Seni Düşünmek Acıtmayacağı Ana Dek Seni Düşüneceğim

Aralık 21, 2016

Üzgünüm, o sen değildin.

Sen, benim ilhamım, daima ve sonsuza dek olanım olamadın.

Ruhumun en derin, en karanlık köşelerinden en iyi ben’i çıkaran sen değildin. Beni elimden tutup gece yıldızları seyretmeye götüren sen değildin.

Kısacası, o sen değildin… Fakat belki de istediğin buydu.

Yıldızlarla dolu güzel bir gökyüzünü hayal ederek uyuyakalıyorum. Yatağımdan, seninle benden ve hatıralardan uçup uzaklaşıyorum.

Yarın başka bir gün.

Bu yatak öylesine boş ki. Çok büyük, çok geniş. Ve en kötüsü her zaman böyleydi, benimle olduğunda da, olmadığında da.

Yataktan kalkarken yanımdaki boşluğu görmemek için elimden geleni yapıyorum.

Mutfaktan kahve kokusu yayılıyor. Güzel kokuyor ve beni rahatlatıyor.

Hatıraları gözümün önüne getirmeye çalışıyorum. Doğru dürüst hatırlayamıyorum bile. Zihnimde binlerce resim uçuşuyor: boynumda bir öpücük. O acele. Hatırlamaya başlıyorum…

Bana her sabah “güzelim” diye seslenen sen değildin, ya da esnerken beni güldüren

Bana güvenen sen değildin. Sonsuza dek sürecek diyen. Benim için hep burada olacağını söyleyen. Sadece bir gülümsemeyle binlerce gün boyu dünyamı aydınlatan sen değildin.

Ama ben de senden bunların hiçbirini istemedim.

Asla benim kumarım, mücadelem, kavgam olmadın.

Belki de bizim için mücadele etmek istemeyen bendim...

Özür diliyorum.

Her nedense kahveme şeker koydum, oysa çoğu zaman şekersiz içerim. Belki de bugün bir tavize, bir iyiliğe ihtiyacım vardır. Hatıralar insanı gerçekten bir şey yapmadan olduğu yere çivileyebilir. Geri uzanıp kahvenin soğumasını bekliyorum.

Düşünüyorum ve gözlerimi kapıyorum. Sıcağı bile hatırlayamıyorum. Sadece soğuğu

Her gece beni ve yatağı titreten sen değildin. Göz altlarımızdaki torbaların renklerinin de, ne kadar yorgun olduğumuzun da bir önemi yoktu.

Yağmur başladığında beni kaldırıma iten de sen değildin, doğanın keyfini çıkarmam, güzel kokularının ve duygularının bir parçası olmam için…

Nefret et benden. Hakaret et bana. Muhtemelen bütün bu zaman boyunca senden gelen en duygusal şey bu olurdu. Bir yanardağ patlaması gibi duygusal bir şey yap. Soğuk kalbini kıpırdatacak bir şey yap. Bu ilişkiyi donduran soğuk kalbini

Ve birimiz yerine ikimiz vardı. Belki de hatamız buydu. Şimdi geçmişe bakıp hatanın kimde olduğunu sormanın zamanı değil. Ve hatalı olanın ben olduğuna eminim. Bu sebeple üzgünüm, ama o kişi sen değildin.

kahve

Kahvemden bir yudum alıyorum. Şekerli, pek acı değil… Tadıyorum ve hatırlıyorum… Hiçliğin tadını… Gözünü açmanın, büyünün bozulmasının, rutinin tadını…

Bir gürültü girdabı. İnsanlar, içkiler. Daha çok insan, daha çok içki. Vücut limitine ulaşana ve biz düşünmeden uyuya kalana kadar. Seni ve beni, bizi düşünmeden.

Gerçek şu ki, yanında biri varken sarhoşluğun sersemliği yokkenkinden daha azdır. Belki de bu yüzden bu kadar uzun süre dayandık. Kim bilir?

Çok kahvem kalmadı, belki büyük bir yudum, belki iki küçük… Ve işte her şeyin gelip dayandığı nokta bu: seçenekler… Ve ben kahvemle ne yapacağımı bilmiyorum. Hiç bilemedim.

Belki de yere atmalı ve bin parçaya ayrılmasını seyretmeliyim. Belki sonra kırık camları toplayıp kahveyi temizlerim.

Çünkü beni mutlu eden, hayallere daldıran sen değildin… Sen benim en çok olmak istediğim yer olamadın.

Sen benim eve gidip saatler boyu dünyadan kaybolma sebebim olamadın.

Özür dilerim. Seçim yapmak hiç benim özelliğim olmadı. Yarın bir fincan daha kahve içeceğim ve içerken seni düşüneceğim, bu artık canımı acıtmayana kadar…

Bundan sonra hatıraları sen biriktir, çünkü artık benim kalbime sığmıyorlar. Derinde bir yerde hep biliyorduk. Ben hiçbir zaman ben, sen hiçbir zaman sen değildin...