Ne Olacaksa, Doğru Yer ve Zamanda Olacak

Nisan 27, 2017

Ne olacaksa, doğru yer ve zamanda olacak çünkü hedef belirsizdir ve bazen rüzgar bizim lehimize esmez, ne kadar uğraşsak da yelkenlerimizi çekemeyiz.

En güzel şeyler önceden planlanmaz, kendiliğinden olur ve zamanı zorlamamak daha iyidir. Çünkü bir şeyin olması gerekiyorsa, olacaktır. Olmaması gerekiyorsa da olmaz. Bu kadar basit.

Bu yüzden, bazen hiçbir şeyi planlamamak ya da beklentiye kapılmamak iyidir. Neden belli bir yolu yürümeye devam etmemiz gerektiğini sormayı bırakmalıyız, beklentiler ve planlar dünyasından çıkmalıyız.

İşlerin daha kolay olabileceğini düşünmek, kendi sağlığımız için hayatı çok daha rahat ve sıcak bir şekilde yaşamamız için birçok imkân sunmaktadır.

Her şey gelip geçer, her şey değişir

Koşullarımızın ve arzularımızın bir ürünü olduğumuz konusunda muhtemelen hepimiz hemfikiriz. Ne var ki, bazen bunlar birbiriyle uyuşmaz veya getirdikleri sonuçları sindirmemiz zordur. Bu da bizi endişelendiren ve varlığımızı bezdiren kaygıları ortaya çıkarır.

Ünü bir Arap atasözünü akılda tutmak faydalı olacaktır: Çözümünüz varsa, ne diye endişeleniyorsunuz? Çözümünüz yoksa, ne diye umursuyorsunuz?

Elbette çözemeyeceğimiz sorunlar hakkında endişelenmemeliyiz ama bazen boş vermek ve sakin kalmak neredeyse imkansızdır.

Bu yüzden belki de şunu öğrenmeliyiz: bazı şeyler kontrolümüz dışındadır ve çoğu zaman hayatı akışına bırakıp koşullarımızı kabul etmeliyiz.

Bizler kabuk değil, nefesin kendisiyiz

Yediğimiz şeyleriz, ayağımızın takıldığı taşlarız, iyileşmeyen yaralarız ve hayatımızın trajik sonuyuz. Her anımız gülümsemeler, eğlence veya gerçeklerle dolu değildir. Yalanlar da vardır (bize söylenen ve kendimize söylediğimiz yalanlar). Bizler, eleştiriler ve dökmediğimiz göz yaşlarıyız.

Bu yüzden bizi oluşturan her şeyi yönetmek, çok karmaşık bir iştir. Ama bu, mutluluk ve hayatın getirdiği tesadüflerden sakınmamız gerektiği anlamına gelmez.

Bu kadere inanıp inanmamakla ilgili değil. Koşulların bizi şaşırtması ve böylece duygusal rahatlık pencerelerini açarak hislerimizi yeniden alevlendirmesine izin vermekle ilgilidir.

Kimi zaman, kendimizden ve beklentilerimizden kaçmamız gerekir. Yani yeni bir bakış açısı edinebilmek için zihnimizi yıkamalıyız, ona kadar sayıp ciğerlerimizi oksijenle doldurmalıyız.

Böylece fırsatları kaçırmaz ve kaybettiklerimizden pişmanlık duymayız. Bir şeyin sonuna nokta konması gerektiğinde konur ama biz elipslere, virgüllere ve yeni paragraflara saygı duyarız.

Sizi öldürmeyen şey, daha güçlü kılar derler. İşte kilometrelerce taşlı yolu çıplak ayaklarınızla yürümeye sizi iten budur. Gerçek şu ki işin sırrı, hataları kıvırıp atmak ve değişim rüzgarlarının tadını çıkarmaktır.

Unutmayın, normalde bağlantı kurmadığınız parçalarınız, aktive olmak için ihtiyaç duydukları gücü yitirirler. Bu yüzden bataryanız tükenirken seyirci kalarak geçirmeyin hayatınızı. Geriye gitmeyin.

Devamlılık için uğraşın, rahatlamayı öğrenin, o yıkıcı düşüncelere yakından bakıp hayat üzerine sabırla kafa yormayı öğrenin. Yolculuğunuzun her milimetresini planlamaya çalışmayın. Bazen sadece kameranıza odaklanıp şansın ilhamına güvenmeniz gerekir.

Okuma tavsiyesi:

  • Csikszentmihalyi, M. (1997). Flow (flow): A Psychology of Happiness. Barcelona: Kairos. ISBN: 9788472453722
  • Luciano, C. and Valdivia, S. (2006). Acceptance and Commitment Therapy (ACT). Fundamentals, Characteristics and Evidence. Papers Psychologist, 27 (2), 79-91.