Kurt Lewin ve Alan Teorisi

· Ekim 24, 2018

Birkaç yıl önce, psikolojinin bir dalı olan sosyal psikoloji henüz ortaya çıkmamışken, insanların davranışları yorumlama biçimi onları tepkisel olarak görmekten öteye geçmiyordu. Davranışçılık popüler bir teoriydi ve bilim insanları davranışlarımızı açıklamaya çalışıyorlardı.

Biri size çarptığında tepkiniz yön değiştirerek ya da kenara çekilerek bir daha size birinin çarpmasını önlemek yönünde olur. Yani bu düşünce kalıbına göre, uyarıcılar ve bileşenleri davranışlarımızı şekillendiren şeylerdi.


Fakat bu uyaran-yanıt ilişkisi çok basitti. Davranışçılık algılarımızı ve hatta düşüncelerimizi yeterince irdelemiyordu. Davranışların insanlar ve çevreleri arasındaki ilişkiden doğan sonuçlar olduğu ilişkisini  kuramıyordu.

Bu ilişkiyi keşfeden kişi Kurt Lewin oldu. Bu psikolog, diğer teorilerinin de yanı sıra, alan teorisini ortaya attı. İnsanların çevreleriyle olan etkileşimlerine ışık tuttu. Yaptığı önemli araştırmalar, onun sosyal psikolojinin öncülerinden biri olarak görülmesini sağladı.

Kurt Lewin’in yaşamı

Kurt Lewin geçmişte Prusya adı verilen günümüzdeki Polonya’da doğdu. Ailesi Almanya’ya taşındı ve Lewin, orada tıp ve biyoloji okudu. Aldığı eğitim sonrası, psikoloji ve felsefeye daha çok ilgi duymaya başladı.

1. Dünya Savaşı sırasında Almanya onu savaşa gönderdikten sonra yaralı olarak döndü. Döndüğünde, Berlin Psikoloji Enstitüsü’nde çalışmaya başladı. Kurt,  Naziler güç kazanmaya başladığında Almanya’yı terk etmeye karar verdi. Sonunda, farklı üniversitelerinde dersler verdiği Amerika’ya yerleşti.

Sosyalizm ve Marksizme benzer ideolojilerin peşinden gitti ve kadın hakları için savaştı. Bu fikirler onu bir sonuca yönlendirdi: psikoloji toplumu daha eşit bir hale getirebilirdi. Bu yüzden, hangi etmenlerin davranışlarımız üzerinde gerçekten rol oynadığını anlamak için oldukça çaba sarf etti.

“Bir şeyi gerçekten anlayabilmek istiyorsanız, onu değiştirmeyi deneyin.”

– Kurt Lewin

parlak delikler

İnsan davranışlarını incelemek amacıyla, Kurt Lewin izafiyet ve kuantum fiziği gibi teorilerde ilham aradı. Onun işine yarayabilecek bir teori ortaya attı: alan teorisi. Bu teoriyi psikolojinin bir parçası haline getirmek için, doğal bağlamından ayırmadan davranışlar üzerine çalışmaya karar verdi.

Bundan dolayı, insan grupları üzerine odaklandı. Araştırmaları sonraları ortaya çıkacak sosyal psikoloji ve örgütsel psikoloji için emsal oluşturdu. Deneyleri grup psikolojisi, örgütsel değişimin dinamikleri ve liderlik etrafında gelişti.

Alan Teorisi

Fizikteki alan teorisinden yola çıkarak, Kurt Lewin kendi alan teorisi için iki temel koşul oluşturdu:

  • Bunlardan ilki bir davranışın onunla birlikte bulunan etmenler bütününden dolayı ortaya çıkmasıydı.
  • Diğeri ise bu davranışla birlikte var olan etmenlerin “dinamik alan” özelliklerinin olmasıydı. Bu demek oluyor ki, alandaki parçaların her birinin durumu diğer hepsinin durumuna bağlıydı.

Fizikte alan, (sıcaklık, enerji gibi) fiziksel nicelikler gösteren maddelerin bulunduğu yerdir. Lewin, insan davranışlarında çevresel etmenlerin oynadığı rolü açıklamak için fizikteki “enerji alanı” kavramını kendi alan teorisinde kullandı.

Lewin’e göre, davranışlar geçmişe ya da geleceğe dayanmıyordu. Esasen, andaki etmen ve olaylara ve kişinin onları nasıl gördüğüne dayanıyordu. Etmenler birbirleriyle bağlıydılar ve Lewin’in yaşam alanı dediği dinamik enerji alanını oluşturuyorlardı.

Yaşam alanı

Yaşam alanı ya da psikolojik enerji alanı, kişiyi çevreleyen şeyler ve kişinin bu anlık gerçekliği algılamasıdır. Temel olarak, öznel, kişisel bir alandır.

