Serbest Çağrışım Metodu Nedir?

· Aralık 15, 2018

Serbest çağrışım psikiyatrinin babası Sigmund Freud tarafından ortaya atılan psikanalitik bir araçtır. Bu araç, danışanın terapi sırasında aklına gelen her şeyi ifade etmesine izin verir. Bunun yapılmasındaki amaç tüm filtrelerden ya da yargılardan kurtulmak ve düşünülen her şeyin terapistle paylaşılmasını sağlamaktır.

Serbest çağrışımın teorik bir temeli, belirli bir uygulama biçimi ve kati hedefleri vardır. Psikanalizin temel kısımlarından biri olsa da insanlar bu yöntemi aynı zamanda Rorscach testi ve temarik değerlendirme testi (TAT) gibi projektif testlerde kullanırlar.

Serbest Çağrışım Tarihi

Sigmund Freud bu kavramı 1892 – 1898 yılları arasındaki 6 yıllık bir süreçte geliştirmiştir. Yavaş yavaş hipnoz ve katarsis metotlarını ele alarak başladığı sürecin yerini serbest çağrışım aldı. Amacı: öneriden kaçınmaktı.

Freud, 1982 yılında hastası olan Bayan Emmy Von N. sonrasında serbest çağrışım fikri ile oynamaya başladı. Bu hasta, Freud’a düşünce trenini bölme huyundan vazgeçmesini söylüyordu. Emmy, Freud’un onun serbestçe konuşmasına izin vermesini istiyordu.
okuyan freud

1904’te yazılan “Psikanalitik Metot” kitabında Freud neden hipnozu bıraktığından bahseder. Breuer ile işinden sonra Freud hipnozun yalnızca kısmı ve geçici sonuçlar verdiğini fark etmiştir.

Serbest çağrışım metodu ise hastaların direncini kırabiliyordu. Bu sebepten dolayı bilinçaltlarına (anılarına, zayıf noktalarına, sembollere) ulaşmak daha kolay olabilirdi. Serbest çağrışımın etkileri de kalıcıydı. Ayrıca hastalar bu teknik sayesinde hipnotize edilmek zorunda kalmıyorlardı.*

Freud’un hipnotik ve katartik metotları serbest çağrışım ile değiştirmesinin sebepleri vardı. Daha sonra Freud serbest çağrışım metodunu kişilerin bilinçaltına ulaşmak ve derinliklere dalmak için kullanılan temel prensip haline getirdi.

Bunu da okuyun: Freud’un Bilinçaltı Zihin Teorisinin İlginç Özellikleri

Serbest Çağrışımın Teorik Temeli

Konuşurken gönderdiğimiz mesajın düzgün şekilde gönderilebilmesi için belirli kelimeleri seçeriz. Hepimiz bu kelime seçme sürecinden geçeriz, bazı insanlar bunu diğerlerine göre daha hızlı yaparlar. Fakat daima bazı hatalar olur: dil sürçmeleri, kelimeleri unutma, kendini tekrar etme vb. Genellikle bu “hataları” terapi süreci dışında göz ardı ederiz. Fakat terapi dahilinde bu hatalar oldukça önem kazanır.

“Bilinçaltı bir dil gibi yapısallaştırılmıştır.”

– Jaques Lacan

Psikanalistler bu “hataları” bilinçaltının bir yansıması olarak görürler. Bu tıpkı konuştuğunuz meselelerin savunma kalkanlarınızı aştığı anlar gibidir. Serbest çağrışım metodunda da aynı şey gerçekleşir.

Burada, terapistler danışanlarının kendilerini kontrol etmemelerini sağlayarak düşüncelerini mantık çerçevesine sokmalarına ihtiyaç duymamalarına yardımcı olurlar. Bu akıp gitmeleri için harika bir ortam sağlar ve bilinçaltları güçlenerek konuşmaya başlar. Açılırlar ve işte bu anda bilinçaltlarına giriş imkanı sağlanır.

