Sevgiden Nefrete: Gerçekten Tek Bir Adım mı Var?

08 Haziran, 2017

Birbirini tutkuyla seven ama bir anda birbiri için bir hatıraya dönüşüveren çiftleri gördüğümüzde çok şaşırırız.

Yabancılaşmaktan değil, sevgi dolu bir ilişki yaşadıktan sonra birbirlerinin en kötü düşmanı haline gelen kadın ve erkeklerden söz ediyoruz. Kimi zaman bu, yıllar sonra gerçekleşir. Söz konusu çift onca zaman yıpranmış bir bağla birlikte kalabilmiştir.

Başka zamanlarda dönüşüm ani olur. Dün aşıkken, bugün birbirlerinden nefret ederler. Bu noktada şunu sorarız: aşk ve nefret arasında tek bir adım olduğu doğru mu?

Aşk ve nefret

En azından küçücük bir tutam nefret içermeyen hiçbir aşk yoktur. Daima yanımızda olmadığı için bir kişiden biraz nefret edebiliriz. Ya da çabalarımızı umduğumuz gibi takdir etmedikleri için.

Bir kişi bizi anlamadığında ya da duymayı çok istediğimiz şeyleri söylemeyi başaramadıklarında, hafif bir nefret duygusunu hissedebiliriz.

Bunlar genelde büyümeyen ufak nefret kırıntılarıdır. Ortaya çıktıkları gibi bir anda yok oluverirler ve en hassas kişilikler hariç pek iz bırakmazlar. Genelde bunlarla kolayca başa çıkılır ve sevgi korunmuş olur.

Ne var ki, sonucun olumlu olmadığı başka durumlar da vardır. Kimi zaman, o küçük memnuniyet dönemleri, büyük bir nefret ağacının tohumu olabilir.

Ya da bardağı taşıran son damla.

Mesele şu: aşk ve nefret tam olarak karşıt dünyalar değildir. Aşkın zıddı nefret değildir, umursamazlıktır. Ve her aşkta bir gram nefret olduğu gibi, her nefrette de aşk unsuru vardır.

Aşk ve nefret paradoksu

Aşktan nefrete giden adım genelde iki şekilde atılır. 

Kişi, katlanmak istemedikleri uzun ve hareketsiz bir döngünün ardından uyanıverir. Ya da biri, diğer kişiyi etkileyecek öyle bir şey yapar ki aşk duyguları, bastırılmaz bir yıkım arzusuna dönüşür.

Bu durum, hüsran toleransı düşük ya da yüksek narsisizm özellikleri gösteren kişilerde daha yaygındır. Güç bir durumda duygusal dengeyi koruyacak duygusal kaynaklar yoksa, yaşadıkları hüsran ve sinir bozukluğu yüzünden başkalarını suçlamaları muhtemeldir.

Dolayısıyla, diğer kişiden nefret ederiz çünkü zayıflıklarımızı, öz güvensizliğimizi ve bağımlılıklarımızı açığa çıkarmayı başarmışlardır. Narsist kişiler, hakaret ve kendini savunma amaçlı söz arasında ayırım yapmayı beceremez. Diğer kişi alan, tanınma ya da bağımsızlık isterse, bunu bir saldırı olarak görürler.

Partnerlerinin onların kurallarına göre yaşaması gerektiğini arz ederler ve her özgürlük hareketi, kişisel bir tehdit olarak algılanır. Bu yüzden şiddete dahi başvurabilirler.

Nefret, diğer kişiyle çok güçlü bağlar yaratır. Esasen, aşka göre daha sıkı bağlar ortaya çıkarabilir. En kötüsü, onur kırıcı hareketlere yol açtığında durumun sürekli geriye dönen bir döngü haline gelmesidir.

İlişkideki kişilerden hiçbiri sağlıklı bir ara vermeyi başaramaz. Hayat, zarar verme ve zarar görme şeklinde bir oyuna dönüşür. Durumdan vazgeçemeyeceklerini düşünürler çünkü bu, havlu atmaya eşdeğer olacaktır.

Bu dramatik döngü, son derece zararlıdır. Ne kadar kazanırsanız kazanın, kaybetmeye devam ettiğiniz durumlardan biridir bu. Çözümü yoktur.

Tek alternatif, o kişiden uzaklaşmak ve nefretten vazgeçmektir. Zira nefret, yaralarla ayrılmak zorunda kalacağınız dayanılmaz bir hapis haline gelebilir.

Resim: Chema Concellon