Övgüye Cevap Vermek İnce Bir Sanattır

Şubat 23, 2018

Övgüye zarif bir şekilde cevap vermek öğrenilmesi zor bir sanattır. Belki de utandırır sizi ve mütevazı davranırsınız. Ya da tam tersi davranır ve sanki nankörlük etmiş ya da kibirli davranmış gibi algılanırsınız… Durum şu ki dengeyi bulmak göründüğü kadar kolay değildir. Hatta bunu elimize yüzümüze bulaştırmak çok kolaydır.

Pek çok insanın sadece iltifat aldığı doğru olsa da – çünkü iltifatta bulunmak da hüner isteyen bir başka sanattır– bu durum, övülen kişinin nankörlük etmesini haklı çıkarmaz. 

Çoğu kez başkalarının bizi övmesi ve iltifatta bulunmasından çok rahatsız oluruz çünkü bu övgüleri nasıl kabul edeceğimizi bilemeyiz.

Bir düşünürseniz, bazen tam da bu yüzden durumu hafife alır ve kibirli gözükmemeye çalışırız. Sonunda ise iltifatı reddetmiş ya da önemsememiş oluruz. Bizden beklenenin, illa ki tevazu değil minnettarlık olduğunu unuturuz.

Ve bu durumda kimi zaman övgüyü başka yöne çevirmek için mizaha başvururuz ya da tuhaflaşırız. Şimdi bu duruma bir bakalım…

Neden bazı insanlar övgüyü gözardı eder ya da önemsemez?

Bir kişi bizi övdüğünde ya da iltifatta bulunduğunda farklı şekillerde tepki verebiliriz.

Övgüyü kabul edebilir, gözardı edebilir, saptırabilir ya da reddedebiliriz. Ayrıca öz eleştiriyle cevap verebilir, tartışabilir ya da müzakere edebilirsiniz.

Peki ama övgüyü kabul etmek bizim için neden bu kadar zor? Neden iltifatları itelemek ve kendimizi eleştirmek için bu kadar çabalıyoruz? Ne de olsa yaptıklarımız şeyler ya da özelliklerimiz nedeniyle takdir görmek güzel bir şey değil midir?

sessizce söylemek

Bir iltifatı kabul etmekte güçlük çekmemizin bazı nedenleri şunlardır:

  • Kibirli biri gibi gözükmekten korkmak. İnsanların bir iltifatı saptırması ya da göz ardı etmesinin en yaygın nedeni budur. Birinin övgüsüyle aynı fikirde oldukları zaman aslında kendilerini övmüş ve kibirli davranmış olacaklarına inanırlar.
  • Denge sağlam ihtiyacı. İltifat, pozitif bir eylem olduğu için kişi bu övgüyü reddederek ya da hızlıca iade ederek hislerini dengeleme gibi psikolojik bir ihtiyaç duyabilirler.
  • Borçlu olmama arzusu. Bu kaygı, bir kişi iltifat etme amacıyla bir şey söyler ya da yaparsa ona aynı şekilde iadede bulunmayı borç bilirsiniz. Dolayısıyla, bir şekilde o kişiye borçlu olursunuz. Yani iltifatı reddederek borçluluk duygusunu yok etmiş olursunuz.
  • Düşük öz güvene sahip olmak. Bir kişi, bize inanmadığımız güzel bir şey söylerse bunu reddedebiliriz bile. Kendimize dair bu görüşe katılmayarak o kişinin değerlendirmesinin yanlış olduğunu onaylamanın bir yolunu ararız.
  • Girişken olamamak. Girişkenlik eksikliği genelde insanların övgüye cevap vermek şöyle durdun kabul etmede bile zorluk çekmelerine neden olur. Dolayısıyla ilişkilerinizi geliştirmek için bu sosyal beceriyi pratik etmenizi tavsiye ediyoruz.
  • Kötü niyetlerden şüpheleniriz. Bir kişinin övgüsünün ardında gizli bir amaç olduğunu düşünürsek, ilk tepkimiz o övgüyü reddetmek olacaktır. Bazı koşullarda bu durum doğru olabilir.
  • Kendimize dair daha iyi bir imaj sunma arzusu. İnsanlar bazen kendilerine dair daha iyi bir imaj yansıtmak için sahte tevazuya başvurur. Bu yüzden bazen iyi görünmek adına iltifatları geçiştiririz.

