Klüver – Bucy Sendromu: Korkunun Kaybı

Ocak 15, 2020
Klüver-Bucy sendromu amigdala ve temporal lobun davranışlar üzerindeki etkisinin harika bir örneğidir. Daha fazlasını öğrenmek için okumaya devam edin!

Klüver – Bucy sendromu sinir sistemindeki bir değişikliğin bir bireyin yaşama şeklini nasıl değiştirebileceğinin en uçtaki örneklerinden biridir.

Beyninizde korku ve reddetme duygularından sorumlu olan bir kısım olduğunu hayal edin. Şimdi de bu bölgenin hasarlandığını ve artık hiçbir şeyden korkmadığınızı düşünün. “Bu çok güzel olurdu,” diye düşünüyor olabilirsiniz ancak aslında bu o kadar da güzel bir şey değildir. Kimse korku hissetmeyi sevmese de bu duygu hala hayatta kalmamız için gereklidir.

Beynimizin bu gerekli bölgesinin adı amigdaladır ve bu parçanın değişmesi ya da yok olması Klüver – Bucy sendromu denen bir probleme yol açabilir. Bu sendromun özellikleri arasında korku ve inhibisyon duygularının kaybı, risk alma davranışı, beslenmede düzensizlikler, disfonksiyonel cinsel aktiviteler gibi belirtiler vardır.

Klüver – Bucy Sendromu

Bu sendromu Heinrich Klüver ve Paul Bucy tanımlamıştır, sendrom adını da onlardan almıştır. Doktorlar Rhesus maymunlarının temporal loblarını çıkararak işlevlerini gözlemlemişlerdir. Buldukları şey son derece endişelendiricidir. Temel olarak, bu yapıdaki değişiklikler aşağıdaki semptomlara yol açmıştır:

  • Oral davranış. Maymunlar, sanki bu bunu yapmanın tek yoluymuş gibi bütün objeleri ağızlarını kullanarak keşfetme eğilimindeydiler.
  • Hiperseksüelite. Cinsel davranışlar hatırı sayılır derecede arttı.
  • Görsel agnozi. İnsanları veya objeleri bakarak tanımak konusunda zorlandılar.
  • Duygusal değişiklikler. Maymunlar motivasyonlarını kaybetmiş haldeydiler ve herhangi bir mimikleri yoktu. Şüphesiz ki en kayda değer değişiklik korkularının kaybolmuş olmasıydı. Onlarda başka bir zamanda dehşet uyandıracak şeyler şimdi herhangi bir şeyi tetiklemez durumdaydı.

İnsanlarda Klüver – Bucy Sendromu

Bu sendromun insanlardaki semptomolojisi son derece benzer olsa da arada farklar da vardır. Kompülsif ve indiskriminat davranışlar özellikle alakalı hale gelir ve sosyal alışverişler kayda değer seviyede değişim geçirir. Ana semptomlar arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Korku kaybı. Birey insanların genelde kaçınmayı öğrendiği zararlı olma ihtimali olan uyaranlar ile etkileşime geçme dürtüsü hisseder.
  • Ayrımsız beslenme. Kişiler sadece kompülsif bir şekilde yemek yemek ile kalmaz ancak plastik veya dışkı gibi tehlikeli maddeleri de yemeye çalışırlar.
  • Cinsellik davranışı. Cinselliğin görünürde bir limiti yoktur. Bu bireyler cinsel aktivitenin bütün türlerinde artış gösterir ve inhibisyon seviyelerinde kayda değer bir düşüş gözlemlenir.
  • Kompülsif oral davranış. Bu sendromdan muzdarip olan insanlar her şeyi kompülsif bir şekilde ağızları ile keşfetmeye çalışma eğilimindedirler.
  • İnhibisyon kaybı. Bu kayıp kişiliğin her kısmını etkilediği gibi görsel seviyeleri de etkiler. Bu bireyler tüm görsel uyaranlara aşırı tepki verme eğilimindedir, sanki başka bir filtreleri yokmuş gibidir.
  • Tanıma kaybı. Bireyler ailelerini veya arkadaşlarını tanıma yeteneklerini tamamen kaybederler. Bunun bir sonucu olarak karşılarındaki kişiyi tanısalardı asla yapmayacakları şeyler yaparlar.
Temporal lobun anatomisine dair bir illüstrasyon.

İnhibisyon Kaybı

Korku ve red genelde negatif ve istenmeyen duygular olarak tanımlanırlar. Bu inanç, çok yüzeysel olmakla beraber biyolojik ve evrimsel açılardan da anlamsızdır. Korku, red ve inhibisyon bize çevremiz ile işlevsel bir şekilde iletişime geçmemiz konusunda yardımcı olan duygulardır.

