Şefkatsiz ve Aşırı Korumacı Ebeveynler

Çelişkili gibi görünse de, çoğu korumacı aile aslında çocuklarına karşı pek de sevecen davranmaz. Şefkatsiz ve aşırı korumacı aileler hakkında daha fazlasını öğrenmek için okumaya devam edin.
Şefkatsiz ve Aşırı Korumacı Ebeveynler

Son Güncelleme: 23 Kasım, 2020

Aşırı korumacı ve şefkatsiz ebeveynler çocuklarına zarar verebilir. Bazı insanlar, çocuk yetiştirmek için en iyi stratejinin, otorite ve “küçük dozlarda” sevgi karışımı olduğuna inanır. Sevgiyi ve duyguları göstermenin ebeveynler tarafından bu şekilde anlaşılması birçok aileyi olumsuz yönde etkiler. Aslında bu strateji, duyguların temel bir rol oynadığı dönüştürücü ve dinamik çocuk yetiştirmeye doğrudan karşıdır.

Aşırı korumacı ve şefkatsiz aileler, nesillerdir var olan tuhaf bir duygusal baskının başka bir versiyonudur.

annesiyle konuşan çocuk ve masadaki kitaplar

Aşırı korumacı ve şefkatsiz ebeveynler nasıldır?

Ailesinde istismara uğrayan biri bu yaşadıklarını davranışlarına da yansıtır. Deneyimsel kaçınma, bireyin içinde bulunduğu gerçeklikten davranışsal olarak kaçmasıdır. İçinde yaşadıkları çevre, bu kişilere herhangi bir olumlu pekiştirme sağlamaz ve davranışları da buna bir cevaptır. Deneyimsel kaçınma, acıdan ve dolayısıyla yaşamın kendisinden de bir kaçıştır.

Korumacı ve şefkatsiz aileler, sadece ihmalkar ve istismarcı değildir. Bu tür aileler çocuklarını sevseler dahi bunu göstermezler. Ebeveynler aşırı korumacı olduklarında ve hiçbir şekilde sevgi ve şefkat göstermediklerinde çocuklarını bu aile dinamiğine hapsetmiş olurlar.

Bu tür aileler çocuklarını koruduklarını düşünürler ve dışarıdan bakıldığında harika bir iş çıkarmış gibi görünürler. Ancak daha önce bahsettiğimiz olumlu pekiştirme ve sevgi eksikliği çocuğa büyük zararlar verir. Bu tutumun çocuğun bağımsız bir birey olmasını engellediğinden bahsetmiyoruz bile.

Aşırı korumacı ve şefkatsiz ailelere bir örnek

Bu bahsettiğimiz dinamiği daha iyi anlamanız için bir örneğe bakmamız faydalı olabilir. 40 yaşında psikoloğa giden bir bireyi ele alalım. Bu kişi yıllardır kendine ne olduğundan haberdar değildir. Kendince tolere edemeyeceği değerler inşa etmiştir. Ancak ailesinde öğrendiği bu mantık yürütme şekli aslında yapmaması gerekenlerle tanımlanmıştır. Bu yetiştirme şekli muhtemelen onu eleştiriye karşı son derece hassas hale getirmiştir. 

Annesi büyük olasılık onu hiç öpmedi veya ona hiç sarılmadı. Çok korktuğu veya hasta olduğu zamanları saymazsak, ailesinden pek de sevgi görmemiştir. Annesi veya babası onu yıllarca okul çıkışı almaya gelmiş, düzgünce giydirmiş ve güzel yemekler yapıp tüm fiziksel sorumlulukları üstlenmiştir.

Bu bahsettiğimiz 40 yaşlarındaki hasta, belirli deneyimlerden tamamen zevk alamama hissinden bahsedebilir. Eğer varsa, bu kişi çocuğunun başına gelebilecek kötü şeyler hakkında çok fazla endişelenir ve çocuğunun başarılarından zar zor zevk alabilir. Bu durum sonucu ortaya çıkan duygular, gerginlik ve kaygı ile yakından ilişkilendirilir. Buna ek olarak, bu şekilde yetişen biri geçmeyen depresyonu nedeniyle iş yerinde sık sık olumsuz geri bildirim alır. Ne yaparsa yapsın, asla kendini nitelikli ve yeterli hissetmez.

