İyilik Bir Kılavuz Gerektirmez, Kendiliğinden Ortaya Çıkar

30 Eylül, 2017

Belki de önceden, iyi insanların kılavuzunun ne olduğunu, ne okuduklarını ve bu iyiliğe sahip olmayı nerede öğrendiklerini, onları aydınlatan ışığın ne olduğunu merak etmişliğiniz vardır.

Aslında, iyi insanlar çevrelerindeki insanlar için yaptıkları muazzam iyiliği bilmezler ve yaşadığımız şu zamanda önemli bir özellik olan aşırı hassasiyetleri yüzünden, bazen cesaretleri kırılıyor olabilir.

Bu insanlar şüpheye kapılırlar ve hatta doğru mu yanlış mı yaptıklarını düşünerek kendilerine eziyet bile ederler. Onların besledikleri tutum çok saf ve samimidir. Gördüğünüz şey ile aldığınız şey aynı olur. Sıklıkla onları birçok saldırının hedefi haline getirebilecek hiçbir ikililik yoktur.

“Bildiğim tek üstünlük sembolü, nezakettir.”

– Ludwig Van Beethoven

Bazı insanlar nasıl gittikleri her yerde nazik bir şekilde davranacaklarına dair talimatlara ihtiyaç duymazlar. Bunlar, iyiliğin gerçek ifadesi ve anlamıdır ki bunlar her zaman kendiliğinden olur ve asla taklit edilemez. Sonuna dek doğal bir erdem biçiminde yaşarlar ve bu, hiçbir zaman dogmalara ve kurallara dayalı değildir.

İyiliği okumak gerekmez, sadece onu uygulamak gerekir

Mizaç, biyoloji ve çevre bizi farklı kılan, her çocuğun çevresindeki ortama az ya da çok sabır göstererek uyum sağlayan saf bir ruhu vardır. Rousseau, “insanın doğası gereği iyi olduğunu, toplumun onu bozduğunu” zaten belirtmiştir. Belki de tamamen haksız değildir.

“İnsanların kötülüğünün kendi seçimlerinden kaynaklandığını ve eğer kalplerinde taşırlarsa iyiliğin kaynağının da insanla birlikte ilerlediğini göreceksiniz.”

– Samos’lu Pisagor

rengarenk kumsal

Uygun bir gelişimin keyfini çıkaran çok küçük çocuklarda doğuştan gelen iyiliği görürüz. Çocuk oyuna diğer arkadaşlarını dahil eder, yaralı bir kuşu iyileştirmeye çalışır,sarılır, gülümser. Durup dinlenmek bilmez bir çocuktur, ama her zaman dışarı tutku ve sevinç dağıtır.

Eğitim erdemlerimizi köreltince

Bugün o kadar çok şiddet görüyoruz ki, bu da bizim çocuklarımızın eğitiminde neyi yanlış yaptığımızı sormamıza neden oluyor. Niçin doğuştan gelen ve kendiliğinden olan nezaket; acı, hüsran ve şiddete dönüştü? Bağlar kurmak istemediği, ancak karşılaştırmalar ve rekabet yaratmak istediği bir gelişim noktasına gelmeleri için kendilerine ne tür manevi ve sosyal modeller aşılıyoruz?

Doğal iyiliği nasıl teşvik edebiliriz?

Herhangi bir çocuğun iyiliğini artırmak için ayrıntılı planlar ya da stratejiler yoktur. Ancak asaleti teşvik etmek için daima yollar vardır.

  • Suçlamayı, tüm eğitim sistemlerinden atın. Suçlama sadece gereksiz bir mekanizma olmakla kalmaz, aynı zamanda insanlarda oldukça toksik özelliktedir. Birisini suçlu hissettirdiğimiz zaman, onları cezalandırınca yanlış olduğuna inandığımız bir şeyi tekrar yapmayacaklarını düşünmek, o kişinin yaptıklarının onu temsil ettiğini düşünmesine neden oluruz. Onlara bir şekilde kötü olduklarını söyleriz ve yakın zamanda da söylediğimiz şekilde davranmaya başlarlar.
  • Yargılanmayı bırakın. İnsanlar kendi yollarını seçerler ve kendi kararlarını verirler. Henüz çocukken kendi bireyselliğimizi ve karakterimizi göstermeye başlarız. İtaat etmek için eğitmek yerine, çevremizdeki her birinin karakterini koşulsuz olarak kabul etmeliyiz.
kuşlarla uçmak

  • Sınırları çizin. Medenilik ve görgü kuralları baskıcı değil, özgürleştiricidir. Başkalarına saygı göstermek, her bir bireyin sınırlarını ve limitlerini bilmenin yanı sıra, haklarımızın, görevlerimizin ve zevklerimizin nerede olduğunu bilmek demektir.
  • Doğa ve hayvanlarla temas kurun. Doğa, hayvanların sakin ve koşulsuz sevgisini sunar. Bu iki erdem tüm insan gelişiminin temelini oluşturur, çünkü huzur içindeyken dinler ve başkalarının görüşlerini dinleyerek empati geliştiririz.

İyi bir insan olmak bazen, durup kendinize kendinizi ve başkalarını iyileştirmeye nasıl başlayabileceğinizi sormak kadar basittir. Onu zorlamayın ya da her zaman ne yapmanız gerektiğini anlatan bir kılavuz bulmaya çalışmayın, çünkü daha önce de dediğimiz gibi, gerçek iyilik, kendiliğinden olandır ve asla alıntılanamaz.