Mantıklı ve Tutarlı Olmak Mı Örnek Olmak Mı?

20 Mart, 2020
Mantıklı ve tutarlı olmak ile örnek olmak benzer fakat farklı kavramlardır. Bu yazımızda, bu iki kavram arasındaki farkı keşfedin!
 

Mantıklı ve tutarlı olmak bir karakter özelliği olarak görülebilir. Bu özellik belirli bir konuya olan yaklaşımınızı ya da muhakeme sonucu ortaya çıkan ürünü belirler. Tutarlılıktan söz etmişken şunu da belirtmeliyiz ki, hayati önem taşıyan düşüncelerinizi ve deneyimlerinizi doğrulamak psikolojik sağlığınız için epey faydalıdır.

Günümüzde pek çok kişi devlet yetkililerinin davranışlarıyla insanlara örnek olduklarını düşünüyorlar. Sosyal ağlar şaşırtıcı bir biçimde görünmez olan değerlerin somutlaştırılmasını sağlıyor.

Fakat ahlaki açıdan hoş görülen davranışları gerçekleştirirken bir değerler bütününün ardına sığınacağınız gibi, etik dışı sayılabilecek davranışlar da sergileyebilirsiniz.

Örneğin, paraya en çok ihtiyacı olan bireylere bağışta bulunabilirsiniz. Fakat o paranın etik yollarla elde edilip edilmediğini sorgulayanlar olacaktır.

Kavramsallaştırmanın Önemi

Mantıklı ve tutarlı olmak

Örnek olmak ne anlama geliyor? Bu tamamen bir şeyleri gerçekleştirmekle mi ilişkilendiriliyor? Belki de dışarıdan bir değerlendirme ya da önceden gerçekleştirilmiş bir eyleme dayanıyor olabilir mi? Eğer birinin insanlara örnek olabilecek daha çok kaynağı varsa, bu insanlar daha iyi rol modeller mi sayılıyor? Esasında, hayır. Örnek olmak tutarlı olmakla ilişkilidir.

 

Karşılıklılık Etiği ya da bilinen adıyla Altın Kural’a göre, örnek olmak “kişinin kendine yapılmasını istediği şeyleri başkalarına yapması” olarak tanımlanır. “Tutarlılık” kelimesi, Latince’deki “consistentia” kelimesinden türemiştir ve bu da uyumlu içsel bağ anlamına gelmektedir. Bu kelime, içsel ve evrensel bağlantının kalitesi ya da farklı tarafların birbirleri ile ilişkisini temsil eder.

Bu tanımda kavramsal özü itibarıyla içsel nüans ön plana çıkarılır. Bununla birlikte örnek olmak için bir de dış bir bileşen önem kazanır; gerekli ya da yeterli gibi görülen durumlarda kişinin davranışları da örnek olmak eşit derecede önem teşkil eder.

Bundan ötürü, bir davranış ya da örnek davranışların bütünü tutarlılığı belirlemez. Çünkü etik değerlerin kabul görmesi gibi durumlarda olduğu gibi, bu noktada önemli olan bilişsel bütünlüktür. Kendi deneyimleriniz ve tarihsel gelişim arasındaki ilişki üzerine düşünüp kararlar vererek tutarlılığı değerlendirebilirsiniz.

“Bütün, parçaların toplamından daha büyüktür.”

– Aristotales

Doğru, Mantıklı ve Tutarlı Olandır

Günlük dilde tutarlılığı nasıl kullandığımızı da unutmayalım. Bu kelime farklı farklı şeyleri ifade ederken tercih edilebiliyor. Bu kullanım, felsefe çalışmalarındaki tutarlılık teorisinde de geçerli. Bu teori tarihsel bağlamda monolitik bir doktrin olmamakla birlikte, farklı farklı formları bünyesinde barındırabiliyor.

Viyana Çevresi, doğruluk teorisini tutarlılık olarak irdelemiş ve bu geleneksel bir yaklaşıma dönüşmüştür. Teori, döngüsel düşünce biçimi nedeniyle eleştirilmiş, gerçekten tutarlı olanın ne olduğunun sorgulanmasına neden olmuştur.

 

Alman filozof Schlick; Otto Neurath ve Carnap mantıksal neo-pozitivizmi sahiplendiğinde teorinin eleştirildiği noktaları açıklığa kavuşturmuştur. Schlick, teorinin döngüsel bir yaklaşım sunduğunu ve doğru kavramıyla etiğin birbirinden ayrılamaz şeyler olduğunu belirtmiştir.