Davranışlarda Değişim

Diğer insanlarla etkileşime geçme yeteneğine sahip olmamak ciddi sonuçlara yol açabilir ve Klüver – Bucy sendromu bunun açık bir örneğidir. Hatta, bu semptomların ortaya çıkmasına sebep olan şey bireyin dürtüleri ile aksiyonları arasında ayrım yapma yeteneğinin var olmamasıdır. Dahası, bu durum bireyin etrafındaki insanları tanıma becerisinin de var olmaması dolayısıyla daha ciddi hale gelir; bu da bireyin sevdiği insanlar ile arasındaki duygusal bağlara dair hatıralarını geri kazanamamasına sebep olur.

Klüver – Bucy Sendromunda Görülen Organik Değişimler

Yukarıda bahsedilen değişimlerin etiyolojisi sinir sistemindeki belirli organlardaki yapısal değişikliklerden gelir:

  • Temporal lobBu lob dilin işlenmesinden sorumludur. Ek olarak görsel uyaranlar ile bu uyaranların hafızada depolanan duygusal yansımaları arasında da bağlantı kurar. Görsel agnozi çoğunlukla bu yapıdaki değişimler yüzünden ortaya çıkar.
  • Amigdala. Amigdala duyguların işlenmesinden sorumlu olan korteks altı bir yapıdır. Bir uyaran tehdit edici ise bu yapı tetiklenip aktif hale gelir ve savaş veya kaç tepkisine yol açar. Bu, memelilerin hayatta kalması için elzem bir mekanizmadır.
  • Beyaz madde demetleri. Bunlar esasında sinir sisteminin belirli kısımlarını korteks altı seviyede birbirine bağlama amacı olan akson topluluklarıdır. Bu yapılardaki değişimler uyaranlar ile duygusal içerik arasında hafızada daha önce bulunan bağlantıları değiştirir.
Bir amigdala illüstrasyonu.

Klüver – Bucy Sendromunun Sebepleri

Yukarıda bahsettiğimiz yapısal değişimin farklı sebepleri ve dışavurumları olabilir. Bunların en çok öne çıkanları şunlardır:

  • Bulaşıcı veya viral hastalıklar. Herpetik ensefalit ve menenjit  en sık görülenlerdir. Ortaya çıkan enfeksiyon veya enflamasyon sinirsel dokuyu yok eder.
  • Yaralanmalar. Örneğin, genelde kazalardan kaynaklanan travmatik beyin yaralanmaları. Genelde amigdala gibi korteks altı yapıları etkilemek için hasarın şiddetli ve derinde olması gerekir. Ayrıca ameliyatlarda ortaya çıkan yaralanmalar da buna sebep olabilir.
  • Demans. Klüver-Bucy sendromu genellikle sinir dokusunun dejenerasyonunun korteks altı seviyede gerçekleştiği ve temporal lobu da etkileyebildiği Alzheimer veya Pick’s hastalığı ile ilgili olarak ortaya çıkar. Bu durumda çoğu zihinsel beceri tükenir.
  • Tümörler. Bir tümörden dolayı ortaya çıkan basınç ve metabolik dengesizlik Klüver-Bucy sendromunda ortaya çıkan semptomların bazılarına yol açabilir. Tümörler genellikle ön temporal bölgede bulunur.
  • Epilepsi. Temporal lobların elektriksel seviyede etkilenmesi hiperaktivasyona sebep olabilir, bu da beyaz madde dokuları başta olmak üzere sinirsel dokuyu etkiler.
  • Felç. Efüzyona bağlı kanama veya oklüzyon dolayısıyla ortaya çıkan kan kaybı da bu sendromun etiyolojisinde önemli roller oynar.

Tedavi

Tedavi, sinir dokularının tekrar oluşturulmasının mümkün olmaması dolayısıyla hem zor, hem de limitlidir. Çoğu tedavi uyumsuz davranışsal semptomları hafifletmek için ilaç kullanımını gerektirir.

Öncelikle, ilk müdahalelerin hedefi yaralanmaların etkisini hafifletmektir. Bunun bir örneği felç dolayısıyla ortaya çıkmış bir kanamayı tersine çevirmeye çalışmaktır. Bu sendromun ortaya çıkacağını tahmin etmek zordur çünkü davranışsal sonuçları genellikle hafif bir şekilde başlar.

Ek olarak, sinirbilim ve rehabilitasyon tekniklerindeki ilerlemeler hastaların hayat kalitesini de arttırır. Klüver – Bucy sendromu sinir sistemindeki değişimlerin günlük hayatımız üzerindeki etkilerinin açık bir örneğidir. Ayrıca hastaların sevdiği insanlar da acı çeker, çünkü hastalar onların tanımadığı insanlar haline gelir. Aile ve arkadaşlar ile yapılan terapötik çalışmalar da aynı sebepten dolayı önemlidir.

  • Klüver, H. & Bucy, P. (1997). Preliminary analysis of functions of the temporal lobes in monkeys. 1939. J. Neuropsychiatry Clin. Neurosci. 9 (4):606-620