Rose Rosenberg ve Mıknatıs İnsan Sendromu

· Aralık 7, 2018

Mıknatıs insan sendromu psikolog ve terapist Ross Rosenberg’in ortaya attığı bir kavramdır. Aynı zamanda çok satan kitabının başlığı da budur. Kitapta Rosenberg’in keşfettiği gerçeklikten bahsediliyor: bize eninde sonunda acı çektiren insanlara karşı inanılmaz bir çekim hissediyoruz.

Bu teoriye göre, iki insan arasındaki “kimya” dediğimiz şey bir fonksiyonu olmayan bir çekimden fazlası değildir. Bu kimyada iki türlü dürtü vardır: biri aşk, biri savaş. Başka bir deyişle, eninde sonunda bir sorun yaşayacağımız insanlara karşı ilgi duyarız.

Bu çoğumuzun bize düzen ve çekim sağlayacak o harika insanı aramamızın sebebini açıklar. İlişki dünyasında her zaman “zıt kutupların birbirini çektiklerini” duyarsınız. Mıknatıs insan sendromu bu durumun sebebini açıklıyor.

“Doğası gereği bir fonksiyonu olmayan “bağlılık dansı” iki zıt fakat dengeli partnerin olmasını gerektirir: memnun edici, veren bağımlı ve ihtiyaç duyan kontrolcü narsist.”

– Ross Rosenberg

Mıknatıs İnsan Sendromunun Aksiyonları

Biri mıknatıs insan sendromundan muzdarip olduğunda, diğer insanla karşılaştıkları anda inanılmaz bir çekim hissederler. Bu diğer kişinin çok özel olduğunu ve biricik bir bağlantıları olduğunu düşünürler. Ayrıca bu kişiyle fiziksel temas kurmak için yoğun bir arzu hissederler. En sonunda, onlara mümkün olduğu kadar yakın olmak isterler.

İnsanlar kendilerinin bu çekime kapılmalarına izin verir ve bu yüzden yoğun bir ilişkiye başlarlar. Karşılarındaki insanın “hayatlarının aşkı” olduğunu düşünürler. Bu insan onlar için mükemmel bir eşleşmedir ve onları çok mutlu eder.

Fakat eninde sonunda anlaşmazlıklar çıkacaktır. Bunun sebebi kıskançlık, düşünce tarzındaki farklılıklar, birbirlerini boğmaları ya da herhangi bir şey olabilir. Böylece bir zamanlar sizi inanılmaz mutlu eden insan şimdi çektiğiniz acının kaynağı haline gelir. İki taraf da birbirlerini derin bir şekilde zedelerler ve savaşları için hendek kazarlar. Bu koşullar altında dahi ayrılmakta güçlük çekerler.

güneşi tutmak

Narsizm ve Bağımlılık

Rosenberg’e göre, mıknatıs insan sendromu iki tür insanın klasik durumlarıdır: ilişki bağımlıları ve narsistler. Aynı zamanda ilişkilerdeki bağımlılık durumundan da bahseder. Asıl sorun bu ilişkinin ana özelliği olduğunda ve bu durum çok fazla dramaya yol açtığında ortaya çıkar.

İlişki bağımlılığı ilişkideki taraflardan birinin sınırsız bir şekilde kendini diğer kişiye adamasıdır. Hiçbir sınırlama ya da filtre olmadan en iyiyi yapmaya çalışırlar. Diğer taraf, narsist olan, bu tarz koşulsuz bir partneri olmasından memnundur. Çekim, ilgi ve alaka ile bu tarafa yanıt verirler. Bu noktada, her şey oldukça dengeli ve uyumlu görünmektedir.

mıknatıs insan

Ama kısa zamanda narsist taraf daha fazlasını istemeye başlar. Diğer taraf her şeylerini partnerine adamış olsa da narsist taraf bir şeylerin eksik olduğunu hisseder. Zamanla, aldıkları şeyler onları tatmin etmemeye başlar. Sorgulamaya ya da daha fazlasını istemeye başlarlar.

Bağımlılık yüzünden yeterince iyi olmadıklarını düşünürler. Diğer insanların onlara o kadar da ihtiyacı olmadığını söylemeye başlarlar. Bu onların güvensiz hissetmesine ve çok daha fazlasını vermelerine sebep olacak ama eninde sonunda partnerlerinin değişmemesinden şikayet etmemeye başlayacaklardır.

Sonsuz Acı Çekme

Mıknatıs insan sendromundan muzdarip olan insanlar acı verici ve zamanla onları boğacak ilişkiler kurarlar. Fakat diğer insana olan ilgileri ortadan kalkmaz. Bazen bu birbirlerine verdikleri zarardan ötürü daha da güçlenir.

Bir sebepten ötürü, bağımlılık kontrol edilme istediğini ortaya çıkaracaktır. Narsist insan “ona tapan kişiler” olmasına çaresizce ihtiyaç duyacaktır. Bu da her iki tarafı da inciten bir ilişkinin ortaya çıkması ile sonuçlanacaktır. Sonunda, dengesizliğe takılıp kalacaklardır.

Buradaki süreçte bağımlılık sürecinden pek de farklı değildir. Başlarda genellikle keyifli, aşırı sevinç veren bir histir. Bazı insanlar bunu “mutluluk” olarak adlandırır. Zamanla bu keyifli haller yok olur ve bunun yerini acı çekme alır; bu insanlar en baştan beri keyfin olmadığını kabul etmezler. Zorunlu olarak bu inanılmaz hissin peşinde olurlar.

göle dalan çift

Psikolojik açıdan, bağımlılık ve narsistlik tamamen zıt şeylerdir. Bu da birbirlerini tamamlamalarının sebebidir. Bu tarz insanların he zaman “o benim diğer yarım” gibi şeyler söylediklerini duyarsınız. Bu, bu durumda kesinlikle doğrudur fakat esasında yalnızca sinir bozukluğu ile alakalı bir durumdur.

Mıknatıs insan sendromu neden bize acı çektiren insanlara “aşık” olduğumuzdan bahseder. Bu sendrom, bu tarz şeyler olduğunda, bireysel sinir bozukluğunun bir ilişkide gerçek, fırtınalı, güçlü aşkta olduğundan daha güçlü olmasını açıklar.