İşyerinde Mobbing ve Etkileri

Mayıs 11, 2020
Mobbing ya da iş yerinde yapılan zorbalık bir şiddet türüdür. Bu tür durumları yaşayan insanlar büyük oranda sessiz kalmakta ve yaşadıklarını kimseyle paylaşmamaktadır. Ancak bu tecrübelerin yarattığı etkilerin çok derin olduğunu ve bunların yıllarca sürdüğünü belirtmek gerekir. Bu durumlar, aslında düşündüğümüzden çok daha fazla travma sonrası stres bozukluklarına neden olmaktadır.

İşyerinde mobbing şiddetine maruz kalmanın psikolojik bir bedeli bulunmaktadır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve diğer sağlık organizasyonlarına göre mobbing, günümüzde işyerinde karşılaşılan başlıca sorunlar arasında gösterilmektedir. Bunun dışında son dönemlerde artış gösteren ve bu sorunla bağlantılı bir diğer problemin daha bulunduğunun altını çizmemiz gerekir. Her geçen gün artan şikayetlere rağmen gerekli mekanizmaların harekete geçmemesi ve yeterli önlemlerin alınmamasından dolayı sorunun önüne geçmeye yönelik adımlar atılamamaktadır.

Yani günden güne daha fazla insan bu sorunla yüzleşmek durumunda kalırken, çalışanların büyük bir kısmının gerekli adımları atmaya cesaret edemedikleri belirtilmektedir. İşyerindeki tacizi ispat etmenin zorluğu, bürokrasi ve yasal sürecin çok ağır bir biçimde işlemesi gibi nedenler insanların büyük bir kısmının geri adım atmasına neden olmaktadır. Bunun sonucunda da maruz kaldıkları mobbing şiddetinin sonuçlarıyla uzun süre yaşamak durumunda kalmaktadırlar.

Benzer şekilde, İspanya’da bulunan Mobbingi Durdurma Birliğinin (Asociación de alto al Mobbing – ASAM) işaret ettiği gibi, resmi kurumlarda görev yapan memurlar için durum daha da karmaşık bir hal almaktadır. Doktorlar, hemşireler, öğretmenler, polis memurları… İşlerini kaybetme korkusu nedeniyle seslerini yükseltemeyen çok sayıda kadın ve erkek bulunmaktadır. Bu yüzden, sürekli bir biçimde yıpratıcı ve  yorucu bir yaşamsal gerçeklik, insanların hayatlarının önemli bir parçası haline gelmektedir. Çok uç noktalarda ise intihara kadar giden durumların ortaya çıktığı görülmektedir.

Öte yandan, 1980 yılında zorbalık terimini terminolojiye sokan ilk kişi olan psikolog Heinz Leymann gibi konunun uzmanları, günümüzde dünyada gerçekleşen intihar vakalarının önemli bir bölümünün işyerinde maruz kalınan mobbing ve benzeri durumlardan kaynaklandığını ifade etmektedirler.

İşyeri ortamında sürekli olarak aşağılanıp hor görülmek stresli bir durum olmanın çok ötesinde bir sorundur. Aslında bu kabul edilmesi ve üstesinden gelinmesi gereken bir tür şiddettir.

İşyerinde üzgün bir adam

İşyerinde Mobbing ve Etkileri: Travma Sonrası Stresin Silinmez İzleri

İşyerinde mobbing ve zorbalık, psikoloji, tıp ya da ekonomi gibi çeşitli bilim alanları tarafından incelenmekte olan bir konudur. Ancak ilginç bir biçimde bu konuya kendini en fazla adamış kişilerin başında tanınmış etolog (hayvan davranışlarını doğal ortamlarında inceleyen zoolog) Konrad Lorenz gelmektedir. Lorenz mobbing kavramının, doğadaki çeşitli türlerin sergiledikleri vahşi ve şiddet içeren davranışlarla aynı özelliklere sahip olduğunu ileri sürmektedir.

Bu davranışları sergileyen hayvanlar aynı türden en zayıf olarak gördüklerini ya da en güçlü olanı yerinden etmek için grup haline gelerek hep birlikte saldırırlar. Heinz Leymann bu durumu psişik bir terör biçimi olarak tanımlar. Bir grup ya da bir kişinin kurban üzerinde şiddet içerikli bir davranış sergilemesi şeklinde gerçekleşir.

Kişi sistematik bir biçimde damgalanır, farklı biçimlerde haksızlığa uğrar ve bir insan olarak hakları sürekli bir şekilde çiğnenir. Leymann, bunların da ötesinde fiziksel şiddetin, itme ve vurma gibi saldırgan tutumların ya da kazaya neden olma gibi davranışların bile görülebileceğinin altını çizmiştir. Kadınlarda ise farklı şekillerde cinsel istismar ve taciz durumlarına rastlanabilir.

