Popülizm Nedir?

Mart 2, 2020
Uluslararası sosyalist hareket içinde "popülizm" kavramı ilk olarak üst sosyal sınıflara karşı gelen bir hareket olarak belirmiştir. Ancak Marksizmin aksine yaklaşım, köylü sınıfı ile tanımlanmış ve ulusalcı bir anlayışa sahip olmuştur. Günümüzde ise bu terim çok farklı anlamlar kazanmış durumdadır.

Günümüz toplumunda her geçen gün daha sık kullanılmaya başlayan “popülizm” teriminin, genellikle demagoji kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu terim, yönetimler, politik unsurlar, devletler, insanlar ya da ekonomi politikaları için ayırt etmeksizin kullanılmaktadır.

Sürekli olarak duyduğumuz bu terim, daha çok küçük düşürücü ve kötüleyici bir anlamda kullanılmaktadır. Ancak bu kelimenin medyada ve özellikle politik tartışmalarda yoğun bir biçimde kullanılmaya başlamadan önce bazı anlam farklılıklarıyla birlikte akademik dünyada uzun zaman önce kullanılmaya başladığının altını çizmemiz gerekir.

Bu yazımızda, popülizm kelimesinin kökenini ve farklı anlamlarını inceleyeceğiz. Konuyu örneklemek ve değişim sürecindeki oynadığı önemli rol nedeniyle Latin Amerika popülizminin ana unsurlarına da değineceğiz.

Popülist Bir Yönetimin Bakış Açıları

Popülizm terimini sistematik bir biçimde kavramsallaştırmak zor olsa da, üç tür farklı bakış açısını ön plana çıkarabiliriz:

  • Bir İdeoloji Olarak Popülizm. Bu ideoloji toplumu birbirine zıt ve düşman iki gruba ayırmaktadır: gerçek ve sade insanlar ile yozlaşmış elit bir grup. İşte popülizmin bu konsepti doğrultusunda çok farklı politikaların tanımlanmasında neden bu terimin kullanıldığı açık bir biçimde anlaşılmaktadır.
  • Söylemsel Açıdan Popülizm. Bu bakış açısına göre popülizm bir tür söylem stilidir. Bu retorik, politikayı toplum ve oligark sınıfı arasındaki bir etik ve ahlak kavramı olarak görmektedir. Toplum ve insanlar adına konuştuğunu söyleyen kişilerin kullandıkları dil “biz” (yani toplum) ve “onlar” (yani elit tabaka) olarak dikkat çeker.
  • Politik Bir Strateji Olarak Popülizm. En yaygın bakış açısı budur. Bu anlamda kullanılan popülizm terimi, belirli bir takım ekonomik politikaların uygulanmasına atıfta bulunur (örnek olarak zenginliğin yeniden paylaştırılması ya da şirketlerin millileştirilmesi gibi). Benzer şekilde popülizm, aynı zamanda bir politik organizasyon modudur. Bu bağlamda lider, özellikle marjinal kesimlerden kendisini destekleyenlerden aldığı güçle yönetim erkini elinde bulundurur.

Terimin Kökeni

Daha önce de belirttiğimiz gibi popülizm terimi yaygın olarak kullanılmaya başlamadan önce akademik alanda kendine yer bulmuş bir ifadedir. İlk olarak 19. yüzyılın sonlarında Rusya’daki sosyalist hareketin gelişim safhalarından birini adlandırmak için kullanılmıştır.

Bu bağlamda popülizm, entelektüel karşıtı dalgayı tanımlamak için kullanılmıştır. Bu inanca göre sosyalist militanların, halka örnek ve yol gösteren olmak için öncelikle onlardan bir şeyler öğrenmeleri gerektiği öne sürülmüştür.

Bundan birkaç yıl sonra, Marksist Ruslar bu terimi daha aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir anlamda kullanmaya başlamışlardır. Bu bağlamda popülizm terimi ile ilişkilendirdikleri kişiler, devrimin ana unsurunun köylüler olduğunu savunan sosyalistler olmuştur. Bu grup, geleceğin sosyalist toplumunu kırsal toplulukların kuracağını düşünen insanlardan oluşmuştur.

