Jinekolojik Kanser ve Anksiyete

08 Eylül, 2020
Bugünkü yazımızda jinekolojik kanser yaşayan kadınları etkileyebilecek anksiyete ve diğer psikolojik durumlar hakkında konuşacağız. Kadınların sağlıkları üzerindeki negatif etkilerden kaçınmak için tedavi çok önemlidir.

Kadın kanser hastaları erkek kanser hastalarından daha mı fazla acı çekiyor? Bu, bugün jinekolojik kanser hastalarında ruh hali değişimleri ve anksiyete hakkında çalışmalara bakarak cevap vermeye çalışacağımız soru. Bu analiz, kansere cinsiyete dayanan bir şekilde yaklaşmanın hastalar için faydalı olup olmayacağını belirlemeye yardımcı olacak.

Kanser, hangi formunda olursa olsun, bir hastanın yaşamının her alanını etkileyen stresli bir yaşam olayıdır. Pek çok faktörün her kanser hastasının özgün deneyimi üzerinde etkisi vardır: ailenin ve sosyal çevrenin desteği, yaş, mevcut kaynaklar, ve benzerleri. Ayrıca, bilimsel literatür cinsiyetin de hastanın deneyiminde bir rol oynayabileceğini savunmaktadır.

Kanser hastası bir kadın.

Kanser Deneyiminde Kadınlar ve Erkekler İçin Farklar

Belirli kanser türlerine karşı duyarlılık erkekler ve kadınlar arasında farklılık gösterir. Bu, cinsiyet temelli bir bakış açısının neden önemli olduğunu anlamak söz konusu olduğunda alakalı olabilir.

Borras (2015) jinekolojik tümörlerin (meme kanseri bu kategoriye dahil edildiğinde) kadınlarda görülen tüm tümörlerin %40’ını oluşturduğunu belirtmektedir. Erkekler için ise tümörlerin sadece %22’si prostat kanserinden kaynaklanmaktadır ve bunu akciğer kanseri ve kolorektal kanser takip etmektedir.

Ayrıca, erkek ve kadın kanser hastaları arasında hayatta kalma oranlarında da farklılıklar görülmektedir. İspanya’da kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri %83.8’lik bir beş yıllık hayatta kalma oranına sahiptir. Ve prostat kanseri %84.7’lik bir hayatta kalma oranına sahipken akciğer kanseri için bu oran sadece %10’a düşmektedir. Akciğer kanseri, erkeklerde bulunan tümörlerin toplam %50’sini oluşturur. Bunun bir sonucu olarak da kanser olan kadınlar kanser olan erkeklerden daha az ölüyor gibi görünmektedir, ancak bu iki durumdaki koşulların aynı olmadığına dikkat etmek de önemlidir.

Meme Kanserinin Talepleri

Meme kanserinin kadınlardaki başlıca ölüm nedenlerinden bir tanesi olması, bunu kanser tedavisi söz konusu olduğunda alakalı hale getirmektedir. İnsanların durumları farklılık gösterir, bundan dolayı kanserlerinin talepleri de değişir.

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri söz konusu olduğunda, sosyal ve kültürel bir kategori olan cinsiyet önemli bir rol oynuyor gibi görünmektedir.

Canicali, Goncalvez, Pire, Costa ve Costa’ya göre (2012), meme kanseri fiziksel rahatsızlığın yol açtığı yaşam tarzı değişikliklerini ve hastanın öz imajındaki farklılaşmaları içerir.

Bu yazarlar meme kanseri hastası olan kadınların düşük benlik saygısına sahip olduğunu ve libidolarında önemli bir azalma yaşandığını da gözlemlemiştir.

Yazarlar, meme kanseri hastalarında anksiyete ve depresyonun prevalansının klinik bağlamda önemli derecede olduğunu öne süren diğer çalışmalara da atıfta bulunmaktadır. Gerginlik, belirsiz bir korku ve genel endişeler gibi semptomlardan bahsetmektedirler.

Ameliyat Öncesi Aşamadaki Hastaların Endişeleri

Olivares (2004) jinekolojik kanser durumunun psikolojik yönlerini inceler. Bunlardan biri olan anksiyete ameliyat sonrasındaki hastalar için iyileşmeyi öngören bir unsur haline gelmektedir.

Meme kanseri hastalarında anksiyete ilgili bir durumdur çünkü bu araştırmacıya göre ameliyat öncesi anksiyetesi daha yüksek olan hastalarda ameliyat sonrası ağrı ve rahatsızlık daha yüksek seviyelerdedir. Ayrıca daha fazla ilaca ihtiyaç duymuşlardır ve hastanede daha uzun kalmaları gerekmiştir.

Olivares (2004) gibi Salmon (1992) da ameliyat öncesi anksiyete ile ameliyat sonrası anksiyetenin ölçümleri arasında pozitif bir ilişki bulmuştur. Ayrıca ameliyat sonrası depresyon ile pozitif doğrusal bir ilişki bulmuştur.

Kanser Hastası Olan Kadınlar Ne İle İlgili Endişeli?

Meme kanseri anksiyetesini daha iyi anlamak için meme kanseri hastası olan bir kadının spesifik endişeleri üzerinde çalışmak önemlidir.

Bu hastalığın genel olarak bir stres ve korku kaynağı olduğun görmek kolay olsa da; Mota, Aldana, Bohorquez, Martinez ve Peralta tarafından 2018 yılında yapılan bir çalışma; kadın kanser hastalarında anksiyete oluşturan belirli faktörleri tanımlamaktadır. Bu ana faktörlerden bazıları şunlardır:

  • Ölümün yakınlığına dair bir algı.
  • Kanser ile ilgili yanlış inançlar.
  • Kişinin kendi ıstırabına dair bir beklenti.
  • Kişinin aile ve arkadaşlarının ıstırap çekmesine dair bir beklenti.
  • Kontrolü kaybetme hissi.
  • Bir inanç krizi ve aşma ihtiyacı.
  • Aşırı temkinli olmak ya da yeterince temkinli olmamak.
  • Bir uyarılma eksikliği ya da aşırılığı.
  • Tıbbi durumlar: düşük enerji, bulantı, iştahsızlık, kusma ve benzeri durumlar.