Bunun sonucunda, hepimizin de tahmin edebileceği gibi ortaya çıkan sonuç son derece derin ve etkilidir. Ayrıca işyerinde uygulanan mobbing ve tacizin kişi üzerinde bıraktığı izler yıllar boyunca silinmeyebilir.

Kalp ve Damar Hastalıkları

Kopenhag Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre zaman içerisinde sürekli olarak maruz kalınan mobbing çeşitli kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini %60 oranında artırmaktadır. Ayrıca yaşadıkları sorunları söylemeye cesaret edemeyen ve sessiz kalan insanlarda kalp krizi malesef yaygın bir biçimde görülmektedir.

Mobbing ve Uyku Bozuklukları

Diğer yandan işyerinde mobbing, uyku bozukluklarına da neden olmaktadır. Uykusuzluk, sık sık uyanmak ya da kabuslar görmek kişinin oldukça bitkin düşmesine yol açar. Böyle bir durum sadece iş verimliliğini olumsuz yönde etkilemekle kalmaz. Aynı zamanda kişinin ruhsal hali de oldukça kötüye gider. Hatta bu aşırı yorgunluk ve kendini kötü hissetme sonucu trafik kazası yapma ihtimali de oldukça yükselir.

Stresli kadın duvara dayanmış

Travma Sonrası Stres Bozuklukları

Floransa Üniversitesi tarafından 2016 yılında yapılan ilginç bir araştırma, Frontiers in Psychology adlı özel bir dergide yayımlanmıştır. Bu araştırmada, işyerinde mobbing uygulamasının zihinsel analizi yapılmıştır. Bunun sonucunda aklımızdan çıkarmamamız gereken çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Uzun süre devam eden mobbing, travma sonrası stres bozukluğu ile benzer semptomlara yol açmaktadır.

  • Bazen işten çıktıktan sonra bile, işyerinde zorbalığa maruz kalan kişinin acı, korku, kızgınlık ve üzüntü ile davrandığı görülmektedir. Bu tür davranışları kimi zaman sadece düşünerek, kimi zamansa çevresinde gözlemlediği bir detayın uyarıcı işlevi görmesi sonucu, ona işyerinde yaşadıklarını hatırlatması nedeniyle sergiler.
  • Kaçınma davranışları görülür. Mobbing tecrübesini ve iş ortamını hatırlatan tüm senaryolar, insanlar ya da uyarıcı niteliğindeki her şeyden kaçınma eğilimi ortaya çıkar.
  • Geçmişi hatırlama (flashback). Bu tür yaşanmışlıkları hatırlatan zihinsel görüntülerin tekrar tekrar ortaya çıkması sıklıkla görülür.
  • Hafıza kaybı ve konsantrasyon problemleri. İşyerinde mobbing uygulanan kişi sıklıkla hatırlama sorunları yaşar. Ayrıca konsantre olma konusunda zorluk çeker ve bilişsel performansında düşüş yaşar.
  • Benzer şekilde travma sonrası stres bozukluğu ile doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılı diğer tüm özellikler görülür. Örnek olarak uykusuzluk, anksiyete, kendine güven konusunda eksiklikler, kontrol eksikliği, dağınık ve bozulmuş düşünceler vb. gösterilebilir.

Bu semptom tablosu aylar, hatta yıllar boyunca etkinliğini sürdürebilir. Bu süreçten geçen herkesin, yaşadıklarını açık bir biçimde ifade etmesi önemli bir gerekliliktir. Ayrıca kapsamlı bir destek, yasal ve psikolojik yardım mekanizmalarının daha hızlı, daha çabuk ulaşılabilir ve daha efektif olması gereklidir.

Son olarak bir noktanın daha altını çizmek faydalı olacaktır. İşi bıraksak ya da çalışma ortamında şartlar düzelip artık mobbing uygulamasına maruz kalmasak da ruhsal sağlığımıza her zaman dikkat etmemiz gerektiğini unutmamalıyız.

Zorbalık ve taciz geride izler bırakır. Bunlar bizi değiştirir ve bir insan olarak potansiyelimizi tam olarak göstermemizin önünde ciddi birer engel olarak dururlar. Bu nedenle, kendimize olan güvenimizi yeniden kazanmak için uzman yardımı almak gerekebilir. Ayrıca kişisel olarak ve profesyonel anlamda kendimizi geliştirmek için gereken adımları atmamızın mutlaka yardımcı olacağını unutmamamız gerekir.

  • Adams, G. A., and Webster, J. R. (2013). Emotional regulation as a mediator between interpersonal mistreatment and distress. Eur. J. Work Organ. Psychol. 22, 697–710. doi: 10.1080/1359432X.2012.698057
  • Arnsten, A. F., Raskind, M. A., Taylor, F. B., and Connor, D. F. (2015). The effects of stress exposure on prefrontal cortex: translating basic research into successful treatments for post-traumatic stress disorder. Neurobiol. Stress. 1, 89–99. doi: 10.1016/j.ynstr.2014.10.002