Böylelikle uluslararası sosyalist hareketi “popülizm” terimini üst sınıflara karşı olanları tanımlamak için kullanmaya başlamıştır. Ancak Marksizmin aksine köylülerle özdeşleşen bu kullanım şeklinde ayrıca ulusalcı bir özellik de bulunmaktadır.

Diğer taraftan popülizm terimi, Rusların kullanımı ile herhangi bir bağlantısı olmadığı halde Amerika Birleşik Devletlerinde ömrü oldukça kısa sürmüş olan Halk Partisine atfen de kullanılmıştır. Genellikle fakir çiftçiler tarafından desteklenmesi sonucu ortaya çıkan bu parti, elit karşıtı ve yenilikçi fikirlere sahip olmuştur. Yani her iki örnekte de görüldüğü üzere bu terim anti entelektüel eğilimleri olan kırsal hareketleri tanımlamak için kullanılmıştır.

Oy kullanan bir adam

Ancak 1960’lar ve 1970’lerde diğer bazı akademisyenler tarafından popülizm teriminin, daha önceki anlamıyla ilintili olsa da daha farklı bir anlamda kullanılmaya başladığı görülmektedir. Bu aşamada, Arjantin’deki Peronizm, Brezilya’daki Varguizm ve Meksika’daki Cardenizm olmak üzere bir dizi Üçüncü Dünya hareketini adlandırmak amacıyla kullanılmıştır. Bu kullanım tarzında öne çıkan farklılık liderlik türü ile ilgili olmuştur. Kurumsal değil kişisel, çoğulcu değil tekilci ve rasyonel değil duygusal bir liderlik tarzı ön plana çıkmıştır.

İşte akademik dünya bu noktadan itibaren “popülizm” terimini köylü hareketlerini tanımlamak yerine artık daha geniş ideolojik ve politik bir kavram olarak kullanmaya başlamıştır. 1970’lerde popülizm, demokrasiyi tehdit eden ve her zaman için olumsuz bir çağrışımda bulunan her türlü hareketin adı haline gelmiştir.

Latin Amerika Popülizmi

Latin Amerika popülizmi her zaman için kapsayıcı özelliği ile tanınmıştır. Bu akımı tanımlayan özellikle üç öge bulunduğunun altını çizmek gerekir:

  • Popüler egemenlik. ABD ve Haiti’nin ardından Latin Amerika, kolonileşmenin ilk olarak yaşandığı bölgedir. Sonraki dönemlerde bölgede ulus fikri canlanmış ve daha önceden beyaz elitler tarafından yönetilen kolonilerde ulusal topluluklar inşa edilmiştir. Bu sayede Latin Amerikan popülizmi popüler egemenlik olarak adlandırılan orijinal bir fikir üzerine kurulmuştur.
  • Zayıflık durumu. Genellikle kabul gören bir gerçektir. Latin Amerikan popülizminin tarihsel zayıflığı popülist sözlerin gerçekleştirilmesini ve bunların hayata geçirilme ihtimallerini engellemiştir. Yani popülist çevreler tutulmayan sözler temelinde bir araya gelmişlerdir.
  • Popülist reaksiyon. Latin Amerikan popülizmi, kendilerinden önce gelen sistemlerin eksiklikleri ve yanlışlarına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu sorunlar, eşitsizlik, istikrarsızlık ve politik oynaklık kavramları çevresinde gelişmiştir. Buna karşın popülizmin vaadi maddi ve sembolik bir temele oturmuş, malları elinden alınmış olanların sesi olma amacı gütmüştür.

Böylelikle popülizm teriminin zaman içerisinde nasıl evrildiğini ve başlangıçta var olmayan olumsuz çağrışımı yıllar içinde nasıl elde ettiğini görmüş oluyoruz.

Yani temel olarak, bilgisizliğin farkına varılması ve yönetme niyetinde olanların öğrenme ihtiyacı bazı politik hareketlerde öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, vaat ettikleri şeyler insanların için en iyisi olmasa da sundukları bu vaatlerle onların sempatisini kazanmayı amaç edinmişlerdir.

  • Polikracia, https://polikracia.com/que-es-el-populismo/
  • Redalyc, https://www.redalyc.org/jatsRepo/584/58458909001/html/index.html
  • Scielo, http://ve.scielo.org/scielo.php?script=sci_arttext&pid=S1012-25082007000300005