Patolojik Kumarbazlar - Bilişsel Çarpıtmalar

26 Şubat, 2020
Bugün patolojik kumarbazların en sık kurbanı olduğu bilişsel çarpıtmalar hakkında konuşacağız ve size bazı tedavi alternatifleri önereceğiz.

Bilişsel çarpıtmalar sıklıkla yanlı olan bilişsel yaklaşımlardır. Ek olarak, patolojik kumarbazlar gibi kişilerin durumlarında görülen zihinsel bozukluklar hakkında konuştuğumuzda bu bilişsel çarpıtmalar daha önemli hale gelir. Çünkü, birçok durumda bu bahsi geçen çarpıtmalar ya yeni ortaya çıkmıştır ya da bu hastalıklara katkıda bulunan faktörler arasındadır.

Kumar, insanlık tarihindeki en ilkel faaliyetlerden bir tanesidir. Tarih kitaplarını gözden geçirdiğinizde kumar takıntısı olan ünlü kişilerin adlarını bulabilirsiniz. İmparator Claudius, Fyodor Dostoyevski ve Giacomo Casanova bunların örneklerinden sadece birkaçıdır.

Ancak, 1980’de ciddi problemlere yol açabileceği açık hale gelene kadar kumar büyük bir dikkat çekmemiştir. DSM-III bu noktada kumarı tanısal bir kategori olarak eklemeye karar vermiştir.

Tanı

Patolojik oyun hakkında konuştuğumuzda şans oyunlarından bahsederiz. Bundan dolayı video oyunları bu kategoriye girmez ancak bu, bu oyuncuların da bağımlı hale gelemeyeceği anlamına gelmez.

Bahsetmek üzere olduğumuz patolojik kumarbazlar tanısal kılavuzlara göre oyun eylemi üzerindeki kontrollerini kaybetmeleri ile tanınabilir. Aynı şekilde, bağımlı bir ilişkinin kurulması da tanısal kategorilere dahildir. Spekülatör olumsuz sonuçlarının farkında olduğunda bile oynamaya devam edecektir.

Şu anda patolojik kumar bir dürtü bozukluğu olarak tanımlanmaktan çıkıp DSM-5’te bağımlılık bozuklukları kategorisine alınmıştır. Bunun nedeni bağımlılığın özelliklerinin birçoğuna sahip olmasıdır.

Risk alan birinin oynama dürtüsüne direnmek için gösterdiği verimsiz çabalar genellikle kişisel, ailesel ve/veya profesyonel hedeflerinin tamamıyla düşüşe geçmesine sebep olur.

Patolojik Kumarbazlar ve Bilişsel Önyargılar

Kumar masası ve bir kişinin eli.

Patolojik kumarbazlar onları oyuna bağımlı tutmaya devam eden bazı irrasyonel inançlara veya bilişsel çarpıtmalara sahiptir.

Bilişsel çarpıtmalar bilgileri işlerken ortaya koyduğumuz önyargılardır. Hepimiz az ya da çok bunlara sahip olduğumuz için patolojik olmaları zorunlu değildir. Onun yerine bir kişi bunları çok sık yaşıyorsa bu durumu değiştirmeli ve ilerlemesini engellemelidir. Patolojik kumarbazların kullandıkları tipik çarpıtmalar şunlardır:

  • Kontrol illüzyonu. Bu, bir oyunun sonuçlarının şans yerine aktivitenin kendisine bağlı olduğuna dair olan inançtır. Kişi gerçekten sadece kendisinin oyunu ve sonuçlarını tek başına kontrol edebileceğini düşünür. Örneğin, patolojik bir kumarbaz “Kazanabilmek için yanılmaz bir yöntemim var,” diye düşünebilir. Bu önyargıya inanırlar ve haliyle oynamaya devam ederler.
  • Mutlak olaylar ile ilgili takıntılar. Bir kumarbaz oyundaki başarısını sadece kazandıklarına bakarak yargılar ve kaybettiği zamanları görmezden gelir. Bir spekülatörün kazandığından çok daha fazla kaybetmesi son derece yaygındır. Ancak, bu  önyargı onları bağımlılıklarına bağlı tutan bir ilüzyondur.
  • Batıl inançlar ya da aldatıcı korelasyon. Bunlar, belirli bir olay ya da davranış ile bir ödül arasındaki kazara olan ilişkilerdir. Bundan dolayı oyuncu söz konusu olayın kendisinin kazanma ihtimalini arttırdığına inanmaya başlar. Bu, uğurlu bir şey takmak veya spesifik bir ritüel gerçekleştirmek gibi bir şeydir. Elbette bu asılsız bir düşüncedir çünkü patolojik kumarbazlar kazanmalarını ya da kaybetmelerini kontrol edemezler. Bu bilişsel çarpıtmanın bir örneği şu olabilir: “Eğer zarımı atmadan önce öpersem işte o zaman kazanacağım”.
  • Makine karakterizasyonu. Bazı oyuncular oynadıkları makinelere veya cansız objelere canlılara özgü özellikler atarlar. Bir kişi, “Makine beni kandırıyor, kafamı karıştırmaya çalışıyor, ama başarısız olacak çünkü ben daha zekiyim,” diye düşünebilir.

Patolojik Kumarbazlara Nasıl Yardım Edebilirsiniz

Kaybettiği için üzgün bir kumarbaz.

Bir bilişsel çarpıtmanın üstesinden gelmenin ilk adımı patolojik oyuncunun bu bahsi geçen çarpıtmayı fark etmesidir. Bilişsel önyargıları tespit etmek kolay değildir çünkü zamanla programlanırlar. Bu önyargıları fark etmenin bir yolu kumar oynayan kişiden oynama dürtüsünü her hissettiklerinde bir tür kişisel kayıt belgesi doldurmalarını istemektir. Eğer bunu doğru şekilde açıklarsanız ve kişi de olması gerektiği şekilde uygularsa o zaman bilişsel çarpıtmalarının farkına varacaklardır.

Bunu yapabilmek için onlara spekülatörlerin en çok sahip olduğu en tipik önyargıları gösterebilir ve hangisi ile en fazla özdeşleştiklerini sorabilirsiniz. Bir kere bunu yaptığınızda kişi kumar oynamaya devam etmelerinin büyük sebeplerinden birinin bilişsel çarpıtmaları olduğunu anlamalıdır.

Bunları değiştirmek için sorgulamak ve nesnellik ve gerçekliğe dayanan düşünceler ile değiştirmek önemlidir. Bu Sokratik yöntem ve rehberli keşif kullanılarak yapılabilir. Bunu yapmak için birey kendisine belli bir düşünceyi devam ettirmek için ne tip bir kanıta sahip olduğunu sorar. Örneğin, “Yöntemimin yanılmaz olduğundan nasıl bu kadar eminim? Kazanmam ya da kaybetmem gerçekten bana mı bağlı? Bunun kanıtı nedir?”.

Patolojik Kumarbazlar Hakkında Son Notlar

Kendi kendilerine Sokratik yöntemi uyguladıktan ve buradaki yanılgıyı fark ettikten sonra kişi düşünce şeklini değiştirmeye daha yatkın hale gelecektir. Bunu yapabilmek için sorulan tüm soruları gözden geçirip rasyonel bir cevaba ulaşmaları gerekir. Bu cevap o noktadan itibaren zihinsel mantraları haline gelecektir. Örneğin: “Rastgele çalışan bir makinenin üzerinde hiçbir kontrole sahip değilim”, “Arada kazandım ancak veriler kazançlarımın kayıplarımı telafi edebilmesi için çok fazla kaybettiğimi gösteriyor”.

Pratik yaparak kumarbaz davranışlarının işe yaramazlığının farkına varacaktır. Problemlerinin sadece yeni sorunlar yarattığını anlayacaktır. En sonunda, kumarbaz ilgisini kaybedip kumar oynamayı bırakabilmelidir.

  • Mañoso, V., Labrador, F.J., y Fernández-Alba, A. (2004). Tipo de distorsiones cognitivas durante el juego en jugadores patológicos y no jugadores. Psicothema: Vol. 16, nº 4, pp. 576-581