“Zihnin sesi yumuşaktır fakat duyulana kadar rahat vermeyecektir.”

– Sigmund Freud

Freud insanların direncinin kırılmasını sağlar ve ardından iyileştirmenin önemli bir kısmı olan analize geçer. Bunu yapmanın tek yolunun serbest çağrışım olduğunu düşünür.

Klinik analiz için gerekli üç temel teknik vardır: serbest çağrışım, rüya yorumlama ve Freud sürçmesi. Serbest çağrışım burada en önemli olan metottur. Freud bu metodu psikanalitik terapiyi diğer terapilerden ayıran teknik olarak görmüştür.

Bunu da okuyun: Kavgadan Korkmak: Korkunuz Kendinizi Savunmanıza Engel Olduğunda 

serbest çağrışım

Serbest Çağrışımda Tam Olarak Ne Yapılır?

Serbest çağrışım bazen kendi kendine olur. Diğer zamanlarda, rüya, hayal ya da diğer düşünce tarzlarında belirir. Fakat doğru serbest çağrışımda hasta psikanaliste güvenmelidir.

Analistleriyle tartışmalarının normal bir sohbet olmadığının farkında olmalılar. Bu bir arkadaşlarıyla konuşmaları ya da günlük yaşamdaki bir karşılaşma gibi değildir. Bu seansta hiçbir şekilde yargılanma ile karşılaşmayacaklardır. Doğru ya da yanlış yoktur. Temel olarak, her şeyi söylemeleri mümkündür.

Önemli olan danışanın düşüncelerinin akıp gitmesine izin vermesidir. Ancak bu şekilde analistlerine kendilerini ifade edebilirler. Burada yaptıkları şey bilinçaltlarındaki sembollerin analiz edilmek, yorumlanmak ve üzerinde çalışılmak için ortaya çıkmasına izin vermektir. Bir kez bilinçaltlarını açtıklarında, bilinçli olarak üzerinde çalışmaya elverişli olacaklardır. Bunun tüm amacı, bir şeyi tartışma ya da rahatsızlığın öznesi olmaktan kurtarmaktır.

“İfade edilmeyen duygular asla ölmez. Canlı canlı gömülür ve en çirkin şekillerde ortaya çıkarlar.”

– Sigmund Freud

Uygun Bir Serbest Çağrışım Nasıl Oluşturulur

Tabii ki serbest çağrışım, hasta rahat hissettiğinde daha kolay uygulanacaktır. Rahatlığın analist ve analiz yapılan alanla da ilgisi vardır. Analitik alanda biraz teşvik olmalıdır.

Önceden koltuk kullanılırdı. Danışan koltuğa uzanır, analist danışanın görüş alanının dışında olurdu ve böylece danışan izlendiğini, yargılandığını ya da değerlendirildiğini hissetmezdi. Bunun amacı danışanın tamamen çağrışıma odaklanmasını sağlamaktı.

Analist danışana basit cümleler sarf ederdi; “herhangi bir şeyden bahsedebilirsin” ya da “aklına gelen herhangi bir şeyi söyle, herhangi bir görüntü ya da aklına gelen bir anı”. Bu şekilde danışan aklına gelen her şeyi aktarabilecek şekilde özgürleşirdi. Anlaşılmak ya da analisti memnun etmek gibi dertlerle uğraşmak zorunda kalmazlardı.

Dipnot

Bir analist hastanın bilinçaltına hipnoz ile erişebilir ama sorun bu değildir. Genellikle hasta hipnotik süreçten ayrılır ve ne anlattığını hatırlayamaz. Bu sebepten ötürü dirençleri daima gün yüzüne çıkar. Sonuçta analist ve hasta karşı karşıya gelir ve bu işleri yavaşlatır.

Diğer bir yandan, serbest çağrışım metodunda danışanlar tamamen kendindedir. Bu da, analist açıklamaya çalıştığında kendi söyledikleri şeyler konusunda sorumluluk sahibi olmaları anlamına gelir.