Düşünce Süreçlerinin Psikolojisi Bağlamında Tutarlılık

Düşünce formları ile birlikte en yaygın görülen düşünsel yanılgıları, düşünce süreçlerinin psikolojisi aracılığıyla öğrenebilirsiniz. Eğer ki tümevarımcı bir düşünce yöntemini izliyorsanız, düşeceğiniz yanılgılardan biri önermelerin doğruluğunun, sürecin sonunda ulaşılacak doğruları garantilediği olacaktır. Tam tersi, önermelerden habersiz sonuca ulaştığınızda da yanılgıya düşebilirsiniz. Hatta bazen önermeleri bildiğiniz koşulda dahi sonuç konusunda net bir şey söyleyemeyebilirsiniz.

Bu yanılsamalar post-gerçek ya da popülizm gibi günümüz sosyal fenomenleri aracılığıyla da gözlemlenebilir. Popülizm, koşulsuz kıyassal düşünme örneğidir. Majör ve minör önermeler yeterli olmaksızın bir sonuca varılır ve bu da yanılgılara yol açar.

Post-gerçek de bir tür resmi ve koşulsuz yanılgıdır. Buna sonucu olumlama adı verilir ve gerçek bir koşullu ifadeyi baz alıp tersini geçersiz kıldığınız zaman bu kavramdan söz edilebilir.

Einstein’ın söz ettiği (bir yargı, değerlendirme ya da ölçüm öncesindeki) gizli değişkenleri anımsayın. Einstein’a göre, ölçümlerin sonucu tahmin edilebilir olmalıdır. Eğer tahmin edemiyorsanız bunun nedeni sahip olmadığınız bir bilgi olmasıdır. Bu gizli değişken teorilerinden biridir.

 

Mantıklı ve Tutarlı Olmak ve Sağlık

Eli çenesinde düşünerek camdan dışarı bakan erkek

Tanınmış sosyologlardan Aaron Antonovsky 1987 yılında salutogen bir değişken olarak tutarlılık duygusunu gündeme getirmiştir. Bu değişken, stres ve sağlığın ilişkilendirildiği bir bağlamda sunulmuştur. Bu kavram bir dayanıklılık kapasitesini ölçütü olarak değerlendirilmiş, öz güven ve stres dayanıklılık ile ilişkilendirilmiştir.

Tutarlılığın olumlu değeri, yapısalcı terapide irdelenmiştir. Buna tutarlılık terapisi adı verilmiştir. İlginç bir biçimde, sinirbilim tarafından doğrulanan klinik psikoloji pratiklerinde etkili olan şeyleri bir araya getirir.

Tutarlılık terapisi, bloke edilmiş duygusal deneyimlere müdahale ederek etkili sonuçlar alınmasını sağlar. Bilinçli bir anlam yaratmak amacıyla, kişinin hafızasına işler. Diğer bir deyişle, kişisel ve evrensel tutarlılığın yeniden oluşturulmasını sağlar.

Kişinin deneyimindeki doğruluk ölçütünü bünyesine barındıran evrensel özellik, tutarlılık teorisinin temel özelliğini oluşturur. Doğruluk, ilerlemek için yol göstericidir. Kimi zaman karanlık bir yol çizebilir. Her bir birey birbirinden farklı deneyimler yaşar ve gerçekliğin eşit derecede farkında değildirler. Bundan dolayı, belirli bir örneği takip etmek yerine, kendi mihenk taşları olan tutarlılığı esas alırlar. Bu noktada, gözü kapalı bir biçimde bireylerin örnek alınmasından çok, tutarlılığın izinden gidilmesi sizler için en doğru davranış olacaktır.

 

Sonuç

Mantıklı ve tutarlı olmak, elle tutulabilir bir kavram olmadığı için gittikçe daha az fark edilebilir bir değer haline geldi. Durum ya böyle ya da mantıklı ve tutarlı olmak rol model olmak kadar değer görmüyor. Fakat, yüksek sesle tavsiyeler verenlerden ya da örnek davranışlarda bulunmaya çalışanlardan daha az fark edilebilir olarak onlardan çok daha tutarlı olabilirsiniz. Basit bir dışsal bağlantıyla tahmin ettiğinizden daha çok gerçeklik olduğunun bilincine varmanız, gerçeğe yaklaşmanızı sağlayacaktır. Bu durum ayrıca, akli açıdan daha açık olmanızı ve tutarlılık duygusunun etik boyutlarını anlamanızı sağlayacaktır.

 
  • González Labra (1998). Introducción a la Psicología del Pensamiento. Madrid: Trotta.
  • Jasiński, Michał, Paz, Clara, & Feixas, Guillem. (2016). La terapia de la coherencia: un enfoque constructivista apoyado por la neurociencia contemporánea. Acción Psicológica13(1), 131-144. https://dx.doi.org/10.5944/ap.13.1.16137
  • Moreno Jiménez Bernardo (1997). Sentido de Coherencia, Personalidad Resistente, Autoestima y Salud. Revista de psicología de la salud. Vol.9, Nº2,. 115-138