İyiymiş Gibi Yapmaktan Yorulmadınız mı?

17 Ağustos, 2017

Hayatımızda, sosyal açıdan kabul görmek için numara yapmanın artık anlamsız geldiği belli dönemler vardır. İçinizden gülümsemek gelmiyorken gülümsemek, herkesin sizden hoşlanmasını sağlamaya çalışmak ve mükemmel olup olmadığınızla ilgili endişelenmek aslında hem sizi çileden çıkarır hem de yorucudur. 

Her şey her zaman iyi ve olmasını istediğimiz şekilde olamaz. Ama sürekli mutlu, neşeli ve hoşgörülü insanlar olmak zorundaymışız gibi bir hava vardır. Numara yapmak acı verir. Bunu fark etmemizin zamanı geldi. 

“Artık bazı şeylere karşı hoşgörülü davranmayacağım. Kibirli birine dönüştüğüm için değil. Sadece, hayatımda artık, hoşlanmadığım ya da beni üzen şeylerle vakit kaybetmek istemediğim bir noktaya geldiğim için.

Alaycı tavırlara, haddini aşan eleştirilere ve türlü taleplere tahammülüm kalmadı. Hoşlanmadığım insanların benden hoşlanmasını sağlamaya çalışma isteğimi kaybettim. Beni sevmeyeni sevme, bana gülümsemek istemeyenlere gülümseme isteğimi de.

Artık bana yalan söyleyen ya da beni hileci bir şekilde kandırmaya çalışan insanlarla bir dakikamı bile harcamayacağım. İddiacılığın, ikiyüzlülüğün, sahtekarlığın ve ucuz ilttifatların olduğu yerlerde bulunmamaya karar verdim. Gösteriş için bilginlik taslayanlara ve akademik kibire karşı da sabırlı olmayacağım.

Ne kalabalığın arasına karışacağım ne de ayaktakımının. Çatışmalara ve kıyaslamalara tahammül etmeyeceğim. Farklılıkların olduğu bir dünyaya inanıyorum ve bu yüzden sert karakterli ve esnek olmayan insanlardan uzak duruyorum.

Arkadaşlıklarda ihanetten ve sadakatsizlikten hoşlanmıyorum. Karşısındakini nasıl cesaretlendireceğini ya da öveceğini bilmeyen insanlarla gerçekten iyi anlaşamıyorum. Abartılar beni sıkıyor. Hayvanları sevmeyen insanları kabullenmekte zorlanıyorum. En önemlisi de, hak etmeyen insanlara gösterecek sabrım kalmadı…

– Meryl Streep

Gülümsermiş gibi yapmayı bırakın

Öyle olmadığında bile her şey yolundaymış gibi davranıyoruz. Sürekli mutlu ve memnun olmamız için bir sebep yokken bile bunu yapıyoruz. Hayatta, üzüntü ve öfke gibi negatif duygular göstermemizi gerektiren karmaşık durumlar da vardır.

Bu duyguların negatif duygular olması, onları hissetmenin sağlıksız olduğu anlamına gelmez. Yani, kalbiniz kırıldığında ya da ailenizden biri hastalandığında üzülmeniz normal değil midir? 

İçten içe bizi üzen şeyler varken iyiymiş gibi yapmaktan daha fazla acı veren bir şey yoktur. Bu durum bize zarar vererek sonuçlanır. Eninde sonunda kendimizi, ruhumuzu sıkıca saran, dibe doğru sürüklenen bir sarmalın içinde buluruz.

Üzgün hisseden 10 kişiden 8’inin iyiymiş gibi davrandığını biliyor muydunuz? 

Duygularımız eninde sonunda bize zarar verir. Yıpranıp buruş buruş olurlar, ön yargılarla doludurlar. Bizi zehirlediklerini ve zayıf hissetmemize sebep olduklarını fark etmeyiz. Çünkü yalnızca başkalarına karşı değil, aynada gördüğümüz kişiye karşı da iyiymiş numarası yapıyoruz.

Bu yüzden kendimizi her zaman mükemmel ve istekli olmak zorundaymışız hissinden kurtarmalıyız. Artık gerçekten olduğumuz gibi görünelim. Çünkü, başka insanları kandırmak mümkün olsa da, kendimizi kandırmamız mümkün değildir.

Hissetmediğimiz gibi davranmak sadece rahatsızlık duymamıza sebep olur. Hatta depresyon, anksiyete, tükenmişlik, uyuşukluk, umutsuzluk, uykusuzluk ve asabilik gibi hastalıklara kapılmamıza bile sebep olabilir.

Özgün olmaya çalışmalı ve her an olduğumuz gibi görünmeliyiz. Aynı şekilde, kendimize hata yapmak için izin vermeli ve geçmişimizden utanç duymamalıyız. 

Eğer tüm bunlarla yüzleşirsek, kendimize daha iyi davranabileceğiz ve hayatlarımızı yeniden keşfedeceğiz. Çünkü hayat bizden mükemmel olmamızı istemez. Gerçekten mutlu olmak da sürekli mutlu olmamız gerekiyor demek değildir. Gerçek mutluluğa ulaşmak için, en iyi dönemlerimizi de en kötü dönemlerimizi de kabullenmeliyiz.

Hayattan almamız gereken en büyük ders, kendimizi tanımamız, kabul etmemiz ve sevmemiz gerektiğidir. Ancak bunu yapmak için yıllardır maruz bırakıldığımız pek çok şeyden, inançtan ve manipülasyondan kurtulmasını bilmeliyiz. 

Gözlerinizi açın ve canlanan duygularınızla hayatınıza bakmaya cüret edin.