Roxane Gay: Kriz Anlarında Yemeğe Başvurmak

· Mayıs 11, 2019

Bazı insanlar insanı tamamen değiştiren birtakım durumlar olduğunu öne sürer. Örneğin, birisinin vücudunuzu kullanması ve ondan faydalanması, kimliğinizi bir parçasını kaybetmenize neden olabilir. Roxane Gay de tam olarak bunu yaşadı. Tecavüze uğradıktan sonra kendisinden ve bedeninden nefret etmeye başladı ve tek avuntusu yiyecekler oldu.

Roxane Gay’in hayatı sadece 12 yaşındayken sert bir biçimde değişti. O yaştayken, bir grup erkek ona tecavüz etti. O sırada erkek arkadaşı olan kişi onu bir ormana götürdü ve arkadaşlarıyla birlikte Roxane’e tecavüz etti. Çok korkan Roxane, kendisini sevdiğine inandığı kişiye olan güveninden ötürü suçluluk duydu. Kendini naif hissetti ve kendinden nefret etmeye ve bedeninden tiksinti duymaya başladı.

“Ben kötü bir feminist ve iyi bir insanım. Beni insan yapan şeyi terk etmeden, düşünmekte, konuşmakta ve hareket etmekte daha iyi olmaya çalışıyorum.”

– Roxane Gay

Tecavüz sonrası yiyeceklere sığınmak

Tekrar bir cinsel istismarın kurbanı olmaktan o kadar çok korkuyordu ki ruhunu iyileştirmek için yiyeceklere sığındı. Artık yaşamak istemediği için kendini uyuşturmak amacıyla yemek yemeyi seçti. Yemekler onun için bir kaçış yolu, kendisini rahatlatan tek şey halini aldı.

Roxane, kadınların sadece kadın olmalarından ötürü tecavüze uğradığını biliyordu. Bir kadının vücudunun sahibi olduğuna inanan bir hayvanın avı olmaktan kaçınmak için yapabileceği hiçbir şey olmadığını anlıyordu. Bu konuda yapabileceği yalnızca tek bir şey vardı: hiç kimsenin ona dokunmak ya da onunla olmak istemeyeceği kadar itici bir vücuda sahip olmak.

Çocukluk yıllarında bir şey öğrenmişti: kadınlar minyon ve ince görünmek zorundaydılar. Kadınlar zayıf ve güzel olmalı ki böylece diğerleri, özellikle de erkekler onlarla ilgilensin. Televizyon ve dergilerin, toplumun gözünde daha değerli olmak için ince bir vücuda sahip olmanız gerektiği inancını sık sık beslediğini unutmayalım.
aşağı bakan bir kadın

“İzinden gidecek birini bulamazsanız, davranışlarınızla örnek olacak bir yol bulmalısınız.”

– Roxane Gay

Roxane’in vücut ağırlığı 225 kiloya ulaştı ve hayatta kalabilmek için bir mide baypas ameliyatı olmak zorunda kaldı. Vücudu, kendine olan tüm nefretini sakladığı bir hapishane halini almıştı. Tecavüzden sonra muhafaza ettiği sessizlik onu, bir türlü dışına çıkamadığı yıkıcı bir döngü içine sürükledi. Hayatta istediği tek şey yemek yemekti.

Roxane Gay, toplumun ne düşündüğüne aldırmadan kendimizi sevmemiz gerektiğine inanıyor

Bugün, Roxane Gay önemli bir yazar, köşe yazarı, üniversite profesörü ve feminist. Vücudunu olduğu gibi sevmeyi öğrendi. Artık toplum ya da medya onun hakkında ne derse desin, kendini ve bedenini sevmesi gerektiğini biliyor.

Açlık: Bir Beden(im)in Hikayesi isimli kitabında, sessizliğini kırar ve diğer kadınları da aynı şeyi yapmaya teşvik eder. Roxane, onun suçu bile olmayan bir konuda kendisini nasıl affedebildiğini anlatıyor. Roxane, kendine duyduğu nefret yerine kendine olan sevgisini koydu. Artık hayatına hakim olan yiyecekler değil. Artık eylemlerini, inançlarını ve düşüncelerini tamamen o kontrol ediyor.

roxane gay

Roxane artık kendini bir kurban olarak değil hayatta kalan bir kimse olarak görüyor. Gerçeği, deneyimlerini ve bedeniyle olan ilişkisini çok açık bir şekilde paylaşıyor. Kimseden bir acıma beklemiyor.

Roxane, tecavüze uğramış olanların sessizliklerini kırmalarını ve konuşmalarını istiyor. Buna ek olarak, vücutlarını oldukları gibi sevmelerini istiyor. Roxane Gay, hayatta başımıza kötü şeyler gelse bile, onlara vereceğimiz tepkilerin neler olduğuna bizim karar verdiğimizi bize anlatır. Tecavüzden sorumlu olan ya da bu konuda suçlanması gereken bizler değiliz. Kendinden nefret etmek hiçbir zaman aradığımız yanıt olmayacaktır.

“Pek çoğumuz, birilerinin ellerimizden tutacağını ve bize korktuğumuz kadar yalnız olmadığımızı hatırlatacağını umarak, ellerimizi uzatıyoruz.”

– Roxane Gay