“Bilinçli” Aşk ve Duygusal Olgunluk

· Aralık 21, 2016

Bütün hayatımız boyunca bize “romantik aşk” fikrini satıp durdular. Bu fikri onlarca romanda okuduk, binlerce filmde, yüzlerce televizyon dizisinde seyrettik, hatta reklamlarda bile karşımıza çıktı.

Peki “romantik aşkın” bir aldatmaca olduğunu söyleyebilir miyiz? Belki de tam olarak değil… Yine de onu bir tür “mantıksız aşk” olarak daha kesin bir şekilde tanımlayabiliriz, zira, bir şekilde duygusal ilişkilerin idealize edilmiş biçiminden daha fazla bir şey değildir. Onunla, neredeyse hiçbir zaman iyi bitmeyen ilişkilere gerçekten yoğun bir bağlanma ve karşılıklı bir bağımlılık kurarız.

Gerçek aşk ya da “mükemmel kişi” fikrini romantikçe idealize etmek sağlıklı değildir. Sonuçta, fanteziden başka bir şey olmayan ve hayali “mükemmel” kişi imajını aklımızda tutmak, bizim için “en iyi” kişiyle tanışmakla aramıza girebilir. Gerçek aşkın birisinden değil de kendi içimizden geldiği düşüncesini akılda tutmak daha iyi bir fikir olsa gerek!

Şunu demek istiyoruz ki, en iyi ilişki “bilinçli” bir şekilde inşa edilmelidir, amaç güderek, adanmışlıkla ve duygusal olgunlukla…

“Bilinçli” aşk yalnız kalmaktan korkmaz

Eğer “bilinçli” aşk ifadesini hiç duymadıysanız, kesinlikle keşfetmenize değer:

“Bilinçli” aşkı paylaşan çiftler, karşılarındaki kişiyi tam olabilmek için birbirine ihtiyaç duyan “ruh ikizi” olarak görmezler. Onlar kendi başlarına olmaktan korkmayan zaten tam insanlardır. İlişkiye hoşnutluklarını ve duygusal olgunluklarını özgürce katar ve birbiriyle paylaşırlar.

“Bilinçsiz” ilişkilerin parçası olan kişiler genelde olgun değillerdir. Duygusal ihtiyaçlarını gidermek ve bir denge bulmak için birilerini ararlar ve bir tür zehirli bağlılık oluştururlar. Bu kişiler için yönlendirilme ve duygusal şantaj, ilişki kurmalarını sağlamanın cevabı gibidir, çünkü tek başlarına kalmaktan korkarlar. Duygusal hamlıklarıyla nasıl yüzleşmeleri gerektiğinin farkında değillerdir.

Bununla beraber, kendilerini tam bir birey olarak gören ve kendileri gibi duygusal olgunlukta bir eş bulma şansına sahip olanlar, her şeyin doğal olarak akışında gittiği “bilinçli” bir aşk yaşarlar. Talepler, dolduracak boşluklar yoktur; sadece sağlıklı bir ilişki inşa ettiklerine dair karşılıklı güven ve anlayış vardır. Belki ideal olan değilse de gerçek bir ilişki…

Kavanozdaki çiçekler

Bilinçli bir ilişki nasıl inşa edilir?

Gerçekten işe yarayan duygusal bağlar kurmak mümkün müdür? Hiç şüpheniz olmasın! Bilinçli bir sevgiye dayalı bir ilişki kurmak için, ilk olarak “duygusal bir boşluğu doldurmak” ihtiyacından kurtulmak gereklidir.

Kendi başımıza tam kişiler olmak için çıkılan yolculuğa başlarken bütün mesele sabır göstermektir. Yaşadıklarınızın, her gün öğrendiğiniz yeni şeylerin, duygusal olgunluğunuzu geliştirerek zenginleşmenin keyfini çıkarın. Gerçek şu ki, siz bütünüyle tam olduğunuzda, bilinçli aşk size gelecektir, sadece “mükemmel” kişiyi bulmak için kendinizi zorlamayın.

Daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki tavsiyeleri deneyin:

  1. Kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şey, mükemmel kişiyi ARAMAMAKTIR. Kendinizden başlayın, olabileceğiniz en iyi “siz” olmak için uğraşın… Gerçekten seveceğiniz bir “siz” olmaya çalışın.
  2. Duygusal olgunluğunuzu geliştirin, öz saygınızı güçlendirin, değer yargılarınızı savunun.
  3. Kendi kendinizle yetinmeyi öğrenmek, tek başına olmanın tehlikeli ya da zararlı olmadığını öğrenmek önemlidir. Yalnız başına kalmaktan korktuğunuz için hiç kimseyi sizinle birlikte olmaya zorlamayın.
  4. Yeni ilişkilere başlama heyecanını asla kaybetmeyin. Geçmişte yaptığınız hataları tekrarlamaktan korkmayın; çok şey öğrendiniz ve neye ihtiyacınız olduğunu kesin olarak biliyorsunuz.
  5. Anlıyoruz ki, herkes “ideal” partnerlerinin nasıl biri olması gerektiğine dair bir fikre sahip. Bu hepimizin yaptığı ve kaçınamayacağı bir şey… Fakat, istediğinizin ne olduğunu çok net olarak biliyorsanız, yanınızda olmasını isteyeceğiniz gibi biri olmaya çalışın, böylece doğru kişi kendi içinizde yansıyacaktır.
  6. Son olarak, hiç aklınızdan çıkarmayın: Siz sevilmeye layıksınız. Asla, ama asla kendinize bundan başka bir şey söylemeyin.
Resimler: Benjamin Lacombe