Övgüyü kabul etme

Övgüye zarafetle cevap verip minnettar olmayı öğrenmeden evvel, onu tam anlamıyla kabul etmeyi öğrenmeliyiz. İltifatlar bazen kötü niyet ve samimiyetle de dillendirilmiş olabilir ama çoğu durumda aldığımız övgülerin ardında iyi niyet vardır.

Niyet ne olursa olsun, insanlar övgülerinin kabul edilmesini beklerler. Ve bu cevabın tevazu içinde – ama sahte değil gerçek tevazuyla- ve minnettarlıklar verilmesi gerekir.

Sorun şu ki söylediğimiz gibi çoğu kez insanlar övgüyü geçiştirmekte ya da gözardı etmektedir.

kahve ve muhabbet

Ne var ki sırf yaygın bir tepki olması bunun doğru olduğu manasına gelmez. Çünkü takdire nankörlük etmek kibar ve akıllıca bir şey değildir. Esasen övgüyü inkar etmek ya da geçiştirmek, tam tersine yol açabilir ve hatta karşımızdaki kişinin kalbini kırabilir.

Övgüye sahte tevazu olmaksızın, zarafetle cevap vermek

Övgüye cevap verme sanatı, samimiyet ve özgünlükle teşekkür etmeyi bilmek demektir. Bu kadar basit. Hiçbir şeyi haklı çıkarmanıza gerek yoktur. Hiçbir şey eklemeniz gerekmez.

Sizi öven kişi yalnızca bu övgüyü kabul edip ona teşekkür etmenizi beklemektedir. Çoğu durumda teşekkür etmek, yapmanız gereken tek şeydir.

Elbette sözsüz iletişimin önemini de unutamayız, özellikle de gözlerimizle ilettiğimiz şeyler çok önemlidir. Teşekkür ettiğiniz esnada o kişiye bakmak, belki uygunsa elini sıkmak çok önemidir.

Bazen doğru olan şey sarılmaktır. Bu tür hareketler genelde söylediklerimizden çok daha önemlidir.

Eğer aldığımız övgü, bir işbirliğinin sonucuysa, diğer insanların katkısını takdir etmeyi unutmayın, özelikle de kimi zaman gözardı edilenleri.

Size yardım etmiş ve ilham vermiş insanlardan ya da sizinle birlikte bir yolu aşmış insanlardan söz etmek, onların değerini tanımanın en güzel yoludur.

batan güneşte sahilde oturup konuşmak

Her hâlükârda iltifatı reddetmek için ufak tefek şeyler söylemeyin. ‘Önemli bir şey değildi” ya da ”hiç sorun değil” gibi şeyler söylemek, sahte tevazu olarak görülebilir ya da kişisel bir reddediş şeklinde algılanabilir.

Teşekkür etmenin ötesinde bir şey söylemeniz gerekiyorsa, pozitif bir şey söylemeye çalışın.

Ayrıca iltifatı iade ederek teşekkür etmekten de kaçınmalısınız. Pek çok insan bir iltifata, bir başka iltifatla cevap vermenin minnettarlık olduğunu düşünmekte ama aslında böyle yaptığınızda söylediğiniz şeyler zoraki ve samimiyetsiz gibi gözüküyor.

Olduğunuz yere ulaşmak için çok çalıştıysanız, her gün iyi gözükmek için uğraşıyorsanız, neden başkalarından aldığınız olumlu geri dönüşleri reddedesiniz ki? Siz bunu hak ediyorsunuz.