Çocuklarının ayaklarının yere basmasına asla izin vermeyen helikopter ebeveynler

Önceki örnekteki adam, helikopter bir anne ve ortalıkta olmayan bir babanın sonucudur diyebiliriz. Ebeveynlerden biri ortada olmadığında, diğer ebeveyn genellikle bu durumu telafi etmek için davranışlarında aşırıya kaçar. Sonuç olarak, yetiştirilen çocukta özerklik ve bağımsızlığın gelişmesi engellenmiş olur.

Psikolog Holly Schriffin ve Mary Washington Üniversitesi’ndeki meslektaşları, helikopter ebeveynliğin üniversite öğrencileri üzerindeki etkilerini incelediler. Bu bireyler kendi kaderini tayin etmede ve birey olma aşamasında sorunlar yaşar. Bu tür ebeveynlik ve yetiştirme şekli, kaygı ve depresyon ile bir şekilde ilişkilidir. Bu durumun uzun vadedeki etkisi hayattan genel anlamda keyif alamamaktır.

Bazı ebeveynler çocuklarını sürekli denetlemek ve kontrol etmek ister, ancak onları koşulsuz olarak sevmezler.

Sana zarar da vermiyorum ancak yardımcı da olmuyorum

Bazı çocuklar hayatlarında sevgi ve şefkatten yoksun olarak büyür. Bu durum, açık bir şekilde soğuk, agresif veya ihmalkar olmayan ebeveynler için bile geçerlidir.

Birçok ebeveyn, çocuklarını yetiştirirken sevgi ve şefkat ifadelerini sıklıkla kullanır. Ancak bu tür kavramlardan bahsederken yeterince dikkatli davranmazlar ve genellikle sözlü olarak örtülü ceza biçimlerinden faydalanırlar. Örneğin, “Böyle davrandığında seni sevmiyorum” veya “Seni seviyorum, özellikle de bu geceki davranışın nedeniyle” gibi.

Çocuklar ve gençler bu tür ifadeleri, ebeveynlerinin onları oldukları gibi sevmediklerinin kanıtı olarak yorumlarlar. Sevgi, başarının veya iyi davranışın ötesine geçmelidir. Bir çocuğun bakış açısından baktığımızda, bu tür bir tutum onlara sevginin geçici ve liyakate dayalı olduğunu öğretir; yani sevgi sanki kazanmaları gereken bir şeydir. Halbuki sevginin karşılıksız yönünü öğrenebilecekleri en iyi yer ailedir.

üzgün çocuk tırnaklarını yiyor ve aşırı korumacı

Aşırı korumacı ve helikopter ebeveynliğin sonuçları

Dengesiz ebeveynlik mükemmel çocuklar yetiştirebilir. Ancak, bu yöntemin de bir bedeli vardır. Bu ebeveynlik tarzı, çocukları gerçek dünyaya tam olarak hazırlayamaz. Sorumluluk alma ve kendi kararlarını verme fırsatlarının olmadığı bir yerde büyüdükleri için bu tür çocuklar bağımlı kişilikler geliştirirler.

Bu konuda gerçekleştirilen psikolojik çalışmalar, anksiyete bozukluğu olan gençlerin ve yetişkinlerin, aşırı korumacı ebeveynlere sahip olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu defalarca göstermektedir.

Buna ek olarak çoğu araştırma, endişeli ebeveynlerin endişeli çocuklara sahip olma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni ise yukarıda bahsettiğimiz gibi bu tür ailelerin korku, endişe ve duygusal yoksunlukla çocuk yetiştirmeye çalışmasıdır.

İlginizi çekebilir ...
Aile İçi Sevgi: Anlayış, Kabullenme ve Koruma
Aklınızı Keşfedinsayfasında okuyun Aklınızı Keşfedin
Aile İçi Sevgi: Anlayış, Kabullenme ve Koruma

Aile içi sevgi, hayattaki her şeyi besleyen bir gıdadır. Şu anda kim olduğumuz, anne ve babalarımızla yaşadığımız ilk tecrübelerle ilgilidir.