Bu kısaca, dünyayı tüm hedefleriniz, korkularınız, imkanlarınız, deneyimleriniz ve beklentileriniz çerçevesinde görebilme biçiminizdir. Ama bu alanın özellikle etrafınızdakilerin fiziksel ve sosyal özelliklerinden kaynaklı belirli sınırları da vardır.

metal çarpışma

Kurt Lewin’in alan teorisi davranışlarımızı bütünsel bir açıdan ele alır. Bu şekilde, kendi içerisinde bölünmüş birçok analizle baş başa kalmayız. Psikolojik alanın davranışlarımız üzerindeki etkisi o kadar büyüktür ki Lewin alanda değişiklik olmazsa, davranışta da herhangi bir değişikliğin olmayacağını söylemiştir.

Lewin, psikolojinin kişiyi ve çevresini iki ayrı şeymiş gibi çalışmaması gerektiğini öne sürmüştür. Bunun yerine, gerçekte bu ikisinin birbirini nasıl etkilediğine bakmamız gerektiğini belirtmiştir.

Alanda bir değişiklik olmazsa, davranışta da bir değişiklik olmaz.

İlişkili değişkenler

Tıpkı enerji alanında olduğu gibi, her parçanın diğer parçalar üzerinde etkisi vardır. Davranışlarımızı anlayabilmek için onun üzerinde etkisi olan her değişkeni göz önünde bulundurmalıyız. Bu hem bireysel hem de grup seviyesinde geçerlidir.

Ayrıca bu ögeleri ayrı ayrı da analiz edemeyiz. Bu yüzden, neler olup bittiği ile ilgili bütünsel bir resim elde edebilmek için birbirleriyle nasıl ilişki kurduklarını incelemeliyiz. Lewin bu fikri açıklamak için üç ana değişken öne sürmüştür. Bunlar:

  • Enerji: Harekete sebep olan, hareket geçiren şey. İhtiyaç olduğunda, enerji ya da enerji alanı ortaya çıkacaktır ve bu, çarpışmalara sebep olacaktır. Tüm bu çarpışmaların pozitif ya da negatif yükleri vardır. Bu çarpışmaların yükleri diğer çarpışmalara (pozitif) ya da geri itilmeye (negatif) sebep olacaktır. Tüm bunlardan doğan davranış, farklı enerjilerin psikolojik karışımına tepki verir.
  • Gerilim: Bir insanın hedefi ile şu anki durumu arasındaki fark. Gerilim içsel bir şeydir ve içinizden gelenlere kulak vererek hareket etmenizi sağlar.
  • İhtiyaç: Motive eden gerilimi başlatır. Bir kişinin fiziksel ya da psikolojik bir ihtiyacı olduğunda, içinde bir gerilim oluşur. Bu gerilim durumu sistemi (kişiyi) değiştirerek tatmin edip bir şeye ihtiyacı olmadığı haline döndürmek için çalışır.

Lewin alan teorisi herkesin mümkün ve mümkün olmayan davranışları olduğunu gösterir. Yaşam alanı farkındalığı, bir kişinin ne yapacağı konusunda mantıklı tahminler yürütmemizi sağlar. Her davranışın, ya da en azından her bir kasti davranışın, bir motivasyon kaynağı vardır. Ona iten, hareket için enerji veren, yönlendiren gerilimler vardır ve bu gerilimlerin hepsinin bir amacı vardır.
beynin derinlikleri

Motivasyonlar

Kurt Lewin, tüm hareketlerin tek bir basit etmenle açıklanabildiğini ileri sürer: belirli gerilimleri üzerimizden atmak için belli yollar izleriz. Bu gerilimden kurtulmak için işimize yarayabilecek aksiyonlar bize çekici gelir.

Kurt, bu tarz aksiyonların pozitif yüklü olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden, bu davranışlarda bulunmak için sizi ittiren bir enerji olduğunu hissedersiniz. Ve diğer aksiyonların da ters etkileri olur. Geriliminizi artırırlar ve itici bir etki gösterirler.

Tüm bunları daha iyi anlayabilme için hepimizin ihtiyacı olan şeylerden bir örnek: tanınma ihtiyacı. Bu ihtiyaç doğduğunda, sizi ilgilendiren bir alanda tanınma isteğiniz ortaya çıkar.  Bu motivasyon pozitif yüklü bir motivasyondur ve sizi tanınma amacınız yönünde yönlendirecektir.

Motivasyon şu anki durumunuz ve tanınma ihtiyacınız arasında bir gerilim yaratabilir. Sonrasında tanınabilmek için alınabilecek muhtemel aksiyonları düşünürsünüz. Ve tanınmak istediğiniz alana bağlı olarak, bunu başarmanızı sağlayacak en iyi yoldan gideceksinizdir.