Mantıklı Binici ve Duygusal Atı: Dengeyi Bulmak

· Şubat 22, 2019

Beyin, sembolik olarak ikiye yarı küreye ayrılmıştır. Sağ yarı küre ‘duygusal’ ya da ‘içgüdüsel’ bakarken hayata, sol yarım küre ise ‘mantık’ çerçevesinde hareket edendir. Aradaki dengeyi, yani mutluluğu sağlamak, bu iki yarı küre  arasındaki dengeyi sağlamak ile mümkündür.

Filozofik bir açıdan duruma bakacak olursak, duygusal merkez beynin en kadim bölgesidir. Yine de, mantık ve akıl neokorteksinin bulunduğu en yeni alan karmaşık mental görevleri yerine getirmemize olanak sağlar.

Duygu ve akıl, aklımızın duyguların temelini oluşturduğu ve tecrübelerimizi değerlendirmemize olanak sağladığı için, birbirlerine karşı olan güçler değildir, Sinir bilimci Paul MacLean, beynin duygu ve akıl arasındaki bu ilişkisini, yetkili sürücüsü ile (tecrübeli ve mantıklı) atı (güçlü ve içgüdüsel) arasındaki ilişkiye benzetmektedir.

Kişisel denge aklınızın duygusal ve mantıksal tarafları arasındaki ilişki nezdinde şekillenir.

renkli ve karışık beyin

Kişisel dengeyi bulmak

Denge kelimesinin kökeni, Latince ‘eşit’ manasına gelen aequus ile ‘dengeleme’ manasına gelen libra kelimesinin birleşimi aequilibrĭum sözcüğünden türemiştir. Ahenk, eşitlik, dizginleme, bilgelik, akıl ve tabi ki de mental açıdan mutlu insanlar denge unsurunu görüyoruz.

Duygusal ve mantıksal beyin yapınız dengede olduğu zaman, içinde bulunduğunuz durumu ve kendinizi daha iyi bir biçimde görebileceksiniz. Örneğin, hayat memat meselesi vari bir durumda, her iki sistemde (duygusal ve mantıksal) birbirinden bağımsız ama uyum içerisinde hareket edebilecektir.

Duygusal taraf, hemen harekete geçmeniz için gerekli olan enerjiyi size verecektir (örneğin, merdivenden inerken ayağınız tökezlediğinde hemen trabzanlara tutunmak ya bir uçurumunda kenarında bir kayaya tutunmak). Ama mantıksal taraf bir sonraki adımda ne yapmanız gerektiğini size söyleyecektir (ki bu sayede o uçurumdan kurtulabilirsiniz).

Binicisi ve atı

Yetenekli bir binici, atını nasıl kullanması gerektiğini bilmelidir. Atı kontrol etmek, hava güzelse ve yolda düz ise, binici için çok kolaydır. Ama, ani bir yüksek ses duyulur ya da tehlikeli bir hayvan yola atlaması gibi beklenmedik bir şey olursa, at birden ileri doğru atılacaktır. Binicinin sıkı sıkıya tutunması, dengeyi sağlaması ve atı yatıştırması gerekir.

Benzer bir durum, bir insanın hayati bir olayla, terörle hatta cinsel bir istek ile karşı karşıya kalmasında da görülür. Bu tür durumlarda, bireyin kendini kontrol etmesi oldukça zorlaşır. Bu nedenle, limbik sistem yoğun bir durum ile karşılaşır ve bir tehlike olduğuna karar verirse, mantıklı sistem ile olan bağını koparmaya başlar (ön lob bölgesi).

kadın ata binmiş

Böylelikle sinir bilimi, yetersiz algılamanın birçok psikolojik problemin temelinde yatan neden olmadığını ama beynin stres altındaki dikkat ve algı bölgesinin buna sebep olduğunu açıklamaktadır. Duygusal beyin tarafı alarm konumunda ve sadece algılanan tehlikeye odaklanmış ise, mantıklı fikirler üretmek oldukça zorlaşır.

Peki binici atı kontrol edemezse ne olur?

Bazen birine çok sinirlenir ya da bir şeyden çok korkarsınız. Bu durum içinizde bir çıkmaza yol açar. Kazananın kim olduğunun bir önemi olmaksızın, size hiç iyi gelmeyen bir savaş başlar aklınız ve içgüdünüz arasında.

Eğer binici (mantıklı beyin) ve atı (duygusal beyin) anlaşamaz ise, kim kazanır bu savaşı? Başlangıçta, güçlü olan atın kazanacağını söyleyebilirsiniz. Aslında, beyin tamamen gelişimini tamamlamadan önce olması gereken de budur. Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, bu durumda 21 yaş civarında meydana gelir. Bunun öncesinde, ön lob gelişimini henüz tamamlamamıştır. Bu zayıflığı ortadan kaldırabilecek bir beceriniz yoksa, limbik sistemin enerjisi karşısında pek şansı yoktur.

Beyin gelişimini tamamladıktan sonra ( ya da değişimi hiç durmadığı için tamamlamaya yaklaştığında diyelim), bireyin duygusal tarafını ve içgüdülerini kontrol etmesi daha da kolaylaşır. Tabi ki de, hayatın git gelleri sırasında elde edilen tecrübelerden gelen becerilerinde büyük katkısı vardır. Bu iki araç, tecrübe ve duygusal zeka, duygusal beyninize hükmetmek ve düşünce ve duygularınızı kontrol altına almak için size yardımcı olacaktır. Bu kavramları başı boş bırakmak hayatına mahal olabilir.

“Kalbinizi dinleyin ama aklınızda başınızda olsun.”

– Alfred Adler

bir kalp ve beyin

Van der Kolk, B. A. (1994). The body keeps the score: Memory and the evolving psychobiology of posttraumatic stress. Harvard review of psychiatry, 1(5), 253-265.