Hastanın deneyimleyeceği anksiyetenin türü yaşına ve sahip olduğu kanser türüne bağlı olmak üzere farklılık göstermektedir. Örneğin, masektomi geçiren kadınlar genellikle hayal kırıklığı, üzüntü, ve anksiyete ve depresyon bozuklukları bildirmişlerdir.

Meme kanseri hastaları için, yaşadıkları anksiyete türü genellikle ailelerinin ve sosyal yaşamlarının önüne geçer.

Kanser Sonrası Vücut İmajı ve Cinsellik

Pek çok kanser hastası, halihazırda yaşadıkları hastalığın yanı sıra bir de anksiyete yaşarlar. Buna ek olarak, jinekolojik kanser yaşayan kadınlar kanser sonrası sağlıklarında önemli bir rol oynayan fizyolojik değişiklikler de yaşarlar.

Garcia-Viniegras ve Gonzalez’e göre (2007); kendine güven, duygusal denge, güç, pozitif duygular ve benlik saygısı bir bireyin yaşamı boyunca sahip olduğu öz saygıyı yaratır. Kanser sonrasında, pek çok kadın bu faktörlerden bazıları ile mücadele ederler.

Sebastian, Manos, Bueno, ve Mateos (2007); kanserin genellikle ameliyat içermesi ve sıklıkla fiziksel değişikliklere yol açmasına rağmen bu fiziksel değişikliklerin psikososyal çağrışımlarının kadınlar için özellikle önemli olabileceğini savunmaktadır.

Bunun nedeni, toplumumuzda memelerin feminenlik bağlamında önemli olmasıdır. Örneğin, pek çok kadın memelerinden birini kaybetmenin feminen olmanın anlamını kaybettikleri anlamına geldiğini hisseder.

Sadece bu da değil, memeler bir kadının cinsel partnerleri cezbetme ve bu iletişimi sürdürebilme becerisinde büyük bir rol oynuyor gibi  görünmektedir. Ameliyat olmak ya da meme kanseri tedavisi görmek genellikle bunu bir açıdan etkiler.

Meme kanseri olan, aynaya bakan bir kadın.

Cinsellik Problemleri Olan Tek İnsanlar Meme Kanseri Hastaları Mı?

Herhangi bir jinekolojik kanser yaşayan kadınlar üzüntü, imaj problemleri, cinsellik problemleri ve anksiyete yaşayabilir. Bu problemler sadece meme kanseri hastaları ile sınırlı kalmaz.

Olivares (2005), tedaviden beş yol sonra rahim ağzı kanseri hastalarında depresyon, anksiyete ve kronik seks sorunlarını tartışmıştır. Çalışma; rahim kanseri hastalarında, kadınların %55’inin seks ile ilgili zorluklar yaşadığını ve %33’ünün tedaviden sonra hiç seks yapmadığını göstermiştir.

Jinekolojik Kanser Hastalarının Fiziksel Sağlığı İçin Akıl Sağlığı Çok Önemlidir

Her tıbbi tedavi hasta için farklı koşullar içerir. Korku, üzüntü, anksiyete ve düşük benlik saygısının jinekolojik kanser hastaları için ortak faktörler olduğunu gördük.

Ayrıca, bu psikolojik değişikliklerin hastalığın gelişimi üzerinde bir etkisi olabileceğini belirtmek de önemlidir. Bunu da akılda tutarak, kadın kanser hastalarının da doğru akıl sağlığı hizmetlerini almalarını sağlamak çok daha önemli görünmektedir.

Tedavi sadece kemoterapiyi içermemelidir. Kadınların herhangi bir tıbbi müdahaleden önce hissettikleri anksiyete ile başa çıkabilmek için kaynaklara; bir kadının memeleri ve vajinasının cinselliğini ve feminenliğini tanımladığı gibi geleneksel mitleri yıkmak için akıl sağlığı eğitim programlarına; ve kendine güven ve benlik saygısı inşasını tedavi hedeflerinin bir parçası haline getirmeye ihtiyaçları vardır.

Nihai hedef sadece hastanın fiziksel sağlığı değil, genel olarak iyi olabilmesi olmalıdır.

  • Borràs, J. (2015). La perspectiva del género en el cáncer: una visión relevante y necesaria. Arbor, 191(773): a231.
  • Caniçali, C., Nunes, L., Pires, P., Costa, F., y Costa, M. (2012). Ansiedad en mujeres con cáncer de mama. Enfermería Global, 28, 52-62.
  • García-Viniegras, C. y González, M. (2007). Bienestar psicológico y cáncer de mama. Avances en Psicología Latinoamericana, 25, 72-80.
  • González, C., Calva, E., Bohorquez, L., Medina, S. y López, J. (2018). Ansiedad y calidad de vida en mujeres con cáncer de mama: una revisión teórica. Psicología y Salud, 28(2), 155-165.
  • Olivares, M. (2004). Aspectos psicológicos en el cáncer ginecológico. Avances en Psicología Latinoamericana, 22, 29-48.
  • Sebastián, J., Manos, D., Bueno, M. y Mateos, N. (2007). Imagen corporal y autoestima en mujeres con cáncer de mama participantes en un programa de intervención psicosocial. Clínica y Salud, 18(2), 137-161.