Ivan Pavlov ve Klasik Koşullanma Teorisi

Nisan 5, 2019

Psikoloji tarihinde Ivan Pavlov tarafından köpeklerle yapılmış olan deneyler çok iyi bilinir. İnsanlar onun küçük rastlantısal keşfinden psikolojik bir öğrenme teorisi inşa ettiler. Pavlov’un çalışmaları klasik koşullanma ile bağlantılı öğrenmeyi anlamamıza yardımcı oldu.

Klasik koşullanma nötr uyarıları anlamlı uyarılarla birleştirmeyi içerir. Böylece nötr uyarılar diğer uyarıların yokluğunda ortaya çıktığı zaman, aldığımız yanıta benzer yanıt alırız, tabi eğer o belirli uyarıyı tanıtırsak. Uyarıya yanıt verme becerisi farklı olsa bile günlük birçok durumda bize yardımcı olur.

Klasik koşullanmayı anlayabilmek için konuyu iki açıdan tartışacağız. İlk olarak, Pavlov’un deneyini ve araştırmasını anlatacağız. İkinci olarak da bu tür koşullanmayı oluşturan bileşenler hakkında bilgi vereceğiz.

Pavlov’un deneyi

Rus bir psikolog olan Ivan Pavlov köpeklerin yiyecek sunulduğunda nasıl salya çıkardıklarını araştırmak için bir deney yürütüyordu. Bu çalışmayı yaparken bir gün köpeklerin yiyecek verilmeden de salya çıkardıklarını fark etti. Sadece köpekleri yapacağı deneyin koşullarına hazırlamak onların bu reaksiyonu göstermeleri için yeterli olmuştu.

Pavlov böylece bir şekilde deneyde muhtemel olan yiyecek sunumuna karşı köpeklerin çağrışım yaptıkları sonucuna vardı. Bu yeni buluşun gizemini çözmek için Pavlov bir dizi deney tasarlamaya başladı. Onun hedefi iki uyarıyı sunma olasılığında bir çağrışım olabileceği şeklinde kendi hipotezini test etmekti.

klasik koşullanma

Bu deney göstermiştir ki; klasik koşullanma zil sesinin yiyecekle yaptığı çağrışım ile olur. Pavlov birkaç köpeğin üzerine salya ölçer yerleştirdi. Deney esnasında Pavlov zili çaldı ve sonra da köpeklere yiyecek verdi. Ve açıkça görüldü ki; köpeklere yiyecek verildikten sonra ölçerler salya olduğunu gösterdi.

Bu iki uyarıyı (zil ve yiyecek) birkaç kez test ettikten sonra, Pavlov köpeklerin zil ve yiyecek arasında bağlantı kurmalarını sağladı. Bunun kanıtı da sadece zilin sesini duyan köpeklerin salya çıkarmalarıydı. Ancak şunu belirtmeliyiz ki; köpekler Pavlov yiyecek verdiği zaman daha çok salya çıkarıyorlardı.

Bu deney şunu göstermiştir; tek başına, nötr bir uyarıcı belirli, bilinen bir uyarıyla çağrışım yaparak tamamen yeni bir tepki gösterilmesini sağlar.

Klasik koşullanma ve bileşenleri

Klasik koşullanma olayını dört ana bileşende toplayabiliriz. Bu bileşenler koşulsuz ve koşullu uyaranlar ve koşulsuz ve koşullu tepkilerdir. Bu bileşenler arasındaki ilişkiyi anlayabilirsek, klasik koşullanmayı daha iyi anlayabiliriz.

Şimdi kısaca bu bileşenlerin her birini ve aralarındaki ilişkiyi açıklayalım:

  • Koşulsuz uyarıcı: Bu denek için zaten yeterince belirli ve anlamlı olan bir uyarıdır. Bu uyarı türüyle uyarının kendisinin bir tepki vermeye yeterli olduğunu anlatmak istiyoruz. Pavlov’un deneyinde koşulsuz uyarıcı yiyecek idi.
  • Koşulsuz tepki: Bu deneğin koşulsuz uyarıcıya karşı verdiği yanıttır. Önceden bahsedilen deney şartlarında koşulsuz tepki köpeğin yiyeceği gördüğü zaman çıkardığı salyadır.
  • Koşullu uyarıcı: Bu denek üzerinde kendi başına belirli bir reaksiyon oluşturmayan ilk nötr uyarıdır. Ancak koşulsuz uyarıyla çağrışım yapıldığında yeni bir reaksiyon oluşturmak için yeterlidir. Pavlov’un deneyinde bu uyarıcı ise zil sesidir.
  • Koşullu tepki: Bu ise koşullu uyarı sunulduğunda verilen yanıttır. Pavlov deneyinde de zil sesini duyan köpeklerin çıkardığı salyadır.
klasik koşullanma

İnsanın öğrenmesi

Klasik koşullanma bu bileşenlerin etkileşimini kapsar. Koşulsuz uyarıcıyla birlikte nötr bir uyarı sunmak birçok durumda nötr uyarıyı koşullu uyarıya dönüştürür. Bu nedenden dolayı, koşullu uyarıcı koşulsuz tepkiye benzer bir koşullu tepki verir. Bu şekilde iki farklı uyarı arasında kurulan bağlantıya cevaben yeni bir öğrenme süreci ortaya çıkmıştır.

Klasik koşullanmayla ortaya çıkan bütün araştırmalar insanın öğrenme sürecine birçok yeni fikirler katmıştır. Bu deneyler sayesinde fobileri önceden tahmin edebilir ve yeni bir uyarıyla duygular arasında bağlantı kurabiliriz.

Pavlov bizim öğrenme ve koşullanmayla ilgili bugün bildiklerimizi anlamamız için bir kıvılcım yakmıştır.