

DEHB olan öğrencileri nasıl daha iyi anlarız

Videodaki çocukların da açıkça söylediği gibi DEHB olan çocuklar kendi yaratıcılıklarına uygun davranmak konusunda özgür bırakılmalıdır. Aslında uzun süre bir sandalyede hareketsiz şekilde oturmak hiçbir çocuğa göre değil! Sırf ayakta geziniyor diye bir çocuğa aklı başında değil demek doğru olmaz çünkü bu da bir öğrenme biçimi olabilir. Çocukları ders boyunca put gibi durmaya zorlamak ancak öğrenmelerine engel olur.

Bir çocuğa ders esnasında pencereden dışarı baktığı için ceza vermek de doğru bir davranış değil. Bunu biz de defalarca yapmışızdır, bunda tuhaf olan bir şey yok. Belki bir dakikada ya da daha az bir süre içerinden dikkatimizi geri toplarız. Bu çok doğaldır. Böyle bir davranış için bir çocuğa teneffüse çıkmama cezası vermek aslında yararsızdır. Bu çocukların fiziksel aktiviteye ihtiyacı var. Çocukların da tıpkı bizim gibi ara vermeye ihtiyacı olabilir. Gerçekten oyun oynamalarını ya d dinlenmelerini kısıtlamanın işe yarayacağını düşünüyor musunuz?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların daha fazla ilgiye ve desteğe ihtiyacı vardır. Eğer bu ihtiyaca cevap veremezsek daha önce de söylediğimiz gibi nasıl başarılı olacaklarını bilemezler. Sakin ve sabırlı olmak, bu çocuklara neye ihtiyaçları olduğunu ve şüphelerini nasıl gidereceklerini öğretirken gerek duyacağımız iki temel nokta. Çok fazla bilgi vermemize  rağmen elbette yine de sorun çıkabilir.

Bu sonuncusu oldukça önemli bir nokta. Çoğu çocuk anlamadığı çok fazla bilgi aldığı zaman iletişimi keser. Aksi bir durumla da karşılaşabiliriz. Örneğin bazı çocuklar yeterince bilgi almadıkları zaman sıkılıp ilgisini kaybeder. Bu iki uç nokta arasındaki dengeyi kurmak öğretme sanatının başladığı yerdir diyebiliriz. Özellikle de DEHB olan çocukları ele aldığımız zaman tek seferde çok fazla bilgi vermek, özellikle de çocuklar bu süreçte dinamik değilse, oldukça zordur.

Bu rahatsızlığa sahip olan çocukların kendilerine özgü öğrenme ve anlama biçimlerini kabullenmemiz gerekiyor. Bu çocukların beyni diğer çocuklarla aynı şekilde çalışmasa da bu onlar kadar yetenekli olmadıkları anlamına gelmiyor. Daha fazla sabır ve anlayışa; daha az cezaya ihtiyaçları var.

Bu rahatsızlığın kökenini veya bununla yaşamak zorunda olan çocukları anlamaya çalışmamak, öğrenmeye istekli olan bu çocukları yok saymak olur. Onları anlamadığımız zaman doğal olarak istedikleri şeyi de veremeyiz. Onları çok fazla bilye boğmamalı, daha fazla öğrenmelerini sağlamaya çalışırken sıkılmalarına neden olmamalı ve beklentilerimizi karşılamadıkları zaman onları cezalandırmamalıyız. DEHB olan çocuklar da diğerleri kadar zeki ve öğrenmeye istekli öğrencilerdir. Onlar ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor; bu yüzden bizim de onlar için elimizden geleni yapmamız gerekiyor.