Kontrolü Kaybetme Korkusu

· Temmuz 13, 2018

Anksiyete sizin yerinize düşünmeye başladığında her şey bulanıklaşır. Kontrolü kaybetme korkusu sizi kolayca ele geçirir çünkü davetsiz düşünceler size kendinizi korumanız gerektiğini düşündürten tehditkar tablolar çizerken direksiyona geçen en zorlu duygulardır. Böyle anlarda birini incitmekten korkmaya başlarsınız. Bu yüzden onları nasıl yönetebileceğinizi öğrenmeniz önemlidir.

Bu korkunun insanların yaşadığı en yaygın korkulardan biri olduğunu duymak kimseyi şaşırtmayacaktır. Örneğin iş yerinde sürekli çalışmaktan yorgun hisseden insanlar sessizlik içinde yaşadıkları gerilim nedeniyle sonunda çok kötü bir şekilde patlayacakları bir anın gelmesinden korkarlar.

“Önemli ilişkilerde telaşla davranmayın veya duygularınızın kontrolünü kaybetmeyin.”

– Napoleon Hill

Bir diğer örnek de omuzlarında çok fazla sorumluluk taşıyan ebeveynlerdir. Taşıdıkları bu yük sonsuz sorunlardan ve endişelerden oluşan bir stres yumağı gibi gelebilir. Bir insanın her an kontrolü kaybetme korkusu yaşayarak en sevdiği kişiye kötü bir şey söylemekten veya ona karşı kötü bir davranışta bulunmaktan korktuğu durumlar vardır.

Bu, herkese tanıdık gelen bir senaryodur. Ancak günlük hayatımızda belli bir dereceye kadar korkunun yer alması normal olsa da onun tüm gücü elimizden almasına izin veremeyiz. Bu, içinizdeki en kötü duyguları ortaya çıkaran bir Mr. Hyde’la, başka bir benlikle yaşamak gibi olur.

renkli boyalar içinde kadın

Kontrolü anksiyeteye bıraktığınızda

Robert anksiyete ile sonuçlanan inişli çıkışlı bir dönemden geçiyordu. Yaklaşık bir yıldır işsizdi ve hayatı her yönüyle işkenceye dönüşmüştü. Ailesi bu durumu nedeniyle endişeliydi, onu cesaretlendirmeye çalışıyor, her gün birlikte yemek yemeye davet ediyorlardı. Ancak birlikte yedikleri son yemekte Robert her an kontrolünü kaybedecekmiş gibi hissederek bunun yarattığı korkuyla boğuştu.

Geçen hafta birlikte yedikleri akşam yemeğinde, kardeşi, onun durumuyla ilgili birkaç şey söyledi ve Robert onun söylediklerini olabilecek en kötü şekilde yorumladı. Duygusal olarak aşırı tepki gösterdi – kızgındı, sesini yükseltti ve sonradan pişman olacağı sözler sarf etti. Akşam yemeği annesinin ağlaması ve kardeşinin hızla elini masaya vurmasıyla sonuçlandı. Robert bir sorunu olduğunu biliyordu ancak onu düzgün bir şekilde yönetmesini sağlayacak kaynaklardan yoksundu. 

Bu durum size tanıdık gelebilir. Eğer öyleyse, anksiyetenin davranışlarınızı, düşüncelerinizi ve belli uyarıcılara vereceğiniz tepkileri nasıl değiştirebileceğini anlayarak işe başlamak çok önemli.

arkası dönük insan figürü

Anksiyete denen şeytan

Eğer insanlar çok fazla endişe, korku ve belirsizlikle boğuşuyorlarsa, beyin bu durumu neredeyse bir Spartalı gibi yorumlar – dikkatli ol, etrafındaki her şey senin için bir tehdit. Böyle bir sonuca vardığı için, tek çıkış yolunun kendinizi herkesten ve her şeyden korumanız olduğuna karar verir.

  • Muhakemeniz rasyonel olmayı terk eder ve siz kontrolü en içgüdüsel, en az düşünen ve en az mantık yürüten oto-pilota bırakırsınız.
  • Gerçeklikle ilgili bir rahatsızlık duygusu hissedersiniz. Sanki etrafınızda olup bitenler gerçek değilmiş ve her şey sizin için yabancıymış gibi hissedersiniz. Buna benlik yitimi denir.
  • Sürekli aşırı tetikte olursunuz, her an savunmacı bir tutum benimsersiniz, ufacık şeylere aşırı tepki verirsiniz, obsesif ve negatif düşünceler geliştirmeye başlarsınız, henüz olmamış şeyleri kesin olacaklarmış gibi beklersiniz.

Kaybetme korkusunu nasıl yönetebiliriz?

Kişisel gelişim kitaplarında genellikle “her durumda, herkes nasıl tepki vereceğini seçme fırsatına sahiptir; en iyi yolu seçmek sizin sorumluluğunuzdadır.” gibi bir fikir savunulur. Evet, bu mesaj oldukça ilham verici ancak anksiyeteyle boğuşurken doğru yolun hangisi olduğunu ayırt etmek oldukça zordur. 

Anksiyeteyle boğuşan beyin düşünmez, tepki verir. Anksiyeteli beyin kendini tam anlamıyla kontrol edemez ve bu yüzden de her zaman en iyi kararları vermez. Bu bize bu tür durumları yönetmenin o kadar da kolay bir şey olmadığını gösteriyor. İçinizde sizi düzgün nefes almak ve düşünmekten alıkoyan bir yumru varken sadece iyi niyetli olmak yetmez.

Şimdi kontrolü kaybetme korkusunu azaltmada etkili olan bazı stratejilere bir göz atalım.

kanatlarını çırpan turuncu siyah kelebek

Anksiyetenin kontrolü ele geçirmesini önleyici adımlar

  • Kendinizi kontrol etmemeye çalışın. Bir dakika durup düşünün – hayatınızın çoğunu öfkenizi kontrol ederek, düşüncelerinizi gizleyerek, duygularınızı yutarak, iyi bir moddaymışsınız gibi yaparak harcadınız. Sırtınızdaki yük o kadar ağırlaştı ki bu yüklerden sizi kurtaracak özgürleştirici bir şey yapmak zorundasınız. İçinizde tuttuğunuz her şeyi masanın üstüne dökebilir ve korkmadan nasıl hissettiğinizi yüksek sesle söylemeyi deneyebilirsiniz.
  • Korkunuzdan bahsedin ve onu anlamaya çalışın. Gücü, korkunun elinden almanın bir yolu ona bir isim vermek ve onunla konuşmaktır. “Ailemi kaybetmekten korkuyorum çünkü duygularımın kontrolünü kaybettiğimin farkındayım ve sonradan pişman olacağım şeyler söylüyorum.” 
  • Duygularınızı kontrol etmek için düşüncelerinizi kontrol edin. Kontrollerini kaybetme korkusu yaşayan insanlar için en iyi tedavi yöntemlerinden biri olan bilişsel davranış terapisinin dayanak noktası budur.

Son adım vücudunuzu özgürleştirmenizi ister ki böylece beyninizi özgürleştirebilesiniz. Bu, Jacobson’ın ilerlemeli kas gevşetme programıyla, farkındalık egzersiziyle, yogayla veya herhangi bir fiziksel egzersiz dahil pek çok farklı yöntemle yapılabilir. Bu stratejiler vücudunuzdaki fiziksel gerilimden kurtulmanıza ve beyninizin daha sakin bir yaklaşım benimsemesine olanak sağlar.

Kendi kontrolünüzü tekrar kazanmanız mümkündür, yalnızca bunun için çaba göstermelisiniz.