Psikolojinin Babası Wilhelm Wundt Ve 10 Sözü

· Kasım 28, 2018

Wilhelm Wundt, tüm zamanların en önemli ve ünlü psikologlarından biri olarak kabul edilir ve hatta “psikolojinin babası” olarak adlandırılır. Bu yazıda ona ait 10 sözü bir araya getirdik.

Wilhelm Wundt Protestan bir aileden gelen Alman bir doktor, psikolog ve bir filozoftur. Zürih Üniversitesinde ve daha sonra Leipzig üniversitesinde profesör olarak görev almış, 200’den fazla doktora tezinin denetimini üstlenmiştir. Bunlara ek olarak yayınlanmış 500’den fazla eseri bulunmaktadır. Bu eserler arasında öne çıkanlar, Fiziksel Psikoloji İlkeleri (1874) ve 10 ciltlik Halk Psikolojisi (1900-1920)’dir.

Wilhelm Wundt: psikoloji ve fizyolojiyi birleştirmek

Wilhem Wundt

Wilhelm Wundt, 23 yaşında, yüksek onur derecesiyle birlikte tıp doktorasını tamamladı. İki yılın ardından, fizyolog Müller ile çalıştıktan sonra ikinci doktora derecesini de elde etti. Wundt, psikoloji ve fizyolojiyi birleştirerek, psikolojiye yön veren bir öncü oldu. Her iki disiplinin de üzerinde çalışabileceği şeyleri kullanarak fiziksel ve zihinsel olan arasındaki sınırları araştırdı.

“Fizyolojik psikolojinin, psikolojik unsurlar olarak kabul edilen his ve duygulara karşı tutumu, genel olarak psikolojinin tutumudur.”

Fizyoloji, duyularımızla algılayabileceğimiz şeyler hakkında bilgi verir. Öte yandan, psikoloji kendi içimize bakmamıza yardımcı olmak için vardır. Bu iki disiplini kavrayış biçimi, fizyolojik psikolojinin başlangıcına neden olmuştur.

“Fizyolojik psikolojinin görevi, duyuların tahkikatında yer alan fikirlerin analizinde aynı olarak kalır: fizyoloji ve psikolojinin bitişiğindeki bilim dalları arasında arabulucu olarak hareket etmek.”

Çalışmanın bir amacı: bilinç

O zamanlar psikoloji etrafında dönen felsefi soruları değiştirmeye çalıştı. Bu, bir zamanlar Descartes ve Locke’un da dediği gibi, psikolojiye bir fikir dünyası olarak bakmayı bırakabileceğimiz anlamına geliyordu. Bunun yerine, onu pozitif bilim olarak görebilirdik. 

“Psikoloji zihni ve onu yöneten yasaları inceler.”

Burada, Wilhelm Wundt, çalıştığı şeyin sınırlarını ve ana amacı olarak düşündüğü noktayı açıklığa kavuşturur. Asıl mesele, aklın yapısıyla birlikte ölçülebilecek şeyleri incelemektir. 

“Zihnimiz bereket versin o kadar donanımlı ki, biz onun bu ayrıntılı çalışması hakkında en ufak bilgiye sahipken, o düşüncelerimiz için en önemli temelleri bize sunar. Yalnızca sonuçları bilinçsiz oluşur.”

Onun yapısal ya da içebakışçı psikolojisi, bilinçli zihni gözlemlemeye odaklanır. Dışsal davranışlardan uzaklaşır. Bu nedenle, Wilhelm Wundt’a göre, aklımızda neler olduğunu anlamanın en iyi yolu deneysel öz-gözlemdir. 

“Aklın ayırt edici özellikleri öznel bir türdendir; onları sadece kendi bilincimizin içeriğinden biliriz. ”

Sürekli hareket eden fikirler

insanın aklı

Wundt, aklı, dinamik, yaratıcı ve kendinden yetkili bir güç olarak gördü. Yalnızca parçalarını ya da sabit yapısını tanımlayarak onu anlayabileceğimizi hiçbir zaman düşünmedi.

“Bir fikir, artık ya da nispeten de olsa sabit bir şey olmaktansa, bir duygu ya da hissiyat ya da istemli bir süreçtir. Sadece değişen ve geçici düşünsel süreçler vardır; tekrar dönen ve tekrar kaybolan kalıcı bir fikir yoktur.”

Bunun yerine,zihin, aslında hareket şekline bakarak anlamamız gereken bir şeydir.

“Erdem, onur, akıldan söz ederiz; ancak düşüncemiz, bu kavramlardan herhangi birini bir maddeye çevirmez.”

Etnik psikoloji ya da halk psikolojisi

Wilhelm Wundt, söz konusu psikoloji olduğunda tamamen “doğal” bir odağın yeterli olmadığını fark etti. Bu yüzden fizyolojik psikolojinin (bireysel, analitik ve deneysel) başka bir şeye ihtiyacı olduğunu düşündü. Bu şey, etnik psikoloji ya da etnoloji olarak da bilinen halk psikolojisiydi.

“Etnik psikolojinin sonuçları, aynı zamanda, karmaşık zihinsel süreçlerin genel psikolojisi ile ilgili temel bilgi kaynağımızı oluşturmaktadır.”

Halk psikolojisi, kolektif yaşamın ürünlerini (dil, gelenek, mitler, vb.) inceler. Bu bağlamda, söz konusu ürünler aklımızda daha yüksek çapta hareketler olup olmadığını bize söyleyebilir.

Wilhelm Wundt, deneysel psikolojinin zihnin sadece yüzeyinde kaldığını düşünüyordu. Öte yandan halk psikolojisi çok daha öteye gidebildi. Halk hikayelerini, insan psikolojisini ve onun farklı kültürlerini anlamanın bir yolu olarak gördü. Ve bu konudaki düşüncelerini şöyle özetledi:

“Öte yandan, etnik psikoloji, karmaşık zihinsel süreçlerin gelişimsel biçimleri söz konusu olduğunda, bireysel psikolojinin her zaman yardımına gelmelidir.”

Psikolojinin bilimsel evresine bir öncü

balonlar

Wilhelm Wundt’a ait en büyük başarı, 1879’da, Leipzig (Almanya)’de ilk deneysel psikoloji laboratuvarını geliştirmekti. Bu laboratuvar sayesinde, psikoloji, akademik bir uzmanlık alanı olarak statü kazanmaya başladı. Bu da daha fazla sosyal ve kurumsal destek anlamına geliyordu.

Psikolojide bir dönüm noktasıydı. Onun bilimsel aşaması bu noktada başladı. Ancak, aynı zamanda, psikolojinin diğer dallarını hafife aldığında da çok yanılıyordu. Nihayetinde, bu dalların da Wundt’un ilham verdikleri kadar önemli olduğu sonucu ortaya çıktı. Wundt’a göre;

“Çocuk psikolojisi ve hayvan psikolojisi, birey-oluş ve tür-oluşun fizyolojik problemleriyle uğraşan bilim dallarıyla karşılaştırıldığında, nispeten daha hafif önem taşır.”

Psikoloji tarihinde Wilhelm Wundt kadar önemli çok sayıda insan yoktur. Alman araştırmacı bilimsel psikolojinin temellerini belirledi; ve zihinsel süreçleri pratik, kanıta dayalı bir şekilde incelemekten kaynaklanan problemlerle karşılaşan ilk insanlardan biri oldu.